Soyer: Kavgayla Bir Yere Varılamaz

2008-04-15 12:27:47 << Önceki Haber . Sonraki Haber >>
CTP-BG Genel Başkanı ve Başbakan Ferdi Sabit Soyer, Kıbrıs Türk halkının 21. yüzyılda var olabilmesi için, ekonominin büyütülmesi; kaynakların dengeli kullanılması; yetişen gençlere iş, aş ve istihdam alanı yaratacak yatırımlara pay ayrılması gerektiğini vurguladı.

Soyer, Kıbrıs sorununun çözümü için görüşme sürecinin 3 ay sonra başlayacağına işaret eden Soyer, erken seçim taleplerinin gündeme geldiği Kasım 2007’de, Haziran ayının seçim değil, görüşme ayı olacağını söylediklerinde eleştirildiklerini; ancak şimdi gerçeklerin ortaya çıktığını ve partisinin öngörülerinin doğrulandığını söyledi.

Soyer, kuraklığın ülkeyi yakan bir afet olduğuna işaret ederek, ekonominin ve insanların büyük bir felaketle karşılaştığını, bunu aşabilmek için toplumsal dayanışmaya, kaynakları dengeli değerlendirmeye ihtiyaç duyulduğunu belirtti.

Soyer, eleştirilerden doğru noktaların alınıp değerlendirilmesi ancak öfkeyle yaklaşılmaması gerektiğini kaydederek, kardeşin kardeşle kavga etmesiyle bir yere varılamayacağını vurguladı. Milliyetçilik veya solculuk yarışı yapılmamasını isteyen Soyer, halkın ihtiyaçlarına kimin yanıt vereceğinin önem taşıdığını, Kıbrıs’ta yeni süreç başlarken olgunlukla, vakur tavırla davranmak gerektiğini ifade etti.

Soyer, dün akşam, Partisinin Lefkoşa İlçe Örgütü’nün genişletilmiş ilçe meclisi toplantısına katılarak konuşma yaptı.

CTP Lefkoşa İlçe Örgütü Başkanı ve Lefkoşa Milletvekili Kadri Fellahoğlu, toplantıda Kıbrıs konusundaki gelişmeleri, süreci, iç siyasi gelişmeleri değerlendireceklerini söyledi.
Fellahoğlu, CTP’nin kadrolarının, ülkede siyasi bilinci, sorumluluk duygusu en üst düzeydeki kadrolar olduğuna inandığını belirterek, bugünlere CTP’nin kadrolarıyla geldiklerini ifade etti. CTP’nin öteki partilere hiç benzemediğini, çok önemli ve anlamlı farkları bulunduğunu kaydeden Kadri Fellahoğlu, bir ideoloji partisi olarak yola çıktıklarını, ülkenin ve halkın genel menfaatlerini ve çıkarlarını önde tuttuklarını vurguladı.

Verdikleri mücadelenin en başında Kıbrıs sorununun çözümünün geldiğini belirten Fellahoğlu, bu çabaların, mücadelenin omuz omuza süreceğini söyledi.

--SOYER: “DURUM TESPİTİ YAPMAK GEREK”--
Daha sonra konuşan CTP Genel Başkanı Ferdi Sabit Soyer, dinamizmin, CTP’nin sorunları aşmada en önemli faktörü olduğunu söyledi. Lokmacı barikatının açıldığını, Kıbrıs sorununun görüşme sürecinde yeni bir aşamaya gelindiğini kaydeden Soyer, 21 Mart’ta liderlerin mutabakatına göre 3 ay sonra görüşmelerin başlayacağını hatırlattı.

Soyer, gelinen her konakta durum tespiti yapmak gerektiğini, ancak bunu herkesin yapmadığını belirterek, referandumun ardından Rum tarafının Kıbrıs sorununun AB normlarıyla çözümünde ısrar ettiğini hatırlattı.

--“RUMLAR AB AVANTAJIYLA YOL YÜRÜMEYE ÇALIŞIYOR”--
Rum tarafının çözüm olmadan AB üyesi olmasının avantajıyla yol yürümeye çalıştığına işaret eden Soyer, Cumhurbaşkanı’nın, hükümetin ve CTP’nin bunun doğru olmadığı tespiti yaparak çıkış yolları önerdiğini; bu çıkış yollarının temelinde de BM görüşme sürecinin bir an önce başlaması, Annan Planı temelinde tarafların plandaki eksikleri dile getirmesiyle görüşmelerin başlamasını istediklerini söyledi.

Ferdi Sabit Soyer, bir yandan Papadopulos yönetimini eleştirdiklerini ve BM görüşme sürecinin başlamasında ısrar ettiklerini, öte yandan da Kıbrıs Türk halkı için dünyada açılımlar istediklerini, bu amaçla da Taşınmaz Mal Komisyonu kurulduğunu, AİHM indinde Kıbrıs Türk halkının evrensel hukuk normlarına bağlı hareketini dikkate alan bir değerlendirmenin gündeme geldiğini; milletvekillerinin Avrupa Parlamentosu’na ve Konseyi’ne gözlemci statüde katılmaya, Cumhurbaşkanı ve hükümetin uluslararası arenada sayısız girişimler yapmaya başladığını anlattı.

Soyer, AB Komisyonu’nun “kuzeydeki limanların kapalı olduğuna dair uluslararası bir karar ve ambargo yoktur” dediğini hatırlatarak, yapılan açılımlarla Rum halkı indinde bu siyasetin sürdürülemez olduğu kanaati oluştuğunu, Papadopulos’un da çözümsüzlüğe oynadığı kanaatinin pekiştiğini söyledi.
CTP’ye bu süreçte saldıranlar olduğunu belirten Soyer, AKEL’in ilk defa kendi adayını göstermesindeki değişimi sağlayan faktörlerden birinin CTP’nin ısrarla çözüm çizgisine bağlı, BM çözüm planına uygun bir çözümü kararlılıkla ve şaşmadan sürdürmesi olduğunu vurguladı.

--“CTP’NİN ÖNGÖRÜLERİ DOĞRU”--
BM görüşme sürecinin 3 ay sonra başlayacağına işaret eden Soyer, bunca zamandır CTP’ye yönelik söylenenlerin hesabını sormayacaklarını belirtti. “Doğru çizgimizi tereddütsüz sürdürdüğümüz sürece, çözüm sürecine, siyasi eşitlik temelindeki bir çözüme katkı sağlayabiliriz” diyen CTP-BG Genel Başkanı Ferdi Sabit Soyer, yaşananların, CTP’nin öngörülerinin her zaman doğru olduğunu gösterdiğini söyledi.
Kasım 2007’de erken seçim çağrıları yapılırken CTP’nin değerlendirmeleri sonucunda Haziran 2008’in seçim ayı değil büyük ihtimalle görüşme süreci olacağını söylediklerini belirterek, bunu söyledikleri için alay edildiklerini ve seçimden kaçmak için Kıbrıs sorununun arkasına saklanmakla suçlandıklarını hatırlatan Soyer, “Şimdi gerçek ortaya çıktı. Haziran 2008, görüşme sürecinin başlayacağı ciddi bir adımdır” dedi.

Soyer, toplumsal ortak aklın, enerjinin bu konuya verilmesi gerektiğini ifade ederek, Lokmacı kapısının açılmasındaki sürece değindi; bazı çevrelerin gecikmedeki sorumluluğu Cumhurbaşkanı’na ve hükümete yüklediğini ancak barikatın diğer kapılardaki açılış usul ve esaslarına göre açıldığını, bir dinamizm geldiğini anlattı.

--“SOĞUKKANLI, KARARLI”--
“Bu bize göstermektedir ki soğukkanlı, kararlı, politik gerçeklere uyan, hisleri aklın önüne değil, aklın enerjisine döndürdüğümüz sürece başarıya ulaşmamız ve her kesimin, konjonktürün iç ve dış ortamlarını değerlendirdiğimiz sürece başarıya doğru gideceğiz” diyen Soyer, komitelerin oluşturulduğunu, çalışmalarının ardından görüşmelerin de başlayacağını yineledi.
Soyer, ekonomik sıkıntıları aşmanın ellerinde olduğunu, 2003’te gayrı safi milli hasıla 975 bin dolarken 2006’da bu rakam 2 buçuk milyar dolara çıkmışsa bunun CTP’li hükümetlerin getirdiği bir ivme olduğunu, ekonomiyi kendilerinin büyüttüğünü söyledi.
Toplumda yurtseverliğin, ortak payda temelinin kaybedilmeye çalışıldığını belirten Ferdi Sabit Soyer, yurtseverliği, ortak paydayı göz ardı edenlerin hiçbir zaman toplumun gelişme ve ilerlemesine katkı sağlayamayacağını vurguladı.

--“KURAKLIK BİR AFET”--
Soyer, kuraklığın ülkeyi yakan bir afet olduğuna işaret ederek, ekonominin ve insanların büyük bir felaketle karşılaştığını, bunu aşabilmek için toplumsal dayanışmaya, kaynakları dengeli değerlendirmeye ihtiyaç duyulduğunu belirtti.
Yılların biriktirdiği yapıyı reddetmenin kolay olmadığına işaret eden Soyer, 24 bin sosyal sigorta emeklisi ve 27 bin devletten emekli maaşı veya sosyal yardım alan insan bulunduğunu, KKTC bütçesinin yüzde 47’sinin emekli maaşlarına ve sosyal yardım alanlara gittiğini; bunu miras bulduklarını, bu mirası mazeret kullanmadıklarını, kazanılmış bu hakları kesemeyeceklerini anlattı.

--KAYNAKLARI DENGELİ KULLANMAK--
Soyer, “Öyleyse ekonomiyi büyütmek, büyütürken kaynakları dengeli kullanmak, yetişen gençlere iş, aş ve istihdam alanı yaratacak yatırımlara da pay ayırarak bu işin içinden çıkmamız lazım. Aksi halde Kıbrıs Türk halkı 21. yüzyılda var olamaz, ekonomide ciddi düzenleme yapamayan bir halk, yapay kaynaklarla ayakta kalamaz” diye konuştu.
Yurtseverlerin, eşit taraf olma iddiası olanların bunları düşünmesi gerektiğini ifade eden Soyer, bazı sendikalar CTP’yi “tekelci sermayenin sözcüsü” diye nitelerken, iş adamlarının bir kısmının da paralı ilanla kendilerine “bunlar Stalin’den de beter” dediğini kaydetti. Soyer, bu memnuniyetsizliğin, statükonun oluşturduğu yapay yapıları sarsmaya kalkmalarından kaynaklandığını söyledi.

Soyer, Kıbrıs Türk halkının kendi kendini yönetme iddiası varsa bu sözün altının dolması gerektiğini vurgulayarak, “Bir halkın kendi kendini yönetmesinin esas unsuru kendi bütçesine ve kaynaklarına sahip olmasıdır. Eğer sahip olmazsa hoş bir sedadan başka anlamı yoktur bu sözün...” dedi.

Kıbrıs Türk halkının Kıbrıs’ta Rumlar kadar eşit hak sahibi olarak 21. yüzyıla hazır olması gerektiğini, bu zor görevin kendilerinde olduğunu belirten Soyer, çok soğukkanlı olunmasını istedi.
Türkiye’deki sağ-sol çatışmalarına ve bölünmelere işaret eden Soyer, Kıbrıs’ta da toplumun sağ ve sol güçleri arasına nifak tohumları atılmak istendiğini, kendilerine hainlik edebiyatıyla saldırıldığını, Annan Planı döneminde çok sert tartışmalar yaşandığını, ama barış güçlerinin oyuna gelmediğini; yakın mesafede evet ve hayır mitingleri yapılırken kavga çıkmadığını, kaos yaşanmadığını hatırlattı.

Bugünlerde de vatan hainleri suçlamalarının arttığını, diğer yandan meclis önünde mitingler yapıldığını, hükümetin hem Ankara’nın kuklası, hem Enosisçi olmakla suçlandığını, ortak dil olmadığını gördükleri için iki kesimin de CTP’yi faşistlikle de itham ettiğini anlatan Soyer, öfkelenen partililerinin asla bu tuzağa düşmemesini istedi.

--“KAVGAYLA BİR YERE VARILAMAZ”--
CTP-BG Genel Başkanı Soyer, eleştirilerden doğru noktaların alınıp değerlendirilmesi ancak öfkeyle yaklaşılmaması gerektiğini kaydederek, kardeşin kardeşle kavga etmesiyle bir yere varılamayacağını vurguladı. Milliyetçilik veya solculuk yarışı yapılmamasını isteyen Soyer, halkın ihtiyaçlarına kimin yanıt vereceğinin önem taşıdığını, Kıbrıs’ta yeni süreç başlarken olgunlukla, vakur tavırla davranmak gerektiğini ifade etti.

Soyer, daha yapacak çok işleri bulunduğuna, Rum tarafının kişi başına düşen milli gelirinin 22 bin dolar olduğuna dikkat çekerek, Kıbrıslı Türkleri de bu düzeye getirmek, çözümün güçlü bir tarafı yapmak için çalıştıklarını ve birlikte başaracaklarına inandığını söyledi.




* Bu haber 135 kez okundu. << Önceki Haber . Sonraki Haber >>

Yorumlar:

Yorumlarınızın konuyla ilgili, ahlak kurallarına uygun, kişilik haklarını ihlal etmeyen yorumlar olmasına dikkat ediniz.
IP adresiniz (38.103.63.61) kaydedilecek.

Adınız :
Yorum:

Son Haberler