5’li konferans aracılığıyla yatırımları engelleme adımları

5’li konferans aracılığıyla yatırımları engelleme adımları
banner32

Fileleftheros, Kıbrıs sorununda 5’li konferans aracılığıyla Avrupa Konseyi’nin Türkiye’ye yaptırım kararı almasının engellenmesi maksadıyla diplomatik perde gerisinde adımlar atılmakta olduğunu bildirdi.
Haberi “BM’ye Türk Şapkası” başlığıyla manşete çekten gazeteye göre Genel Sekreter’in Kıbrıs geçici Özel Danışmanı Jane Holl Lute, 5+1 (Kıbrıs’taki iki taraf, 3 garantör ve BM) konferans hazırlıkları için yarın Ada’ya gelecek. Lute, Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ve Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasidis ile 1 Aralık’ta görüştükten sonra 2 Aralık’ta da Atina’ya gidecek, ardından New York’a dönecek ve Ankara’ya on gün sonra gidecek.
Türkiye’nin Lute ile görüşmeden önce, 10 Aralık’taki Avrupa Konseyi toplantısından çıkacak sonucu bekleyeceğini yazan gazeteye göre, Türkiye bu şekilde, Kıbrıs sorunundaki hareketler ile AB’nin, aleyhine yaptırım kararı alma olasılığıyla ilgili görüşmeleri bağdaştırıyor. Gazeteye göre “Türkiye, AB’den hakkında yaptırım kararı çıkması halinde Kıbrıs sorununda iş birliği yapmayacağı mesajını vermeye çalışıyor.”
Gazete edindiği bilgilere dayanarak İngiltere Dışişleri Bakanlığı Siyasi Müdür Yardımcısı Ajay Sharma’nın son dönemde ikinci kez Ada’ya gelerek gerek KKTC’de gerek Rum tarafında bütün konuları kapsayan temaslarda bulunduğunu yazdı, şunları ekledi:
“Lefkoşa’yı, Türkiye aleyhine yaptırım kararı alınmasında ısrar etmemeye ikna etmeye çalışmanın, misyonunun en üst sırasında olduğu izlenimi veren İngiliz yetkilinin öne sürdüğü argüman da böyle bir gelişme ile (Türkiye hakkında yaptırım kararı çıkması) beşli konferans toplanmasının mümkün olmayacağıdır.”
“OLAĞAN ŞÜPHELİLER…”
Gazete İngiltere’yi kast ederek “bazı olağan şüpheliler” açısından beşli konferansın, ortam bozulmasın diye (Türkiye’ye) yaptırım görüşmelerinin dondurulmasına yeterli sebep olduğunu belirterek şunları kaydetti:
“Aynı zamanda Kıbrıs sorununun özü hakkında başka bir zemin meselesini gündeme getiren formüller ileri götürüyorlar. Yani, karşılıklı olarak ortaya konulan farklı görüşler arasında bir ‘altın kesit’ aranacak bir yaklaşım. Böyle bir gelişmenin Türkiye’nin ayağının altına halı sereceği aşikârdır. Böyle bir durumda, başka bir zeminde antlaşmanın da görüşüleceği ortadadır. Aranan formülün, gevşek federasyon ile iki devlet arasında olduğu da hatırlatılıyor.” 
Gazete Ajay Sharma’nın Kıbrıs sorununu çok iyi bilen ( 2004 Annan planı döneminde Ankara büyükelçisiydi) bir diplomat olduğunu ve Ada’daki temasları sırasında sonuç olabilmesi için gayrı resmî beşli konferans toplanması için ön hazırlık yapılması gereğini savunduğunu yazdı.
Haberde Sharma’nın, yaptığı görüşmelerde ülkesinin iki devlet çözümünü desteklemediğini söyleyerek BM kararlarına atıfta bulunsa da bunu, Rum tarafını tatmin etmek ve ana ziyaret sebebi olan Türkiye’ye yaptırım dayatılmaması ile ilgili argümanını desteklemek olduğu görüşüne yer verildi. 
İngiltere’nin Güney Kıbrıs’taki Yüksek Komiseri (büyükelçi) Stephen Lillie’nin alenî açıklamalarında alternatif fikirler de görüşülebileceğini tekrarladığını hatırlatan gazete, son olarak Rum ve Yunan hükümetlerinin Lute’un ziyareti ve Avrupa Konseyi öncesinde doğrudan iletişim içerisinde bulunduğunu ve hafta sonunda da dışişleri bakanları düzeyinde genel bir değerlendirme yapılacağını ekledi. 
“5’Lİ KONFERANS İŞİTİLDİĞİ GİBİ PROSEDÜREL NİTELİKTE OLMAYACAK”
Haftalık Kathimerini ise 5’li konferansın, işitildiği gibi prosedürel nitelikte olmayacağını, Lute’un niyetinin “sadece tarafları dinlemek ve tavırlarını not etmek için değil, orta yolun neresi olduğunu saptamak ve bu şekilde Genel Sekreter Antonio Guterres’in beşli konferans hazırlıklarına katkı sağlamak olduğunu” yazdı.
Lute’un görev emrinin “müdahil tarafları gayrıresmî bir 5+1 konferans için yakınlaştırmanın yolunu bulmak olduğunu belirten gazete, diplomatik kaynakların “prosedürel bir görüşme olacağı işitilmiş olmasına rağmen, BM Genel Sekreteri’nin iki toplum ve garantörler arasında özlü bir görüşme olmasını istediğini” söylediğini yazdı. Haberde, beklenmedik bir gelişme olmazsa, 5+1 konferansın Ocak ayında toplanabileceği de belirtildi. 
KATILIM ANTLAŞMASINDAKİ 10’UNCU PROTOKOL ÜZERİNE…
Politis “Federasyon ile Konfederasyon Arasında… Lute’un Ziyareti ve Kıbrıs Sorununda Yeni Hareketlilik” başlıklı manşet haberinde BM, AB ve İngilizlerin perde gerisinde Kıbrıs sorunuyla ilgili büyük bir hareketlilik içerisinde olduğuna işaret etti.
Kıbrıs Türk ve Rum taraflarının Lute’un ziyaretinden beklentilerinin de birbirinden farklı olduğunu (Rum tarafı Lute’un referans şartlarını tamamlamasını ve müzakerelerin Crans Montana’da kaldığı yerden devam etmesini, Kıbrıs Türk tarafı da masada iki devlet çözümünün de olmasını) belirtti, bu durumu “kaos” vurgusu ile tanımladı.
“Muteber siyasi analizcilerin, nihayetinde taktikçilik hâkim olmaz ve BM, Amerikalılar, İngilizler ve AB taraflara nihai bir anlaşma yönünde baskı yaparsa, varılacak çözümün federasyon ile konfederasyon arasında bir şey olacağı” görüşünü de paylaşan gazete haberinin “10’uncu Protokol ve AB” başlığıyla ayırdığı bölümünde özetle şunlara dikkat çekti:
“Kıbrıslı Rum kaynak gazetemize, beşli konferans arifesinde Kıbrıs sorununa etkileyici bir giriş yapmaya hazırlanan İngilizlerin haricinde, 2004’te, katılım antlaşmasının ana bölümünü oluşturan 10’uncu Protokol ile Kıbrıs’ın tamamını bünyesine alan Avrupa Birliği’nin de söz sahibi olması gerektiğini söyledi.
Kıbrıs’ta iki devlet çözümü olması durumunda olgular önemli ölçüde karmaşıklaşacak, AB içerisinde bir Kıbrıs, dışında da bir Kıbrıs olacak olması, 100 binden fazla Kıbrıslı Türk Avrupa pasaportuna sahipken, Avrupalıları tatmin etmeyeceği argümanına sahip olanlar da var. Avrupa pasaportu sahibi binlerce Rum’un da Maraş’a dönmesi ve AB dışındaki Kıbrıs Türk devletçiğinde yaşaması halinde durum daha da karmaşıklaşacak. Avrupalı bir diplomata göre bu şartlar altında ‘Komisyon’un alenen ve kararlı bir şekilde Kıbrıs’ta iki devleti kabul etmediğini söylemesi çok yapıcı olabilir, o zaman AB tercih ederse, Kıbrıs’ın AB üyesi olarak varlığının tekrar incelemesi gerekecek.’ 
Bu tez Kıbrıs sorununun AB’nin ana gündeminde olduğunu, AB’nin güneydoğu sınırlarını istikrarsızlaştıran bir konu olarak yaklaştığını ima ediyor. Komisyon’un üst düzey yetkilisine göre durum maalesef şöyle: ‘Kıbrıs AB’nin katı sınırı addedilmiyor. Bugün İtalya ve İspanya başta olmak üzere gittikçe daha çok üye devlet, Kıbrıs sorununun çözülme olanağı olmayan büyük sorunlara sebep olan bir sorun gözüyle bakıyor. Dönem Başkanı Almanya dahi artık, her yöntemle Kıbrıs sorununu Avrupa-Türkiye ilişkilerinden ayırmaya çalışıyor çünkü Lefkoşa’nın Berlin görüşmelerine katılması yönündeki inisiyatifi başarısız oldu.’ Bu şartlar altında, 10’uncu Protokol’ün toprağa dair gerçekleri yansıtmadığı argümanına atıf yaparak iki devletten söz etmeye başlayanlar var ancak öte yandan AB, Avrupa Birliği içinde iki devlet senaryosunu tamamen reddediyor.” 

banner56
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER