banner22

Rum basını yazdı..."Her şey önceden planlandı"

Rum basını yazdı..."Her şey önceden planlandı"

Kıbrıs sorununun çözümüne dair her şeyin önceden planlanmış olduğu, Washington ve Londra’nın, Güvenlik Konseyi’nden de destek isteyen Genel Sekreter Antonio Guterres’le mevcut çıkmazın ortadan kaldırılması konusunda uzlaştığı öne sürüldü.
Haftalık Kathimerini haberine göre, önümüzdeki sonbaharda düzenlenmesi planlanan gayrı resmî konferansın, bir kez daha, Kıbrıs sorununda çözüm için son fırsat diye bir şey olmadığını göstereceğini ve muhtemelen bu sefer federal üniter devlet çözümü için son fırsat olduğunun ortaya çıkacağını yazdı.
Haberde “Sonbaharda,  Crans Montana’daki gibi çökme tehlikesi olmadan sonuna kadar; yani katılımcıların, garantiler olmadan, sürdürülebilir güvenlik sistemi ile iki bölgeli iki toplumlu federasyon çözümü olup olamayacağı sorusuna cevap vereceği noktaya, olamazsa da başka çözümler aranması noktasına kadar gidilecek” ifadesine yer verildi.
Bu planlamaya katılan Washington ve Londra’nın Kıbrıs sorunundaki çıkmazın kaldırılması çabasına  BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in şahsen müdahil olmasını istediğini, BM yetkililerinin de Güvenlik Konseyi’nin güçlü desteğini talep ettiğine işaret edilen haberde şu ifadelere de yer verildi:
“Gerçekte oyunun kuralları Guterres BM Barış Gücü ile ilgili raporunu Güvenlik Konseyi’ne sunmasından kısa süre önce düzenlendi ve (Guterres) şahsen müdahil olmazsa, devamında kayıp bir 6 ay daha olacağı ortaya çıktı.”
HİDROKARBON VE KKTC’DEKİ CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİYLE İLGİLİ AÇIK FIRSAT PENCERESİ
Fileleftheros “Yeni Prosedür Şipşak… Gaz ve Sahte Seçimler Görüntüsü Önünde Ekim Sonuna Kadar Takvim” başlıklı manşet haberinde “BM ve uluslararası aktörler Kıbrıs sorununda son teslim tarihi ve somut adımları olan bir çerçeve şekillendiriyor” ifadesine yer verdi.
Gazete iyi bilgili kaynakların, hidrokarbonlar ve KKTC’de yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili açık bir fırsat penceresi görüldüğünü ve bunun değerlendirilmeye çalışıldığını” söylediğine işaret etti.
Habere göre BM Barış Gücü’nün görev süresinin uzatılması vesilesiyle iki liderden, BM Genel Sekreteri’nin iyi niyet misyonu raporunu sunacağı Ekim sonuna kadar; ortaya çıkan meselelerin çözümü için oluşturmaları istenen mekanizmayı hayata geçirmek için ne yaptıklarını, ve gerçekleştirilecek bütün diyaloglardan çıkan sonuçları yazılı sunmaları istendi.  
Çeşitli diyaloglar vasıtası ile özellikle ara bölgede ve diğer alanlardaki durumun yatışabileceğine inanıldığı belirtilen haberde, bu çerçevede anlaşmazlıkların çözüm mekanizmalarında rol oynayacak teknik komitelerin de güçlendirileceği kaydedildi.
Uluslararası aktörlerin,  hidrokarbonların diken teşkil ettiği ve çabayı zorlaştırdığı görüşünde olduklarına işaret eden gazete “Uluslararası  hidrokarbonlar konusundaki gerilimin diyalog yoluyla, yani Kıbrıs müzakerelerine bu başlığın eklenmesiyle azaltılabileceğini değerlendiriyor. Bu, Ankara’nın istediği bir gelişmedir” ifadelerine yer verdi.
Haberde, KKTC’de önümüzdeki yılın ilk aylarında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda ise kampanya döneminin Eylül’de başlamasının kaygılandırmakta olduğuna işaret edildi ve şunlara dikkat çekildi:
“Herkes, her şeye Türkiye’nin karar verdiğini biliyor ancak Mustafa Akıncı ile Kudret Özersay’dan daha iyi uzlaşılabileceği değerlendiriliyor. İyi bilgili kaynaklar, artık daha çok uluslararası aktörün bu dönemin Kıbrıs sorununda yeni bir çaba  için değerlendirilmesi gerektiği görüşünde olduğuna dikkat çektiler.”
“ANASTASİADİS HAYATININ ZARINI ATMAYA HAZIRLANIYOR”
Aynı gazete “Hayatının Zarını Atmaya Hazırlanıyor” başlığıyla aktardığı Washington çıkışlı haberinde Anastasiadis’in “hayatının zarını atmaya hazırlandığını” ancak zarları kendisi ve kendi geleceği için değil “Kıbrıs ve halkı” için atıyorsa “Ada’yı “çözecek ve Türkiye’nin  etki alanına sürükleyecek bir anlaşmaya sürükleyeceği” görüşünü ortaya koydu ve “yapılan bütün eylemler ve perde gerisindeki bütün tartışmalar Kıbrıs Cumhuriyeti’nin dağılmasıyla ilgili” ifadesini kullandı.
III. Makarios’tan Anastasiadis’e kadarki süreç içerisinde “Kıbrıslı Rum çoğunluğun, cılız Kıbrıslı Türk azınlığa mecbur bırakılacağı” yeni bir devlet kurulmasının müzakere edildiği savunulan haberde Güney Kıbrıs’ı İngiliz döneminden bu yana küçük bir siyasi ve ekonomik aristokratlar zümresinin yönetmekte olduğu, bu zümrenin Ada’yı Türkiye’nin etki alanına sokmamasını, herhangi bir çözümün halkın onayından geçmesi gerektiği kuralının engellediği kaydedildi.
Haberde DİSİ ve AKEL liderliklerinin partisel ve kişisel çıkarlarını her şeyin üstünde tuttuğu,  Kıbrıs sorununda aynı politikayı uyguladığı, her iki parti çoğunluğu tarafından kağıt üzerinde desteklenecek bir çözümün geçirilmeye çalışılması halinde buna şaşırılmaması gerektiği görüşü ortaya konuldu.
Anastasiadis’in, Yunanistan’da çiçeği burnunda Miçotakis hükümeti, daha gelişmeler hakkında bilgi bile almadan  “Ada’yı yeniden büyük bir maceraya sürüklemeye karar verdiği” belirtilen haberde  özetle şu ifadelere yer verildi:
“Olguları isimleriyle söyleyelim: Sayın Anastasiadis’in müzakere etme hakkı yoktur. AKEL ile  son Avrupa seçiminde oy kullanan insanların neredeyse yüzde 60’ına sahip olabilirler ama bir referandumda kendi oylarını arayacaklar. Halk yine onlarla eğlenecek, bu müstahaklarıdır çünkü ilgilendikleri şey ondan sonrası ve  devlet değil siyasi-ekonomik sistemdir.” 

YORUM EKLE
banner21
SIRADAKİ HABER

banner24