banner22

Rum Ulusal Konseyi'nden ortak açıklama

Rum Ulusal Konseyi'nden ortak açıklama
banner30

Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis, Fatih sondaj gemisinin Doğu Akdeniz’e gelerek sondaja hazırlanmasına karşılık uluslararası toplumun, özellikle de Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye yaptırım uygulanmasını sağlama ve diğer hukuki yaptırım girişimleri hakkında bilgi vermek üzere Rum Ulusal Konseyi’ni dün olağanüstü topladı.

Konsey toplantısında, Doğu Akdeniz’deki faaliyetleri nedeniyle Türkiye’nin kınandığı ortak açıklamada–Rum Ulusal Konseylerinde çok nadir görülen- fikir birliği sağlandı ancak bu çok uzun sürmedi. Aksi bir açıklama yapılmayacağı konusunda uzlaşıya varılmasına karşın, açıklamanın içeriğine itiraz geldi.

Rum Ulusal Konseyi’nde, bütün partilerin oy birliğiyle alınan ve her birinin altına imza attığı ortak açıklama dışında Anastasiadis’in, Türkiye’ye baskı yapılmasını sağlamak için yapılan ve yapılacak girişimler, Çin’de görüştüğü BM Genel Sekreteri’ne sunduğu teklif ve AKEL’in dünkü Konsey toplantısına sunduğu eylem önerisi, bugünkü gazetelerde çeşitli başlıklarla geniş ölçekte yer aldı.

Alithia “Nadir Fikir Birliği, Ama Kısa Süreliğine… Ulusal Konsey Türkiye’nin MEB’deki İhlallerini Topluca Kınadı” başlıklı haberinde Konsey’in, bütün katılımcıların oy birliğiyle aldığı ve altına imza attığı ortak açıklamayla Doğu Akdeniz’deki ve diğer faaliyetleri ile Rum yönetiminin “egemenlik haklarını ve toprak bütünlüğünü ihlal etmekle” suçladığı Türkiye’yi “kınadığını” yazdı.

Habere göre Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki “faaliyetlerine ve şiddet tehditlerine derhal son vermesi” istenen ortak açıklamada, “Kıbrıs sorununa BM prosedürleri aracılığıyla barışçıl çözüm bulunmasına bağlı olunduğu ancak Türk faaliyetlerinin, çözüm çabalarının altını oyduğu ve engellediği” öne sürüldü, “Türkiye’nin faaliyetleri son bulmadan Kıbrıs sorununun çözüm prosedürünün yeniden başlaması çabasının devamı için uygun koşullar yaratılmaz” denildi.

AKEL KONSEY’E ORTAK AÇIKLAMA DIŞINDA TEKLİF GÖTÜRDÜ, MÜZAKERELERİN YENİDEN BAŞLAMASI İÇİN İNİSİYATİF ALINMASINI İSTEDİ

Gazete AKEL’in, bu ortak açıklamanın altına imza atmış olmasına karşın Konsey’e, kendi önerilerinin yer aldığı ayrı bir öneri sunduğunu, bunun da diğer katılımcıların tepkisini çektiğini kaydetti.

Gazeteye göre AKEL Genel Sekreteri Andros Kiprianu, “özellikle şu anda, Kıbrıs Cumhuriyeti olarak belirlediğimiz en önemli hedef olan Kıbrıs sorununun çözüm çabasının canlı kalması için Başkan ile siyasi partiler arasında iş birliği olması çok önemlidir” dedi.

Kiprianu, AKEL’in Anastaiadis ve diğer partilerle iş birliğine “yapılacak eylemlerin bu hedeflere hizmet etmesi şartıyla” hazır olduklarını belirtti. Partisinin Konsey’e sunduğu teklifi de, Anastasiadis’in Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki “faaliyetlerine son vermesi şartıyla Kıbrıs sorununda özlü müzakerelerin yeniden başlaması için BM Genel Sekreteri ve AB nezdinde inisiyatif alması” olduğunu söyledi. Kiprianu, partisinin teklifiyle ilgili özetle şunları söyledi:

“AKEL’e göre Başkan Anastasiadis, BM Genel Sekreteri’ne, Eylül 2017 tarihli raporu; yani Guterres çerçevesi, bugüne kadar sağlanan yakınlaşmalar temelinde ve anlaşmanın uygulanmasına dair gayrı resmi anlaşma temelinde müzakereye hazır olduğunu söylemeli. Birinde Kıbrıs sorununun dış yönlerinin, ötekinde de iç yönlerinin görüşüleceği iki masa olmalı. Takvimleri kabul etmediğimizi ancak  her türlü çabayı harcayacağımızı ve uzlaşı çerçevesinde aynı Türk tarafından aynı karşılığı bulursak en kısa sürede anlaşmaya varmayı taahhüt ettiğimizi açıkça söyleyelim. Aynı zamanda, Kıbrıs sorununun çözümüyle birlikte hidrokarbon meselesini de çözecek olan, doğal kaynaklar ve bunlardan edinilecek gelirle ilgili var olan yakınlaşmayı yeniden teyit edelim.”

Rum yönetiminin AB’den Türkiye’ye yaptırım uygulaması talebine katılıp katılmadığı sorulan Kiprianu “Türkiye’ye yaptırım uygulanması için inisiyatif alınmasını dışlamıyoruz ancak önce başka şeyler yapılmalı. Sonuç alınmazsa, neden olmasın” cevabını verdi.

Gazete Kiprianu’nun ortak açıklamaya imza atmasına rağmen ayrı açıklama yapmasının Konsey üyeleri arasında hoşnutsuzluk yarattığını, DİSİ Başkanı Neofitu’nun “görüşünü açıklamak AKEL’in hakkıdır ancak ülke tehdit ve tehlike altındayken birlik gerekir” ve Vatandaşlar İttifakı’nın “ortak açıklama hemfikir olduklarımızı söylüyor, ayrı açıklamalar ortak tezimizin ve birlik olma çabamızın altını oyar” dediğini yazdı.

Ekologlar, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki faaliyetleri ile Kıbrıs müzakerelerinin yeniden başlaması konusunun bağdaştırılmasına itirazı olduğunu ancak yine de ortak açıklamaya imza attığını açıkladı. ELAM ise AB’den, Türkiye’ye silah ambargosu uygulanmasına destek vermesinin istenmesini önerdi.

Fileleftheros “Kıbrıs Cumhuriyeti: Türkiye’ye İki Düzeyde Baskı… Ulusal Konsey Türk İhlallerini Oy Birliğiyle Kınadı” başlıklı haberinde Anastasiadis’in dünkü toplantıda Konsey üyelerine, Rum yönetiminin Türkiye’ye karşı iki düzeyde önlem aldığı ve almaya devam edeceği bilgisi verdiğini yazdı.

TÜRKİYE’YE İKİ DÜZEYDE “BASKI” ÇABASI

Gazete, Konsey toplantısında söylenenlerle ilgili edindiği bilgilere dayanarak Rum yönetiminin önlemlerinin bir aşamasının doğrudan Türkiye’ye, ikinci aşamasının da müdahil şirketlere yönelik olduğunu yazdı.

Habere göre dünkü toplantıda, Rum yönetiminin hareketlerinin Fatih sondaj gemisi Doğu Akdeniz’e demirlemeden çok önce başladığı, Rum yönetiminin hukuki tedbirlerinin de yer aldığı bu kapsamda, hidrokarbon alanında faaliyet gösteren 14 farklı şirkete ulaşıldığı ve Rum yönetiminin izni olmadan yapılacak her türlü faaliyetin yasadışı olduğunun” iletildiği söylendi. Bu şirketlerden 10’unun, Türkiye ile herhangi bir görüşmeye girmeyecekleri cevabını verdiği, 4’ünün de sonradan Türkiye ile iş birliğine gitmediklerinin görüldüğü anlatıldı.

İkinci düzeyde doğrudan Türkiye’ye karşı alınacak önlemler var. Bu düzey Rum yönetiminin AB tarafından alınmasını istediği, Türkiye-AB gümrük birliği ile üyelik öncesi programlarla ilgili önlemleri içeriyor. Rum yönetiminin, Türkiye’nin AB’den mülteciler konusunda almakta olduğu yardım üzerinden de baskı uygulayabileceği anlatıldı.

Konsey katılımcılarının neredeyse tamamının, Rum yönetiminin gerek siyasi gerek hukuki düzeyde kararlaştırdığı önlemlere destek verdiği belirtilen haberde, Konsey ortak açıklama metninin, katılımcıların içeriği konusundaki yoğun tartışmalarından sonra oluşturulduğuna dikkat çekildi.

RUM DIŞİŞLERİ’NİN İLK HEDEFİ TPAO

Aynı gazete “Lefkoşa’nın İlk Hedefi Türk TPAO Şirketi” başlıklı haberinde Rum Dışişleri Bakanı Nikos Hristodulidis’in yarın AB Bakanlar Konseyi’ni Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki faaliyetleri konusunda “bilgilendireceğini” hatırlattı; Türkiye’ye karşı bütün önlem-yaptırımlar üzerinde çalıştığını ve her an Rum Dışişleri Bakanlığı’nın şirketler aleyhine kovuşturma başlatacağını yazdı.

Rum Dışişleri Bakanlığı’nın ilk hedefinin, Türkiye Petrolleri Anonim Şirketi (TPAO) olduğunu, TPAO’nun diğer şirketlerle iş birliğinin “zincirleme etkiler yaratacağı, konunun AB’nin Ortak Dış Siyaset ve Savunma Politikası, Daimi Temsilciler Komitesi ve Avrupa Konseyi’nden geçmesi gerektiği belirtildi.

Haberde Hristodulidis’in yabancı yetkilileriyle telefon trafiğine devam ettiği, bu çerçevede Perşembe gecesi de ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Philip Reeker ile görüştüğü belirtilerek Amerikalıların Doğu Akdeniz’de meydana gelen krizin hafifletilmesi için Türkiye nezdinde çeşitli düzeylerde girişimlerde bulunuyor göründüğü öne sürüldü.

“PAKETLEME”

Yine Fileleftheros “Krizin Düşürülmesi İçin Paket” başlığıyla manşete çektiği haberinde Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de tansiyonu tırmandırması paralelinde, perde gerisinde ‘paketleme’, yani Kıbrıs sorunu, enerji ve Türk-Yunan ilişkilerini içerecek geniş kapsamlı diyalog şartları yaratmaya çalışıyor göründüğünü yazdı.

Ankara’nın, krizin bu paketlemeyle düşürülebileceğini ilettiğini belirten gazete, Türkiye’nin bu argümanının bazı çevrelerde zemin buluyor göründüğünü ve bu çevrelerin, arabulucu rolü oynamayı ihtimal dışı tutmadıklarını kaydetti, özetle şunları yazdı:

“Ankara Yunanistan’ı ve Kıbrıs’ı, alıcının Türkiye olacağı bir al-ver’e girmeye zorlamak istiyor. Türk tarafı için bu senaryo Ege’den Kıbrıs’a kadar kazanç ve enerji alanında pay hedefliyor. Türk-Yunan ilişkilerinin pakete, Türkiye’nin Meis adası deniz bölgesinde, Fatih ile Kıbrıs MEB’ini istilası örneğindeki gibi sondaja başlaması halinde pakete dahil edileceği değerlendiriliyor.”

Politis de Kıbrıs sorununa çok büyük bir paket prizması altında bakılmasının beklendiğine dikkat çektiği haberini manşetten “AKEL’den Teklif ve Büyük Resim” başlığıyla aktardı.

Haftalık Kathimerini “MEB’deki Meydan Okuma Doğal Gaz Konusunda Müzakere Hedefliyor… Ankara’nın Hedefi Liderler Arasında Hidrokarbon Görüşmesi” başlıklı manşet haberinde, BM Genel Sekreteri’nin eski Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide’nin Ocak 2015’te sözünü ettiği, hidrokarbonlar konusunun müzakere masasında görüşülmesini hatırlattı. Gazete, Türkiye’nin de şu anda Doğu Akdeniz’deki faaliyetleriyle Genel Sekreter’i, iki lider arasında hidrokarbonların paylaşımı konusunda bir müzakereden yana tavır almaya ikna etmek için yürüttüğünü öne sürdü. 

BM Genel Sekreter Sözcüsü’nün geçen Pazartesi, “BM Genel Sekreterliği’nin hidrokarbon keşifleri konusundaki tutumu değişmedi. Hidrokarbonlar Kıbrıs’taki her iki topluma da fayda sağlayabilir” açıklaması hatırlatılan haberde, bu açıklamanın Rum yönetimini öfkelendirdiği hatırlatıldı.

YORUM EKLE
banner21
SIRADAKİ HABER

banner24

banner25