Rum-Yunan tarafını diyaloğa sürükleme çabası

Rum-Yunan tarafını diyaloğa sürükleme çabası
banner32

Fileleftheros Türkiye’nin, Kıbrıs sorunu, enerji ve Türk-Yunan meselelerini paketleştirerek Rum ve Yunan hükümetlerini diyaoğa sürüklemeye çalıştığını, mülteciler konusunda Yunanistan sınırında yaşanan durumu ve Kapalı Maraş’ın Kıbrıs Türk idaresinde açılmasını Rum ve Yunan hükümetlerine şantaj silahı olarak kullandığını öne sürdü.
“Talepler ve Gerilim Paketi… Yunanistan ve Kıbrıs Türk Dayatma Planlamasıyla Karşı Karşıya… Koronavirüs Konusunda Birlikte Karar Alma Çabası Sadece Başlangıç” başlığıyla manşete çektiği haberinde, Türkiye’nin birinci önceliğinin doğal gaz olduğunu, bu nedenle ya Rum Yönetimi’nin enerji programını iptal etmek veya müdahil olmak senaryosu temelinde hareket ettiği görüşünü ortaya koydu.
BİRLİKTE KARAR VERME…
Türkiye’nin bütün tarafların doğal gaz aramalarına moratoryum önermesinin ve enerji programına birlikte karar verilmesi ve -Ege de dahil- birlikte istifade için iki toplumlu doğal gaz komitesi kurulmasındaki ısrarının da bu “dayatma planlaması çerçevesinde olduğunu” iddia eden gazete özetle şunları yazdı:
“Birlikte karar verme konusunun,  başka meseleler için de gündemde ve BM gibi üçüncü tarafların buna iyi gözle bakıyor görünüyor. Son örnek, koronavirüs meselesindeki çabadır. Talep ne?  Gündelik konuda ‘koordinasyon’ için, BM’nin askerî konularda önerdiği gibi, bir mekanizma oluşturulması.  Bu elbette sahte devletin siyasi açıdan yükseltilmesine gönderme yapmıyor ama Kıbrıs Cumhuriyeti’ni düşürüyor.”
YEŞİLDEN GRİYE…
Gazete “Ara Bölgenin Bir Çeşit ‘Keskin Sınır’a Çevrilmesini Gündeme Getiren Hareketler” başlıklı analiz haberinde BM Barış Gücü’nün, Rum tarafının KKTC ile Güney Kıbrıs arasındaki bazı geçiş kapılarını kapatma kararı üzerine yayımladığı açıklama ve özellikle “kapıların açıldığı 2003’ten bu yana Ada’da normalleşme şartları hâkim oldu” ifadesini kullanmasının Rum Yönetimi’ni rahatsız ettiğini hatırlattı.
Genel Sekreter’in Kıbrıs’taki Özel Danışmanı ElisabethSpehar’ın tavrının Rum Yönetimini düşündürdüğünü savunan gazete, adı Yeşil Hat veya Ateşkes Hattı, veya Ara Bölge olsun, kendine özgü bir durum olduğuna işaret ederek özetle şunları aktardı:
“İki bölgeyi birbirinden ayırmakla birlikte, keskin bir sınır değildir çünkü öteki tarafta başka bir devlet yoktur. Bu nedenle Kıbrıs Cumhuriyeti bunca yıldır, AB üyeliği nedeniyle de,  bunu korumaya çalıştı, çünkü ara bölge keskin bir sınıra çevrilmeyecekti. 
Elisabeth Spehar’ın pazarladığı ‘normal durum’ mantığı geçerse, aslında iki taraf arasında bir gri bölge olacak. Türkiye’den hava yoluyla işgal bölgelerine, oradan da özgür bölgelere taşınan düzensiz mülteci akınlarıyla sürekli baskı altında olacak bir gri bölge. Durum böyle devam ederse Kıbrıs Cumhuriyeti’nin, kontrolsüz mülteci hareketini engellemek için ek önlem almaktan başka çaresi kalmayacak. Bunu başarmasının tek yolu da mültecilerin geçtiği noktaların, yani ateşkes hattının daha çok denetlenmesidir.  Ve bunu yapmanın en iyi yolu da, diğer bütün ülkelerde olduğu gibi, Milli Muhafız Ordusu’nun varlığını güçlendirmektir. Bu da ateşkes hattını bir çeşit keskin sınır haline getirme yönünde bir adım olacaktır.”
“ATEŞE BENZİN…”
Öte yandan haftalık Kathimerini “Virüs Siyasi Semptomlar Edindi.. Kıbrıslı Türklerin Şüpheli Vakaları Genetik Enstitüsü Yerine Ankara’ya Gönderme Kararı Ateşe Benzin Döktü” başlıklı haberinde ise, AKEL başta olmak üzere, koronavirüs gerekçe gösterilerek bazı geçiş kapılarının kapatılması karının ardında başka maksatlar arayanlar olduğunu hatırlattı. 
Haberde Rum Yönetimi’nin bunu kesin bir dille reddettiği belirtilerek özetle şunlar aktarıldı: “Hükümet barikatların kapatılmasının herhangi siyasi bir maksadı olduğunu reddediyor. Hükümetten kaynaklar ‘teknik komite toplantısından sonra Kıbrıslı Türkler şüpheli vakaların sonuçlarını anlaşmaya varıldığı gibi Genetik Enstitüsü yerine Ankara’ya göndermeye karar verdiğinde kimsenin tek yanlı karardan söz ettiğini işitmedik’ dediler.” 
Politis ise “Taksim Virüsü Tehlikeli Şekilde Yayılıyor” başlığıyla aktardığı Makarios Drusiotis imzalı analiz yazıda Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’in  KKTC ile Güney Kıbrıs arsındaki kapılardan bazılarını tek taraflı kapatma kararını değerlendirdi.
Drusiotis “Anastasidis kendini, 1930’da Mustafa Kemal Atatürk ile nüfus mübadelesi anlaşmasını imzalama cesareti gösteren yeni bir Eleftherios Venizelos gibi tanımlıyor ve toprağa karşı taksim ile benzer şeyi yapacağını vaat ediyor. Venizelos ile arasında paralellik tamamen niteliksiz. Venizelos ulusal menzile sahip bir liderdi, Anastasiadis ise yerel bir taktikçi” vurgusunu yaptı.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER