banner22

"Taksim başkanı olmam umurumda değil"

"Taksim başkanı olmam umurumda değil"

Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis, “Kıbrıs Türk tarafının Merkezî Hükümet’in bütün kararlarında bir olumlu oy ısrarının, Kıbrıs Türk toplumu temsilcilerinin Ankara’nın müdahaleleriyle benimseyecekleri tezlerden ötürü olası anlaşmayı yıkacağını” iddia etti.

Bu endişe nedeniyle yetkilerin yerelleştirilmesi (desantralizasyon) önerisini ortaya koyduğunu belirten Anastasiadis, önerisinin hedefini “oluşturucu devletlerin vatandaşların gündelik hayatlarına dair daha çok otonomiye sahip olması” diye izah etti.

Bununla birlikte Kıbrıslı Türklerin bir olumlu oy hakkını tanıdıklarını savunarak “bu hak, yetki kullanımı sırasında,  Merkezî Hükümet’teki Rum bakan/yetkililerin Kıbrıs Türk devletine zarar verecek bir karar önermeleri halinde, koruma kalkanı olarak kullanılsın diyoruz. Yeter ki etkin anlaşmazlıkların çözüm mekanizması olsun” dedi.

Anastasiadis’le yaptığı özel röportajı “Kıbrıslı Türklerin Olumlu Oyunu, Müdahale Etmeme Kuralı Düzenleyecek” başlığıyla aktaran Haravgi’ye göre, “Kıbrıs sorununun yönetimini devraldığınızda Merkezî Hükümet organlarının ve yetkilerinin artırılmasını önerdiniz. Uzlaşılanları devletlere iade edecek misiniz? (iade edilecekleri) neden isimleriyle söylemiyorsunuz?” sorusuna karşılık Anastasiadis, şu cevabı verdi:

“Birincisi, yetkileri artırmadık. Sadece, geçmişte uzlaşılan yetkiler bölündü. Kıbrıslı Türklerin olumlu oydaki ısrarı Kıbrıs Rum toplumunda, olası bir anlaşmayı kabul etmeyecek kadar yoğun endişe yaratmış görünüyor. Her halükarda tek egemenliğin, tek vatandaşlığın ve uluslararası temsiliyetin güvence altına alınacağı yetkilerin Merkezî yetkide kalması gerekir. Aynı zamanda, AB üyesi olmaya devam edeceğimiz dikkate alınarak, ekonominin üniterliği de güvenceye alınmalıdır. Ülkenin AB’de temsiliyetiyle ilgili konular. Merkezî Hükümet’teki ana yetkiler bunlar olacak, geriye kalanlar toplumlara verilecek.”

“OLUMLU OY HAKKI OLACAK KONULAR LİSTELENMEYECEK, NUMARALANDIRILMAYACAK”

Anastasiadis, gazetenin “Sayın Başkan, siz Kıbrıslı Türklere hangi konularda olumlu oy tanıyorsunuz?” sorusuna karşılık, “bu alanlar listelenmeyecek, numaralandırılmayacak. Kıbrıs Türk toplumuna veya Kıbrıs Türk devletine zarar verebilecek bir karar söz konusu olduğunda Kıbrıslı Türklerin olumlu oy hakkı olacak” ifadesini kullandı.

Gazetenin “bu genel çerçeve” diyerek üstelemesine karşılık Anastasiadis, “Hayır, hayır. Sayın Eroğlu ile (Şubat 2014) uzlaşılanlar arasında, merkezî hükümetin oluşturucu devletlere veya oluşturucu devletlerden birinin diğerine müdahale etmeyeceği  kuralı (non encroachment rule) idi. Bunu yıkabilecek tek organ, merkezî hükümet yetkisinin devletlerden  birinin veya diğerinin yetkisine müdahalesi gözlemlenirse Kıbrıs Türk tarafınca olumlu oy kullanılmasıdır” dedi.

BM Genel Sekreteri’nin kısa süre önce fiili durumun sürdürülebilir olmadığı uyarısında bulunduğu hatırlatılarak “çıkmaza girersek ertesi gün ne olacak?” sorusuna, “yani, çıkmaza girmemek için Türkiye’nin veya Kıbrıs Türk tarafının isteklerini kabul mü edelim?” sorusuyla cevap veren Anastasiadis, “Mevcut durumdan elbette endişeleniyorum. Artık mevcut da değildir, ‘mevcut durum’ diye adlandırdığımızdan bu yana kötüleşmiştir” ifadesini kullandı.

“UMURUMDA DEĞİL”

Kendisine yöneltilen, “taksim başkanı olabileceği” eleştirileri hatırlatıldığında, sözlerine “umurumda değil” diyerek başlayan Anastasiadis, şöyle devam etti:

“45’inci yıldır çıkmazla karşılaşıyoruz. Benden önce çözüm isteyen 6 başkan vardı. İlerleme kaydedilememe nedeni neydi? ‘mevcut’ durumun kötüleşmeye devam etmesinin nedeni neydi? Diyalog olmamasının sorumlusu ben miyim? Türkiye’nin müdahale ve garanti haklarının korunmasında ısrar etmesinin sorumlusu ben miyim? Türkiye’nin asker varlığında ısrar etmesinin sorumlusu ben miyim? Kıbrıslı Türklerin, sonunda bir  toplumun öteki toplumun kararlarını belirleyeceği mekanizmalar istemesinin sorumlusu ben miyim?”

Haravgi’nin “BM Genel Sekreteri raporunda, Crans Montana’da çözüm için tarihi bir fırsat kaçırıldığını yazdı. Bu da, orada sorumluluklarınız olduğu anlamına geliyor” gözlemini dile getirmesi üzerine Anastasiadis, “sorumluluğum,  Genel Sekreter’in, garanti sisteminin modası geçmiş olduğunu ve yeni bir güvenlik sistemiyle -garantiler değil uluslararası örgütlerin katılımıyla, müdahale hakkının kaldırılması, 1960 İttifak Antlaşması düzeyine ulaşmamız için asker sayısının etkin azaltılmasıyla değiştirilmesi gerektiğini söyleyen parametresinin de aralarında bulunduğu Genel Sekreter’in parametreleri zemininde müzakereleri doğru yönetmekti. Maalesef Türkiye’nin garantiler, müdahale hakkı ve işgal ordusunun varlığındaki ısrarı nedeniyle ilerleme olmadı” dedi.

Anastasiadis, gazetenin “Vatandaşlar İttifakı’nın, 2018 başkanlık seçiminin birinci ve ikinci turu arasında,  konfederal unsurlar içeren başka çözümleri veya iki devleti de görüştüğünüzü söylediğinize dair şahitliği vardı. Siyasi güçlere stratejik hedef değişikliğine dair vaatte mi bulundunuz?” sorusuna şu cevabı verdi:

“Asla öyle bir şey demedim. Söylediğim -desantralize federasyon önerimi sunmamdan önceydi- her liderin yapması gerektiği gibi, çıkmazdan çıkışın ön şartlarını nasıl yaratabilirimi düşünüyor ve kafa yoruyorum idi.”

“BİZ AB ÜZERİNDEN HAYATA GEÇİRİLMELİ DİYECEĞİZ, KIBRISLI TÜRKLER TÜRKİYE ÜZERİNDEN…”

Haravgi “iki kez (EastMed için örnek olarak), Kıbrıslı Türklerin enerji konularda olumlu oy hakkı olamayacağını iddia ettiniz. Enerji Kıbrıslı Türkler için hayati önemde konu değil mi?” sorusunu yöneltti; Anastasiadis “elbette birlikte karar vereceğiz ancak her halükarda doğal zenginlik, merkezî hükümetin uhdesinde kalacak yetkilerden biridir” dedi, şöyle devam etti:

“Dimitris Hristofyas döneminde paylaşımla ilgili bir yakınlaşma vardı. Benim söylediğim başka bir şey: Kıbrıs’ın çıkarı AB’nin çıkarıyla örtüşebilir. Örneğin AB, EastMed çözümü daha avantajlı ve doğal gazın Avrupa’ya taşınması için en iyi yoldur derse, Kıbrıslı Türkler ve Ankara da (doğal gaz boru hattı) Türkiye’den geçsin tutumuna sahipken Türkiye’nin çıkarını mı yoksa Kıbrıslıların çıkarını mı izleyeceğiz? EastMed çözümü uygulanamaz ise, Kıbrıs’ta terminal kurulması imkansızsa,  Kıbrıs sorununa çözüm bulunması ve o çözümün daha avantajlı olması şartıyla boru hattının Türkiye üzerinden geçmesi ihtimalini göz ardı etmiyoruz. Şu anda AB EastMed’in sürdürülebilirlik araştırmasını finanse ediyor.  Diyelim ki her şey senaryolar temelinde sonuçlanıyor ve AB’nin enerji güvenliğine hizmet ediyor. Ve karar konusu gündeme geldi.  Biz, AB üzerinden hayata geçirilmeli diyeceğiz, Kıbrıslı Türkler Türkiye üzerinden. EastMed örneğini bu mantıkla verdim. Keza,Hidrokarbon  Fonu yassa tasarısını kim sundu? En kısa sürede oylanması için kim ısrar etti? bu surette güçlü bir mesaj vermek istiyorum: ‘asla, Kıbrıslı Türklerin haklarını gasp edelim demedik’”

Türkiye’nin  Doğu  Akdeniz’de sondaj yapması halinde ne olacağı, nasıl tepki gösterileceği sorulduğunda ise, uluslararası mercileri, AB’yi ve oluşturdukları üçlü ittifakları adres gösteren Anastaiasiadis, “Bizim taraftan tahrik yoktur. Türkiye tarafından uluslararası hukuk ihlali olursa Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemenlik haklarının sorgulanması olmasını engellemeyecek, dolayısıyla  uluslararası hukukun ve işbirlikleri üzerinden ilişkilerimizin sağladığı yöntemlerle tepki göstereceğiz” dedi.

YORUM EKLE
banner21
SIRADAKİ HABER

banner24