banner22

Akıncı: “Yönetilemeyen ilişki değil, yıllardır yanlış kurulan bir ilişki söz konusudur, düzeltilmesi gereken budur”

Akıncı: “Yönetilemeyen ilişki değil, yıllardır yanlış kurulan bir ilişki söz konusudur, düzeltilmesi gereken budur”
banner32

Cumhurbaşkanı ve bağımsız Cumhurbaşkanı adayı Mustafa Akıncı, Genç TV’de, davet edilen diğer adaylarla birlikte “Er Meydanı Seçim Özel” programına katılarak görüş ve düşüncelerini açıkladı, soruları yanıtladı.

Akıncı’nın seçim bürosundan yapılan açıklamaya, hali hazırda önemli olanın Türkiye ile ilişkilerin bu seçimler bakımından daha da önem kazandığını belirten Akıncı, kendisinin öteden beri iki taraf arasında karşılıklı saygıya dayalı, kişilikli ilişkinin gerekliliğini savunduğunu, 1989 yılında LTB Başkanı olduğu dönem Ankara ile kardeş şehir ilişkisi kuranın da kendisi olduğunu belirtti.

Akıncı, o gün “Nasıl ki iki şehrin kardeşliğini yarattık, iki ülkenin kardeşliğini de yaratabilmeliyiz” dediğini anımsattı.  

Türkiye Cumhuriyeti ile KKTC arasında, yönetilemeyen değil, yıllardır yanlış kurulan bir ilişki şeklinin mevcut olduğunu söyleyerek, düzeltilmesi gerekenin bu olduğunu belirten Akıncı, “içinde bulunulan süreçte Türkiye adına hareket ettiğini söyleyen bazı kişilerin mevcut cumhurbaşkanının seçilmemesi için aleni bir şekilde çalıştıklarını” belirtti ve “Bu şekilde davranarak ne acıdır ki toplumu bölüyorlar” dedi. Bu olaylara yeri geldikçe dikkat çektiğini, daha açık konuşma noktasına gelirse onu da yapacağını açıklayan Akıncı, “Bu toplumun kendi kendini yönetme ve kendi Cumhurbaşkanını seçme hak ve iradesine sahip olduğunu herkes kabul etmelidir” dedi.

“HERKESİN GÖZÜ ÖNÜNDE MÜDAHALE EDİLİYOR”

Cumhurbaşkanı ve bağımsız cumhurbaşkanı adayı Akıncı sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye’de bize sevgiyle bağlı milyonlarca kardeşimiz vardır, bizden de Türkiye düşmanı yaratma çabası abesle iştigaldir. Ancak ‘mevcut cumhurbaşkanı seçilmesin de kim isterse seçilsin’ diyenler var. Bunun için çalışıyorlar. Bazı muhtarlar, belediye başkanları aranarak ihtiyaç listeleri soruluyor. Türkiye’den ekipler geliyor, diğer yandan herkesin gözü önünde bir partinin milletvekillerine talimatlar veriliyor. Şu çok iyi bilinsin ki, Kıbrıs Türk halkı kendi kendini yönetecek, kimi seçeceğine karar verecek yetkiye, çapa ve yeteneğe sahiptir. Bunu da herkes kabul etmelidir. Emekli bir Türk diplomat geçenlerde bir programda ‘Türkiye’nin buradaki meşrutiyetinin Kıbrıslı Türklerin varlığından kaynaklandığını vurguladı. Kıbrıs Türk halkının demokrasisinin çalışması, Türkiye’nin buradaki meşrutiyeti açısından çok önemlidir’ söylemleri çok anlamlı ve önemlidir.”

“AKINCI NE İSTEDİ DE KAVGACI OLDU…BAKIP GÖRMEK VE KONUŞMAK GEREKİR”

Bazı adayların “Akıncı kavgacıdır” iddialarına da yanıt veren Akıncı şunları söyledi: “Akıncı ne istedi de kavgacı oldu; savaş yerine barışı, çatışma yerine diplomasiyi öne çıkardı, bu toprakların ne Güney’e azınlık, ne de Kuzey’e vilayet olmaması gerektiğini söyledi, Federal çözüm seçeneğinin terkedilmemesi gerektiğinin altını çizdi, bütün olay budur.”

Yıllardır var olan bu ilişki biçiminin doğru zemine oturtulması gerektiğine inandığını belirten Akıncı, bunları düzeltmenin yolunun da ancak hem bakıp görmek hem de görünenin söylenmesi ile mümkün olduğunu kaydetti. Kıbrıs Türk halkının 1930’lı yıllardan beri laik, demokratik, çağdaş Atatürkçü düşünceye sahip bir yaşam biçimini benimsediğini, bu yaşam tarzına gelen tehditlerden de son derece tedirgin olduğunu belirten Akıncı, “Halkımız, dinine bağlıdır ama laiktir, demokrattır, çağdaştır. Müdahalelerden de rahatsızdır. Dolayısı ile irade olayını çözemezsek onun dışındakileri de çözemeyiz. Seçim platformu tüm bunların konuşulması açısından da önemlidir” dedi.    

Cumhurbaşkanının görevini ifa edebilmesi için öncelikle birilerinin “sizin yerinize biz karar vereceğiz”, “cumhurbaşkanınızı biz seçeceğiz” söylemlerine karşı çıkılması gerektiğini söyleyen Akıncı, “Bu konuda birlik olamazsak, başka hangi konuda olacağız. Konu bu topraklarda var olup olmama meselesidir. Bu seçim işte bu açıdan da önemlidir” dedi.               

“KIBRIS KONUSUNDA BİR YOL AYRIMINDAYIZ”

Kıbrıs konusunda bir yol ayrımında olunduğunu, “ya gerçekçi ve mümkün olan yolda ilerlenip federal çözüme doğru gidileceğini, bunun için de altyapının Berlin’de netleştiğini, ya da bölünmüşlüğün daha da pekişeceğini” belirten Akıncı, seçimin, hangi yolda ilerleneceğini göstermesi açısından çok önemli olduğunu belirtti.

Seçim platformlarında federasyonun yanı sıra, iki devletlilik ile konfederasyondan bahsedenlerin de olduğunu anımsatan Akıncı, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçtiğimiz günlerde BM ile video konferansta yaptığı ‘Kıbrıs Türk halkının siyasi eşitliği ve güvenliğini sağlayacak her türlü anlaşmaya varız’ söyleminin ‘federasyon öldü’ diyenler için uyarıcı olması gerektiğini kaydetti. Federasyonun zaten siyaseten eşit, iki kurucu devletli, uluslararası tek şahsiyeti olan bir yapı olduğunu belirten Akıncı, “Kıbrıs konusunda yürünecek yol bellidir. O da Berlin’de çizilmiştir” dedi.

Seçimlerin ardından gayrı resmi 5’li toplantı olacağını, bunun zaten Türkiye Cumhuriyeti’nin isteği olduğunu belirten Akıncı, ardından da iki tarafın da onayladığı ve iki bölgeli, iki toplumlu federal çözümü net bir şekilde teyit eden, siyasi eşitlik, kararlara etkin katılım, dönüşümlü başkanlık gibi önemli hususları içeren Berlin mutabakatı çerçevesinde ilerleneceğini kaydetti.

“OLMASI MÜMKÜN OLMAYANIN PEŞİNDE KOŞARAK BİZİ KALICI BÖLÜNMEYE MAHKÛM ETME SİYASETİ EN BÜYÜK TEHLİKEDİR”

“Olması mümkün olmayanın peşinde koşarak bizi kalıcı bölünmeye mahkum etme siyaseti en büyük tehlike” diyen Akıncı, bazı kesimler tarafından küçümsenmek istenen Berlin zirvesinin treni rayına oturttuğunu, Rum liderin yarattığı bulanıkları giderdiğini, BM Genel Sekreteri’nin de 5’li konferansı toplama yönünde taahhüt altına girdiğini kaydetti.

Akıncı, “Haklarımızı Rum Yönetimine teslim edemeyiz, Kıbrıs’ta federal çözüm mücadelesini sonuna kadar yürütüp bu konuda Rumların hakkı olmayan ve gasp ettikleri haklarımızın peşini asla bırakmamalıyız” dedi.

Federasyonun alternatiflerinden bahsedildiğini, bunun gerçekçi olmadığı gibi, altının doldurulmadığını ve KKTC’yi kimin tanıyacağının söylenmediğini belirten Akıncı, şöyle devam etti:

“İslam İşbirliği Teşkilatına gözlemci üyeyiz, onlar veya Türki devletler ima yollu bile olsa tanınma işareti vermedi. 27 AB üyesi ile 5 BM Daimi Konsey üyesinin tanıması mümkün değil. Tanıyan tek devlet olan Türkiye Cumhuriyeti ise bizim takımlarımızla maç yapamazken, Güney takımları ile maç yapıyor. Bizim gençlerimiz de bunu tribünlerden izlemek zorunda kalıyor.”

“TALİP OLDUKLARI MAKAMI KENDİ KENDİLERİNE DEĞERSİZLEŞTİRİYORLAR”

Maraş'ın açılımı konusunda çok dikkatli olunması, BM ve uluslararası hukuk ile bağların koparılmaması gerektiği uyarısında bulunan Akıncı, “Bu iş şakaya gelmez” dedi. Akıncı, Maraş konusunda Türkiye’den üst düzey kişilerin katılımı ile gerçekleştirilen toplantıya cumhurbaşkanı olarak kendisinin davet edilmediğini, o toplantıya katılan ve Cumhurbaşkanlığı makamına talip olanların ise bu makama gelmeleri halinde kendilerinin olmayacakları bir ortamı bu davranışlarıyla kabul ettiklerini belirten Akıncı, bu şekilde davranarak talip oldukları makamı değersizleştirdiklerini belirtti.

“ALT YÖNETİM ALGISININ GÜÇLENMESİNİ EN BAŞTA KIBRIS TÜRK HALKI İSTEMEZ”

Bir soru üzerine, geçmişte siyasi parti başkanlığı döneminde Kıbrıs’ta çözüm hedefinden vazgeçmeden, aynı zamanda KKTC’nin de tüm kurumları ile daha iyiye gitmesi için uğraşıyı sürdüreceklerini söylediğini anımsatan Akıncı, yıllar içinde tanınma yönünde bir gerçekliğin ortaya çıkmadığını kaydetti. Akıncı, dünyanın ve BM’nin kabul ettiği federasyon tezinden vazgeçilmesi halinde açıkta kalınacağı uyarısında bulundu.

Tanınma gibi bir gerçekliğin olmadığını ancak herkesin gördüğü başka bir gerçeklik olduğunu belirten Akıncı, bu şekilde gitmesi halinde buradaki alt yönetim algısının daha da güçleneceğini kaydetti. Kıbrıs Türk halkının en başta bunu istemediğini ifade eden Akıncı, halkın uluslararası hukuk içinde yer almak istediğini, bunu sağlamanın tek yolunun da çözümde ısrarcı olmak olduğunu vurguladı.

“ÖZERSAY 2017 YILINDA DIŞİŞLERİ BAKANI DEĞİLDİ”

Akıncı, bağımsız aday Kudret Özersay’ın “Akıncı 2017 yılında harita verdi ama Dışişleri Bakanı olarak benim haberim yoktu” söylemi üzerine Kudret Özersay’ın o dönem Dışişleri Bakanı olmadığını hatırlattı. Akıncı, “Ancak Sayın Özersay Rum lider ile gizli buluşup yemek yerken ben Cumhurbaşkanıydım ve esas o görüşmeden benim haberim yoktu” dedi.

“HALK ZATEN GEREKENİ SÖYLEMİŞTİR”

Akıncı, “Başbakan, Ulusal Birlik Partisi Cumhurbaşkanı adayı Ersin Tatar’ın programa katılmamasını nasıl değerlendiriyorsunuz” soruna ise “Halkımız zaten gerekeni söylemiştir. Güle güle gitsin, güle güle gelsin” yanıtını verdi. Konuşmasının sonunda halka mutlaka sandığa giderek yurttaşlık görevlerini yerine getirmeleri çağrısında da bulunan Akıncı, “Bizim beynimizin ve vicdanımızın yerine başkalarının geçmesine izin vermeyerek, vicdanımızla kararımızı verelim” dedi. 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER