banner22

Başbakan'dan Kıbrıs Genç TV yayınında önemli açıklamalar

Başbakan'dan Kıbrıs Genç TV yayınında önemli açıklamalar
banner30

Başbakan Tufan Erhürman, Kıbrıs Genç TV’de Yayınlanan “Kıbrıs Dosyası” programına konuk olarak Ali Kişmir’in sorularını yanıtladı. Erhürman Dome Otel sorununun gelecek hafta sonunda veya sonraki hafta başında çözüleceğini, AKSA’nın söleşmesini uzatma düşüncesinde olmadıklarını, TV programına bağlanan kişinin 22 Ocak olaylarında aranan kişiler arasında olmadığını, polis teşkilatında kurulan kadına şiddette yönelik birimde 18 polisin yer aldığını ve bunların 4’ünün kadın polis olduğunu, evine ekmek götüremez durumda olan insanlar için her türlü indirimi zorladığını ve yapanları desteklediğini, Akaryakıt fiyatlarındaki artışın veya düşüşün kendileri ile alakalı olmadığını ve Fiyat İstikrar Fonu’nun tarihin en kısılmış dönemini yaşadığını söyledi.

İşte Başbakan’ın açıklamaları;

“Dome Otel Konusu Gelecek Hafta Çözülecek”

Benim bir prensibim var. Ben insanlar bana güvense de, herkesin verilerle tatmin olacağı bir sonuca ulaşmaya çalışırım. İnsanlar bana güvendi diye “Ben böyle olacak kardeşim” demem. Biz öyle bir çalışma yürüttük ki, Dome Otel şu kadar gelir elde ediyor kar olarak, şu kadarın bu kadarını ancak verebilir, gizlisi saklısı yoktur, hesaplar ortadadır, muhasebe hesapları incelenmiştir. Bu incelemeyi yapanlardan birisi Evkaf’tan, birisi benim danışmanım, diğeri de Dome Otel’in muhasebecisidir.  Muhtemelen gelecek haftanın sonunda veya diğer haftanın başında bu iş çözülecektir.

“AKSA’nın sözleşmesi 2024’e kadardır ve bizim o tarihten sonra sözleşmeyi uzatmak gibi bir niyetimiz yoktur”

Bırakın AKSA’yı, ben bugüne kadar yapılan sözleşmelerin, hatta en büyük sözleşme olan Ercan sözleşmesinin sağlıklı hükümleri olduğunu düşünmüyorum. Sözleşmeler her hukukçunun harcı değildir. Benim de değildir. Örneğin ben idari hukukçusuyum. Bu kadın doğumcuya cildiyecilik yaptırmaya benzemektedir. Dolayısıyla iyi sözleşmeler için büyük sözleşmeler yaparken iyi sözleşme hukukçusuna ihtiyacımız vardır. Şu anda fesih çok kolay bir iş değil. Büyük ihlaller yapılması gerekmektedir. Bildiğiniz gibi AKSA’nın sözleşmesi 2024’e kadardır ve bizim o tarihten sonra sözleşmeyi uzatmak gibi bir niyetimiz yoktur. Şu anda önümde çok önemli bir çalışma durmaktadır. Benim isteğim üzerine KIB-TEK Yönetim Kurulu ile Ekonomi ve Enerji Bakanı Özdil Nami bana enerji alanında geleceğe yönelik çalışmalar sunmuşlarıdır. Şu anda bunları inceliyorum. Hangi yol izlendiğinde gelecekte hangi fiyata enerji üreteceğimizi ve en uygun modelin ne olduğuna karar vereceğiz. Gerçekten yapılan çalışma çok önemli ve önümüzü görmemizi sağlıyor.

“O kişi aranan 9 kişi arasında değil”

Basından takip ettiğim için Polis Genel Müdürü’ne TV programına katılıp 22 Ocak olaylarında aranan 9 kişi arasında olduğunu iddia eden kişinin durumunu sordum. Sayın Manavoğlu’ndan aldığım bilgiye göre bu kişi 9 tane kimliği belirlenemeyenler arasında değil. Bu kişi kimliği belirlenen bir kişi, polis tarafından aranan 9 kişi ise görüntülerde yüzleri belirlenemeyen kişiler. Bu kişi videolarda görünüyor ve yapılan soruşturma sonucunda hakkında dava açılmasına gerek olmadığı polis tarafından bilgime getirildi.

Bizim bugün yaptığımız iş aslında 4 yıl önce yapılması gerekiyordu

Bildiğiniz gibi 2014 yılında Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Dairesi’ni kuran yasası çıktı. 2014 yılından 2018 yılına kadar bu yasanın bir hükmü olan polisin içerisinde kadına yönelik şiddeti önleme biriminin kurulması hükmü 4 yıldır hayata geçirilmedi. Biz hükümete gelir gelmez, özellikle kendisine bağlı olduğu için Çalışma Bakanımız Zeki Çeler’in çalışmalarıyla Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Dairesi’nin kurulma aşaması hemen hemen tamamlandı. Bu çerçevede de Sevgili Doğuş Derya bu yasa üzerinde en çok çalışan kişilerden birisiydi. Onunla konuşurken bunların modüler yapılar olduğunu, yani Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Dairesi kurulsun da, sonra polis içerisinde bir birim oluşturulmasına gerek olmadığı sonucuna vardık. Çünkü polisin içerisindeki birim gerçekten de hem toplumsal cinsiyet eşitliği dairesi kurulunca ona rapor sunacak ve onunla koordineli çalışacak bir birimdir. Aynı zamanda kendi içinde bile sadece onun kurulması bile “Alo 155” aracılığı ile şiddetten başvuruda bulunacak olan kadınlara da çok ciddi hizmet sunabilecek bir birimdir. Bunun üzerine Polis Gene Müdürü ve Güvenlik Kuvvetleri Komutanı ile başbakanlıkta yaptığımız toplantıda özellikle iki konuda öncelik istedim. Birincisi, özellikle son günlerde basına da yansıyan huzur operasyonlarının arttırılması, ki bunun iki tanesi geçtiğimiz günlerde gerçekleştirildi. Bu operasyonların özellikle basın ile paylaşılmasını da istedim. Çünkü bunun basın ile paylaşılması önemli. Toplum bilsin ki, polis buradadır ve sokaktadır. Bu operasyonlar bütün ilçelerimizde yavaş yavaş yapılacak. İki hafta önce yaptığımız toplantıdan sonra kendilerine teşekkür ediyorum, hem bu operasyonları ciddi şekilde başlattılar, hem de bu birimi oluşturdular. Bu birimde 18 polis görevlendirildi. 10 tanesi merkez şubede, 8 tanesi de ilçelerde irtibat görevlisi olarak çalışacaklar. O arkadaşlar da düzenlediğimiz toplantıya katıldılar. Bu 18 kişinin arasında 4 tane de kadın arkadaşımız var. Her vardiyada mutlaka bir kadın polis görev alacak. Bu yapı önemli bir eksikliği giderecek.

“Polisin görevi şiddet uygulayan erkekle, kadını barıştırmak değildir”

Bu temel bir cümledir. Sizin göreviniz, geldi şikayetçi oldu ya “git bir daha dene”, “Çoluğun var, çocuğun var, bozma aileni” falan değil. Bileceksiniz ki bir kadın size şikayete geldiyse bizim gibi kültürel bir yapı içerisinde o kadın zaten diğer ihtimallerin hepsini çok büyük ihtimalle denemiş ve tüketmiştir. Size gelmişse artık bu bir acil durumdur demektir ve gelen kadına “kocana, evine dön ve bir daha dene” denmemelidir. Bu şiddet meselesi bir suçtur, bir insanlık ayıbıdır ve öğrenildiği anda müdahale edilmesi gerekir. Bunun barışması falan yoktur. Ha insanlar kendileri öyle bir şeye karar verirse o durumda yapacak bir şey yok. Ancak polis bunu yapmak için uğraşmamalıdır, görevi bu değildir.

“Biz 2-3 ay içerisinde kapıları açılır hale getirdik”

Bizden önceki dönemde böylesine ekonomik kriz olmamasına rağmen Aplıç ve Derinya kapılarının açılması için ortaya irade konmadı. Ben Cumhurbaşkanı ile yaptığım bir toplantı sonrasında açıkça “Güney kapıları açtığı gün biz de hazır olacağız” demiştim. Bunun için başbakanlık olarak üzerimize düşen görevi yaptık ve tüm kesimlerle konuşup bunu sağladık. İşin teknik yönünü ise Ulaştırma Bakanımız Tolga Atakan en hızlı şekilde gerçekleştirdi ve kapıları tam olarak istenilen düzeyde olmasa da açılacak duruma getirdik. Biliyorsunuz liderler 3 yıl önce bu kapıların açılması için karar almışlardı. 2017 yılında ihaleye çıkılsaydı çok hızlı bir şekilde bu kapılar hazır hale gelirdi. Biz 2-3 ay içerisinde kapıları açılır hale getirdik.

“FİF tarihinin en kısılmış noktasına geldi”

İnsanlarımızın bu ekonomik kriz ortamında sinirlenmesini ve bizlere ağır eleştiriler yapmasını gayet normal karşılıyorum. Çocuğunu özel okuldan almak zorunda kalan, daha da kötüsü evine ekmek götüremeyen insanlarımız var. Bu eleştiriler özellikle sosyal medya üzerinden bazen aşırıya kaçsa da biz bunları anlayışla karşılamaya çalışıyoruz ki birçoğu davalık olacak söylemler bunlar. Ancak biz buna başvurmuyoruz ve insanlarımıza anlayış gösteriyoruz. Örneğin benzindeki zam da, indirim de bize bağlı değildir. Bu Dolar ve petrol fiyatlarına bağlıdır. Geçtiğimiz gün benzinde yapılan indirimle ilgili yaptığım paylaşımda bunu açıkça ifade ettim. Ne zam yaptığım zaman hükümet olarak benim, ne de indirim yaptığım zaman. Bizim marifet gösterebileceğimiz tek alan Fiyat İstikrar Fonu’dur. Haziran ayına kadar biz bu fonu defalarca kıstık. FİF tarihinin en kısılmış noktasına geldi bizim dönemimizde. Ne için? Akaryakıt daha da pahalılaşmasın diye… Haziran’dan sonra Türkiye’deki seçimlerin ardından iyi bir şeyler olur diye bekledik ancak biliyorsunuz tam tersi oldu ve Temmuz itibarı ile döviz tam bir patlama yaşadı. O dönemde geldiğimiz noktada hiçbir şey yapamaz duruma geldik. Ancak şimdi bir geçen ay 30 kuruşa yakın bir indirim oldu. Bu ay ise 40 kuruşa yakın bir indirim oldu. Tekrar söylüyorum, bu bizim marifetimiz değildir.

“Bu dönemde 3 aydır neredeyse evime dahi gitmedim”

Benim bir insanım bile bir sanayi ürününü 7 kuruş, 10 kuruş, 20 kuruş daha ucuza alabilecekse ben bunun için uğraşırım. O nedenle kim ne isterse söylesin ben bu kampanyalara katılmaya devam edeceğim. Çünkü bu dönem öyle bir dönemdir ki, bizim bazı orta üst sınıflarımız evet biraz daha bu süreci geçirdi ama öyle insanlar var ki, evlerine ekmek götürme sıkıntısı yaşamaya başladı. Sizin ekmekte bile sağlayacağınız 25 kuruşluk bir indirime ihtiyacı olan insanlar var bu toplumda. Bunu birebir yaşayan insanlar var. Sonuna kadar, 3 kuruşsa 3 kuruş, 5 kuruşsa 5 kuruş bunlar inene kadar uğraştım. Bu dönemde 3 aydır neredeyse evime dahi gitmedim. Türkiye’de gönüllülük esası üzerinden  %10 indirim kampanyası yapıldı ortalık kalktı oturdu. Bizimki gönüllülük esası üzerinden değildi.

Güncelleme Tarihi: 24 Kasım 2018, 16:58
YORUM EKLE
banner21
SIRADAKİ HABER

banner24

banner25