banner22

Beşparmak grubundan Akıncı'nın önerisine destek

Beşparmak grubundan Akıncı'nın önerisine destek

Beşparmak Grubu, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı'nın Rum Lider Anastasiades’e hidrokarbonlarla ilgili olarak ortak bir komite kurulması önerisini yerinde bulduklarını ve desteklediklerini belirterek, “Kıbrıs Rum tarafı için eşit ortaklığa dayalı bir uzlaşıya hazır olup olmadıkları açısından yeni bir samimiyet testi olan bu konuda bir kez daha sınıfta kalmış olmasını ise esefle karşılıyor, kınıyoruz” dedi.
Beşparmak Grubu yaptığı yazılı açıklamada, şunları dile getirdi:
“Kıbrıs sorununun geneliyle ilgili 5'li konferans önerisine gelince, içinde bulunduğumuz koşullarda bu önerinin stratejik bir hata olduğunu, hangi nedenle yapılmış olursa olsun bu önerinin bizi istemediğimiz mecralara sürükleyebileceğini değerlendiriyoruz.  
2017 yılında Crans-Montana'da yer alan çöküşten sonra ilgili tüm taraflar bu sonucun federal çözüm arayışları açısından yolun sonu olduğu şeklinde açıklamalarda bulunmuşlar, BM Genel Sekreteri Güvenlik Koneyi'ne sunduğu müteakip raporda, taraflara bir düşünme/değerlendirme sürecinden geçmeleri ve olası yeni/yaratıcı fikirlerle kendisine dönmeleri, kendisinin bu durumda taraflara yardımcı olmaya hazır olduğunu belirtmiştir. Bildiğimiz kadarıyla Sayın Genel Sekreter hala aynı noktadadır.
Rum Lider Anastasiades, BM Genel Sekreteri'ne gönderdiği son mektuplarda, bir yandan Sayın Akıncı'nın hidrokarbonlarla ilgili önerisini reddederken, diğer yandan da Kıbrıs sorununun geneliyle ilgili sözde "yeni fikirler" görüntüsü altında, "desantralizasyon" ve "sembolik Rum Cumhurbaşkanı, dönüşümlü başbakanlık" şeklinde kafa karıştırıcı, altı doldurulmamış, içi boş ve meseleyi sürüncemede bırakmaya yönelik öneriler ortaya atmıştır. Bu önerilerde Kıbrıs  Türk tarafının mutlak siyasi eşitliği ile eşit statüsüne saygısızlık edildiği gibi bunlar 1960 Anayasası'nın dahi gerisindedir.
Nitekim Sn. Anastasiades siyasi eşitliğin olmaz ise olmazı olan Kıbrıs Türk tarafının kararlara etkin katılımını reddetmeye devam etmektedir. Tüm bunlar Rum tarafının adada hakim unsurun kendileri olduğu, Kıbrıs Türkü'nün eşit statü ve ortaklığını içlerine sindiremediği, 1963'te silah zoruyla gasp ettikleri ve tekellerinde tutukları "Kıbrıs Cumhuriyeti" ünvanından vazgeçmek ve bunun getirdiği siyasi ve ekonomik avantajları yeni bir ortaklıkta bizimle paylaşmak niyetinde olmadıklarının açık kanıtlarıdır. Bir başka deyişle, 2004 Annan Planı referandumları ve 2017 Crans-Montana Kıbrıs Konferansı'ndan bu yana Kıbrıs Rum tarafının retçi tutumunda herhangi bir değişiklik olmamıştır.
Hal böyle iken, "gayrı resmi" de olsa, "onlarla aynı şeyi konuşuyor veya aynı şeyi mi anlıyoruz; bunu saptayalım" gerekçesiyle görüşme talep etmenin amacını anlamakta güçlük çekiyoruz.”
“KOŞULLAR BULUNMUYOR” 
Beşparmak Düşünce Grubu’nun Kıbrıs’ta sürdürülebilir federal ortaklık koşullarının bulunmadığı, bunun en başta gelen nedenlerinin ise Rum tarafının Kıbrıs’a hakim olma saplantısında bir değişiklik olmadığı ve uluslararası camianın da Rum tarafında bu değişikliği mümkün kılacak bir neden ve ihtiyaç bırakmadığı inancında olduğu belirtilen açıklamada, bu koşullarda Kıbrıs Rum tarafının niyet ve vizyonunun kesin olarak değiştiğini gösterecek eylemleri olmadan böyle bir toplantının yapılmasının, adı ne olursa olsun, Kıbrıs Rum tarafının konferansı "görüşmeler Crans-Montana'da bırakıldığı yerden devam ediyor" propagandası yapmasına fırsat vereceği, Türk tarafı için vahim sonuçlar doğuracak olan yapay nitelikli "Guterres Çerçevesi"nin yeniden masaya sürülmesine olanak tanıyacağı savunuldu.
Beşparmak Grubu açıklamasında şunlar kaydedildi:
“Kanımızca, Kıbrıs Rum tarafıyla herhangi yeni bir angajmana girilmeden;
a)    Rum tarafının hidrokarbon konusunu eşit mal sahipleri olarak Kıbrıs Türk tarafı ile masada görüşülecek bir başlık olarak kabul etmesi;
b)    Toplantının sonuç odaklı olabilmesi için zaman takvimli olması ve yine bir başarısızlıkla sonuçlanması halinde bunun sonuçlarının ne olacağının içerik müzakereleri başlamadan belirlenmesi;
c)    Böyle bir toplantı için ortak zemin bulunup bulunmadığının saptanması (bilindiği gibi, BM Genel Sekreteri'nin geçici Özel Danışmanı Lute'un "Referans Şartları" oluşturma çabaları herhangi bir sonuç vermemiştir);
d)    Sürdürülebilir federal bir ortaklık için gerekli koşulların Kıbrıs’ta bulunmadığı göz önünde bulundurularak toplatıda alternatif çözüm modellerinin ele alınması. 
e)    Bölgenin mevcut  jeopolitik gerçeklerinin de bir gereği olarak Garanti ve İttifak Antlaşmalarının etkin bir şekilde sulandırılmadan devamını sağlayacak bir ilke ve anlayış içinde hareket edilmesi gerekmektedir.”

“YENİDEN GÖZDEN GEÇİRİLMESİ GEREKİYOR”
Yukarıdaki koşullar oluşmadan ve böyle bir girişimde izlenecek yol/stratejiler üzerinde  Cumhurbaşkanı, Hükümet, Meclis ve Anavatan Türkiye arasında mutabakat sağlanmadan yer alacak 5'li konferans veya benzeri toplantıların, Kıbrıs Rum tarafının on yıllardır sürdürdüğü oyalama taktikleri ve statükoyu pekiştirme çabalarının devamına olanak tanıyacağı cihetle yeniden gözden geçirilmesi gerektiği ileri sürülen açıklamada, şöyle denildi:
“Keza, Rum tarafı tek yanlı hidrokarbon girişimlerini sürdürdüğü müddetçe her koşulda Kıbrıs Türk tarafı ve TPAO’nun sismik araştırma ve sondaj çalışmalarını devam ettireceğine dair ortak bir prensip kararı alınması gerektiğine inanmaktayız.
Yukarıdakiler yanında, AB’yi Kıbrıs Türk tarafının ortak mal sahipliği ve siyasi eşitliği yanında deniz hukukunun bir gereği olan hakkaniyet ilkesini göz ardı ederek Kıbrıs Türk halkı ve Anavatanımız Türkiye’ye karşı aldığı önyargılı kararlar nedeniyle kınıyoruz.”

YORUM EKLE
banner21
SIRADAKİ HABER

banner24