“Bölgemizde barış, huzur ve istikrar isteniyorsa ve ilgili taraflar bu yöndeki söylemlerinde samimiyse, yapılacak olan bellidir."

“Bölgemizde barış, huzur ve istikrar isteniyorsa ve ilgili taraflar bu yöndeki söylemlerinde samimiyse, yapılacak olan bellidir."
banner83
banner80

Cumhurbaşkanlığı, yayınladığı açıklama ile Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararına tepki gösterdi.
Açıklamads şunlar kaydedildi::
"Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, 27 Ocak 2022 tarihli ve 2618 (2022)
no'lu kararıyla, sürdürülemez olduğunu defaten vurguladığı statükonun
değiştirilmesine değil, idame ettirilmesine taraf olduğunu bir kez daha
ortaya koymuştur. 

Bu kararla BM Güvenlik Konseyi, bir yandan kalıpların dışında, baskı ve
dayatmadan arınmış, müzakere yoluyla ve iki tarafın müşterek rızasıyla
ortaya çıkacak bir uzlaşıyı desteklediğini ifade ederken, öte yandan,
başarısızlığı 53 yıllık süreçlerde defaten kanıtlanmış, çökmüş zemine atıf
yaparak, kendi içinde çelişmektedir. 

Bu kararla, taraflar arasında resmi müzakerelere geçilecek ortak zemin
olmadığı bir kez daha kayda geçirilirken, müzakere edilecek bir çözümün
ancak iki tarafın rızasıyla olabileceği de yine aynı kararın muhtelif
kısımlarında ifade edilmektedir. 
Cumhurbaşkanımız, bu doğrultuda, iyi niyetli ve yapıcı tutumunu sergilemeye devam etme kararlılığındadır. 
Hatırlanacağı üzere, New York'ta BM Genel Kurulu çalışmaları kapsamında
Eylül 2021'de BM Genel Sekreteri'nin ev sahipliğinde Cumhurbaşkanımızın, Rum
Liderle bir araya geldiği gayrı resmi 3'lü toplantı çerçevesinde Genel
Sekreter, BM Üst Düzey Görevlisi Jane Holl Lute'un yerine yeni bir Kişisel
Temsilci atamayı önermişti. 
Bu gayrı resmi toplantıda varılan mutabakattan
geri adım atan Rum tarafının, kendi pozisyonunu dayatacak bir formülasyonda
ısrar etmesi sonucunda, bu atama henüz gerçekleşememiştir.
 Kıbrıs Türk tarafı bu gayrı resmi toplantı çerçevesinde BM Genel Sekreteri tarafından,
Sayın Lute'un ortak zemin olup olmadığı yönündeki çalışmalarını devam
ettirecek, yeni bir Kisisel Temsilci atama önerisini desteklemektedir. 

Öte yandan, sürdürülemez statükonun değiştirilmesine yönelik Kıbrıs Türk
tarafınca atılan ve değişimin başlangıç sembolü niteliğindeki Kapalı Maraş'a
ilişkin açılımımız kararlılıkla devam edecektir.  
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından etkin bir mekanizma olarak faaliyetlerini sürdüren
Taşınmaz Mal Komisyonu marifetiyle Kapalı Maraş'ta yer alan mülklere ilişkin
başvurular artarak devam etmektedir. Komisyonumuz, yeni Başkanının
atanmasıyla birlikte etkin ve zamanlı bir şekilde başvuruları ele
almaktadır. 
Bu açılımımıza karşı sürdürülen arkaik siyasi söylemler, eski
sakinleri de dahil, mülkiyet haklarına erişime engel olma çabası
niteliğindedir. Kıbrıslı Rum lider ve onun destekçisi ülkeler, yürüttükleri
bu siyasetle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne uygun yasal bir sürecin
hilafına hareket ettiklerinin bilincinde olmalıdırlar. Esasında Kuzey Kıbrıs
Türk Cumhuriyeti AİHM kararları çerçevesinde mülkiyet hakkına saygılı bir
girişim başlatmışken,  BM Güvenlik Konseyi hak sahiplerinin müracaatlarının
önünü tıkamakta ve mülkiyet haklarını ihlal etmektedir.   

Kıbrıs Türk tarafı, Rum uzlaşmazlığından dolayı siyasi süreçte yaşanmakta
olan olumsuzluklardan etkilenmeyecek şekilde iki taraflı Teknik Komite
çalışmaları vasıtasıyla oluşturulan mekanizmaya büyük önem atfetmektedir.

İki Halkın günlük yaşamını kolaylaştıracak somut ilerlemelerin kaydedildiği
bu çalışmalar, iki taraf arasında geliştirilmekte olan işbirliği dolayısıyla
güven yaratılmasına da imkan vermektedir. Bu yöndeki uğraşlarımıza
önümüzdeki dönemde de hissedilir ve elle tutulur sonuçlar üretecek şekilde
yeni önerilerle devam edeceğiz.  

Bölgemizdeki gelişmeler, iki tarafa da ait olan ada etrafındaki  doğal
kaynaklara dair işbirliğini kaçınılmaz hale getirmiştir. Kıbrıs Türk tarafı,
bu yönde işbirliği önerisi ve çağrısını defaten ortaya koymuştur. Bu çağrıya
kulak asmamak ancak ve ancak gerginliği tırmandırır. Kıbrıs Türk tarafı
haklarından asla vazgeçmeyeceğini hem sahada hem masada kararlılıkla ortaya
koymuştur ve Kıbrıs Rum tarafını maksimalist duruşundan vazgeçmeye davet
etmiştir. BM Güvenlik Konseyi, bu gerginliğin sorumlusunu saklamak
suretiyle istikrar çabalarına bir kez daha katkı koyamamıştır. Bölgemizde
barış, huzur ve istikrar isteniyorsa ve ilgili taraflar bu yöndeki
söylemlerinde samimiyse, yapılacak olan bellidir. Bunun yolu, tek taraflı ve
dışlayıcı girişimler değil, işbirliği, yani diplomasidir.

Cumhurbaşkanımızın en net şekilde her platformda ortaya koyduğu üzere,
Kıbrıs Türk Halkı egemen eşitliği ve eşit uluslararası statüsünden asla
vazgeçmeyecek ve bu çerçevede bulunacak ortak zeminle, Kıbrıs adasında
gerçekçi, adil ve sürdürülebilir bir çözüm bulunması yolunda çabasını
sürdürecektir. 

Kıbrıs Türk Tarafı olarak, BM Güvenlik Konseyi'nin de kararında tam destek
verdiği, BM Genel Sekreteri'nin yürüttüğü gayrı resmi istişarelerin, sonuç
alıcı bir şekilde devamına yönelik çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Yarım asrı
aşkın bir süredir devam eden çözümsüzlüğün ortadan kalkması ve bulunacak
çözümün sürdürülebilir olması için diplomasinin her yolunu iyi niyetle
zorlamaktayız ve zorlamaya devam edeceğiz.

Bilinmelidir ki, Kıbrıslı Türkler "toplum" değil, bağımsız bir Devlete
sahip, en az Rumlar kadar egemen bir Halktır. Kıbrıs Türk tarafı olarak, Rum
tarafını ve çözümü desteklediğini ifade eden tüm tarafları, çözümsüzlüğün
kaynağı olan eski zemini desteklemek yerine, Kıbrıs Türk tarafının ortaya
koyduğu gerçekçi zeminde başlatılacak ve müzakere yoluyla bulunacak bir
çözüme taraf olmaya çağırıyoruz.

BM Güvenlik Konseyi'nin söz konusu 27 Ocak 2022 tarihli ve 2618 (2022)
no'lu kararına ilişkin olarak Dışişleri Bakanlığımız tarafından yapılan
açıklamadaki hususları da içeren bir yazıyla görüş ve değerlendirmelerimiz
daha detaylı bir şekilde BM Güvenlik Konseyi Başkanına iletilmiştir."

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER