banner22

Denktaş: “KKTC eşitliğimizin simgesidir, ona sahip çıkmalıyız”

Denktaş: “KKTC eşitliğimizin simgesidir, ona sahip çıkmalıyız”
banner32

Bağımsız Cumhurbaşkanı adayı Serdar Denktaş, “KKTC devlet olarak ilan edildiğinden beri siyasi eşitliğimizin simgesidir, ona sahip çıkmalıyız” dedi.

Denktaş, “Bizim halkımızda Annan Planı’ndan sonra iki toplumun bir olacağı inancı kayboldu. Kimse bu seçimden böylesi bir çözüm beklemiyor” diye konuştu.

Serdar Denktaş “ Bizde de, dünyada da salgın bir neden olarak duruyor ama esas sorun yıkılan ekonomiler, çünkü kapanarak izole oluyorsunuz, vaka sayısı azalıyor ama ekonomi de uçurumdan aşağıya gidiyor. Özellikle bizde sosyal devletin ortadan kaybolması, hükümetin sadece kamuoyunu düşünmesi, bunu daha da zor duruma getiriyor” dedi.

“Bunun içinden fırsat yaratmak önemlidir” diyen Denktaş, “Bunun için de herkes el birliğiyle hareket etmelidir. Maalesef seçim bu birliği ortadan kaldırmaktadır. Bir an önce seçimler bitsin ve yeni Cumhurbaşkanı, meclis üyeleri ve sivil toplumları olarak ne yapılabileceğine hep birlikte bakalım. Ekonomik kriz için bir dondurma olmalı, bunu Mart ayında da söylemiştim. Ama ötelemeli tercih ettiler” ifadelerini kullandı.

Denktaş, “Bir su problemi var 25 Eylül’de geleceği söylenmiştir, daha sonra gecikebilir dediler ve gecikecek de. Suyun değerini kaybedince anladık. Bu su gelince rahatladık ancak daha önceden hükümetin suyu tasarruflu kullanmaya teşvik etmesi gerekirdi. Ekonomi ve salgının yanında bir de susuzluk çekiyoruz” şeklinde konuştu.

Pandemi süreci ile ilgili de değerlendirmede bulunan Bağımsız Cumhurbaşkanı Adayı Serdar Denktaş, “Bu salgına hepimiz alışacağız fakat şu an ki vakalar nasıl tedavi olacak, nasıl temaslılar bulunacak bilmiyorum. Başkan seçim olduğu için bunlarla ilgilenmiyor Ali Pilliyi de günah keçisi seçtiler. Bütün günah Pilli’de de Bakanlar Kurulu’nun hiç suçu yok mu? Hükümet halkın sorunlarıyla ilgilenmeli ve içe dönmelidir” dedi.

“SEÇİMLER NİSAN’DA OLSAYDI ADAY OLMAYACAKTIM”

“Seçimler Nisan’da olsaydı aday olmayacaktım. Halkla birlikte dönüp hükümetin nasıl yönettiğine baktığımda, görev olarak aday oldum. Bu seçimlerde bireysellik ön planda oluyor. Fikirsel olarak bir olmadığın ama sırf bir yerden tanıdığından ya da düğünüme geldi gibi sebeplerden dolayı insanlar oy verebiliyor. Cumhurbaşkanı ya da belediye başkanı seçimlerinde bu şekilde olabiliyor.”

“VAATLER İNANDIRICI DEĞİL”

“Adayların biri Kıbrıs sorununu çözeceğini, diğeri Kıbrıs’ı tanıtacağını söylüyor. Fakat bu beş senede mümkün değil. Cumhurbaşkanı’ndan beklenen tek bunlar değildir. İç sorunlara da bakmalıdır. Cumhurbaşkanı’nın etkisi eğer doğru davranılsa vardır. Bu da bilgi ve deneyim ister. KKTC devlet olarak ilan edildiğinden beri siyasi eşitliğimizin simgesidir, ona sahip çıkmalıyız.”

“HALKTA İNANÇ KAYBOLDU”

“Bizim halkımızda Annan planından sonra iki toplumun bir olacağı inancı kayboldu. Kimse bu seçimden, Cumhurbaşkanı’ndan böylesi bir çözüm beklemiyor. Beklentiler daha iyi bir standarda ulaşmak, saygı görmek, insan haklarımızı yeniden geri alabilmek... Bunun için bir uğraş olmalı ve bu yapılırken kendi içimizi düzeltmeliyiz.

Denktaş programda konuşmasına şöyle devam etti;

“O masada oturmam ya da federasyon masadaysa gelmem yaklaşımı yanlıştır. Federasyonun başka yöntemleri de var onlar denenmelidir, masada konuşulacak hale getirilmelidir. Ada siyasi olarak sorunlu bir yerdedir, bu sorunu ya konuşarak ya savaşarak çözebiliriz. Konuşma demokrasidir, hukukidir, bu yönde hareket edeceğiz. Rumlar ne düşünüyor benim için çok da önemli değil ama yanlış düşünüyor ve hareket ediyorlar.Kıbrıslı Türkleri yok sayarak Türkiye’yle sorun çözmeye çalışırlarsa bilsinler ki duvara çarpacaklar. Çünkü Kıbrıslı Türkler buranın öznesidir, buranın tohumudur. Bunu yok sayacaksın ve sorun çözmeye çalışacaksın, başka bir yerle bunu yapamazlar. Dünyaya baktığımızda sorun çözen en önemli faktör ekonomidir. Bunun için alt yapımızı ve ekonomiyi güçlendirmeliyiz. Rumların barış dönemi altında bize yaşattıklarını bileceğiz ve esiri olmayacağız. Alt yapıyı, kendi içimizi, birbirimizle konuşarak saygı duyarak düzenleyeceğiz. Kuracağımız her diyalog, her düşünceyle bunu yapabiliriz. Önce kendi içimizde kendimiz toparlanacağız. Bunu sağlarsak kendimize güveniriz ve Türkiye’yle hedef belirleyebiliriz, atacağımız adımlarda destek isteriz.Bazı şeyler bizim ülkemize uymaz, vatandaş kabul etmez, bu durumda karşı duracak biri lazım. Ben bunu otuz senedir yaparım yapmaya da devam ederim. Ne boyun eğerim ne kavga ederim. Benim Türkiye ile ilişkilerim iyidir. Ankara hükümetleriyle, geçmiş hükümetlerle de zaman zaman farklı durumlar olmuş olabilir. Çünkü yanlış bulduğum durumlarda bunu söylerdim. Söylemeye de devam ederim, yanlış bir şey görürsem susmam.”

“YILLARDIR KIBRISLI TÜRKİYELİ AYRIMI YAŞIYORUZ”

“Bir seçim yaşıyoruz ve Türkiye’yi seven sevmeyen ayrımına taşıyorlar.

Yıllardır Kıbrıslı Türkiyeli ayrımı yaşıyoruz ve bunun olmaması gerektiğini, birlikte eşit olmamız gerektiğini savunuyorum. Ama Türkiye’yi sevmeyen ayrımını ilk kez yaşıyoruz. Birine oy verirsen Türkiye’yi seven sınıfındasın vermezsen sevmeyenler sınıfındasın. Seçim sonuçları çıkınca %80 istenilen kişiye oy vermezse Türkiye’yi sevmez anlamına mı gelecek?

Rum’un Yunanistan ile olan ilişkileri bizim Türkiye ile olanlardan çok daha derindir. İlişkileri dışa resmidir ama içi çok daha derindir. Kendi insanımın Rum’a bu kadar hayran olup kendini küçümsemesini kabul edemiyorum. Önce kendi kafamızı düzeltip sonra Türkiye’den destek bekleyeceğiz. Saygı görebilmek için önce birbirimize, sonra devlete saygı göstermeliyiz. Devletin başında olanlar da bu devleti insanımıza sevdirmelidir. Bizim varlığımız önemlidir. Biz kendi kendimizi toparlarsak Türkiye’nin gücü haline geliriz. Referandumdan sonra benle Talat’ın iyi ilişkileri sayesinde insan ilişkileri düzeldi. Fikirsel olarak çok tartışsam bile kimseyle küsmem, kavga etmem. Benim de bir devletim var ve her yerden vatandaşı var, tümünün ne mutlu Kıbrıslı Türküm diyebildiği noktaya gelmemiz lazım ki duruşumuz daha sağlam olabilsin.”

Serdar Denktaş daha sonra izleyicilerden gelen soruları cevapladı. Sorulara içtenlikle yanıtlar veren Denktaş şu cevapları verdi;

“Babamın çözemediği konuyu sonuçlandırma yönünde hareket ediyorum. Bu beş sene içinde çözüm göremiyorum, bir başka raya geçiş ön görüyorum. Bir tepkisel hareket var, halk içinde bu yarayı kaşıyarak oy kitlesi oluşturduğunu gördü sayın Akıncı, bu yarayı kaşımaya devam ediyor.”

“ULUSLARARASI HUKUKU KULLANMAMIZ LAZIM”

“Mevcut izolasyondan kurtulmak için uluslararası hukuku kullanmamız lazım.

Dünyaya insan haklarımızın gasp edildiğini hiç anlatmadık. Benim milli takımım niye olmasın? Kıbrıs Türk Milli Takımı niye olmasın? Hiç denemedik diye olmayacağına inanıyoruz. Uluslararası hukuku kullanmak üzere insan haklarına dava açabiliriz.”

“MARAŞ BİZİM YÖNETİMİMİZDE ÖZEL BÖLGE OLARAK AÇILMALI”

“Maraş bizim yönetimimizde özel bölge olarak açılmalı. Turizmin yanında Serbest ticaret olmalı. Rum ve Türk iş adamları beraber iş yapmalı. Maraş’ın yıl sonunda açılacağına inanmıyorum, yıl sonunda konuşulmaya başlanacak. Çok hesaplı ve doğru hareket edersek her iki kesim için de önemli bir yer olur. Vakıf mallarını uluslararası hukuka başvurarak tescil edebilir ve önceki sahiplerine verilebiliriz.“

“DAHA ÇOK TÜRKİYE’Yİ İLGİLENDİRİYOR”

“Doğu Akdeniz’deki tartışma bizden çok Türkiye’yi ilgilendiren bir konudur. Türkiye’nin Akdeniz’deki sahipliğini tehdit eder. Bizim yaptığımız çağrı, Akdeniz Enerji Platformu oluşturalımdır. Türkiye, Yunanistan, Kıbrıs Türk ve Rum taraflarıyla müzakere ederek bir sonuca ulaşalım. Adadaki kaynak Kıbrıs’a yetecek kadar çok.”

Güncelleme Tarihi: 23 Eylül 2020, 16:08
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER