banner22

"Eğer izolasyonu yapmasaydık şu an hasta sayımız 1000 vefat sayımız da 40 olacaktı"

"Eğer izolasyonu yapmasaydık şu an hasta sayımız 1000 vefat sayımız da 40 olacaktı"
banner32

Emekli Başhekim Dr. Bülent Dizdarlı,  sosyo ekonomik hayata dönebilmek için dikkat etmemiz gereken kuralları yazdı

Dizdarlı, normal hayata dönmek için hükümetin acele etmemesi gerektiğini de vurguladı.

İşte Dizdarlı'nın o yazısı:

Sevgili Dostlarım.
Baştan söyleyeyim bu yazı biraz uzun olabilir. Ama ne olur iyice okuyup anlayınız. Mümkün olduğu kadar da yayınız.
Biliyorsunuz hastalık daha adamıza gelmeden çok Covit-19 hakkında size sayfamdan gerekli bilgi aktarımını yapmaya başladım. Hâlen de bunu yapmaktayım. Tabii ki bunu yaparken çok güvenilir kaynaklardan destek alıyor, onların paylaşımlarından faydalanıyorum. Özellikle Tıp Fakültesi sınıf arkadaşlarımın kurduğu, 1982 İstanbul Tıp Fakültesi mezunları gurubu bu yolda bana çok ışık tutmaktadır. Hepinizin bu dönemde tv lerden tanımaya başladığı Hacettepe Tıp Fakültesi enfeksiyon Hastalıkları bilim dalında görevli Prof.Dr. Murat Akova da bu guruptadır. Ve gurubun doğal dönem lideri olarak bizlere sizlere ulaştırmak için bilgi aktarmaktadır.

Bir diğer önemli kaynağım da şüphesiz Kıbrıs Türk Tabipleri Birliğidir. Başkan Dr Özlem Gürkut olmak üzere tüm yönetim canla başla çalışmakta , sağlık politikalarının gelişmesi, malzeme tedariki gibi işler yanında Dünya Sağlık Örgütü’nü yakından takip etmektedirler. Yapılan bilgilenmeyi halkımıza aktarmaktadırlar.

Bütün bunları belirttikten sonra saadete geleyim:
Evet bir ayı aşkın zamanda geldiğimiz noktada başarılı görünüyoruz. Bu süreçte sadece 4 vefat olması dünya istatistiklerine uymaktadır. Sadece 100 hastada kalmamız ise hem hükümetin hem de bizlerin halk olarak başarılı “kendi kendini izole etme” politikasına dayanmaktadır. Eğer bunu yapmasaydık şu an hasta sayımız 1000 vefat sayımız da 40 olacaktı. Bakın olabilirdi demiyorum. Olacaktı, zira istatistikler bunu göstermektedir.

Ancak bu tabi ki böyle gitmez. İlelebet evlerimize kapanarak da yaşayamayız.

Peki ama bir yandan uzmanlar “temas etmeyin “ derken diğer yandan sosyo ekonomik hayata nasıl döneceğiz?

Aslında biz bir çok ülkenin yaptığından fazlasını yaptık . bu izolasyonu hükümetimiz bir çok devletten evvel kural yapıp bizi korudu. Ama aynı başarıyı geçen süre için kullanmadı. Sanki bu kadarı yeterliymiş gibi davrandı. Kit sayımız az, c-d-e planımız yok. Bırakın bunu B planımız yok.. Hekimlerimiz özellikle de HEMŞİRELERİMİZ ÇOK YORULDU. Yedek güç hazır değil. Çalışanlar arasında yer yer tartışmalar başladı. Pandemi hastanemiz hâlâ tartışılır . Bu arada konservatif vakalara bakacak hastanemiz de yok. Yani zaman mirasyedi hovardalığıyla harcanmıştır. Kaybedilen zaman hızla kapatılmazsa işimiz daha da zorlaşacaktır.

Hükümet gördüğüm kadarıyla sosyo ekonomik hayata bir an önce dönmek istemektedir. Bu bir tercihtir. Sorumluluk tercih hakkı olanlarındır. Ancak velev ki böyle bir karar alınsa bile halkımızın da çok dikkatli bilinçli hareket etmesi gerekecektir.
Bir kere bu hastalıkla yaşamayı öğrenmemiz gerekecektir. Zira sosyo ekonomik hayata döndüğümüz anda bulaş hızlı yada yavaş ( BİZİM DİKKATİMİZ E GÖRE ) bir şekilde devam edecektir. Hastalığın tamamen bitmesi üç şekilde mümkündür.
1- Tüm insanların bağışıklık kazanması
2- Aşı bulunması
3- İlaç bulunması

Bu üç unsurun ayrı ayrı veya tamamının gerçekleşmesi yıllar alabilir .Öte yandan hükümetin acele ettiğini de farkındayız. Sektörler ve devlet daireleri sağlık alt yapısı hazırlanmadan açılmamalıdır. Sşiyasi irade bu konuda ısrar ederse en azından asla hep birden faliyete başlamamalıdır. Açılacağında en az on gün periyotlarla görev başı yapmalıdır.

Peki ama o gün geldiğinde biz korunmak için ne yapacağız?
İşte bundan sonraki yaşam tarzınızda, ne iş yaparsanız yapınız bağışıklık kazanana kadar dikkat etmeniz gereken unsurlar:
1- Bireysel olarak direncimizi artırıp hangi yaşta olursak olalım derhal sigara ve tütün ürünlerini kullanmaktan vazgeçeceğiz
2- Maskesiz sokağa çıkılmamalıyız
3- Yaşlılarınızı , Organ nakli geçirmiş insanınızı, diyalize girenleri, diyabetlileri, talasamilileri, kanserlileri, kalp hastalarını , organ yetmezliği olanları, akciğer rahatsızlığı olanları ÖZEL OLARAK KORUYACAKSINIZ. Onların temasını bir o kadar daha kısıtlamalıyız.
4- Her iş yeri her daire standart hijen kurallarına uyarak ekstra tedbirler geliştirilmeli , bunları uymayanlara işlem yapılmamalı hatta ofis içine alınmamalıdır. Yapılacak olan işlem neyse sosyal mesafe kuralı uygulanmalıdır.
5- Çalışanlar genel ve özel temizliklerine dikkat etmelidir. İşlem yaptıkları müşteri veya muhatabı da kurallara uymadıkları zaman mutlaka uyarmaktan geri kalmamalıdırlar.

Son olarak size kirli bilgi ve ilaçlar hakkında kısa bir not yazmak istiyorum.
Lütfen bu işi Sağlık Bakanlığına ve işin profesyonellerine bırakınız. Şu anda dünyada hangi ilacın ne zaman nasıl kullanılacağına dair bir fikir birliği yoktur. Olamazda . Zira günümüze kadar bir ilacın uygulanma şekli ve zamanı hakkında kesin saptama yapılması için gerekli zaman geçmemiştir. Aslında tıp dünyası 20-30 vaka üstünde yapılan denemelerle edinilen deneyimlere itibar etmez. Bu sayıda vaka üstünden yazılan medikal makaleleri hiçbir dergi kabul etmezdi. Ama gelin görün ki tüm dünya bir ayağı üstünde yakalandı. Herkes haklı olarak deneyimini paylaşma telaşındadır. Ne var ki gerçek doğru yıllar sonra anlaşılacaktır. Bu nedenle sevgili dostlarım o tartışmaların siz dışında kalın. Bırakın onu bilim adamları klinikçiler konuşsun.
Herkes kendi görevini yapsın. Sağlıkla kalın.

banner56
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER