banner22

Genel Kurul tamamlandı

Genel Kurul tamamlandı

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda güncel konuşmalar yapıldı.

Güncel konuşmaların ardından Genel Kurul saat 18.45 sıralarında  sona erdi. Meclis Genel Kurulu bir sonraki toplantısını 25 Mart Pazartesi saat 10.00’da yapacak.

BEROVA

Genel Kurul’da UBP Milletvekili Özdemir Berova, “Mali Ekonomik Protokolde Hükümetin Eğitim Alanında Yaptığı Program” konusunda konuştu.

ARIKLI

YDP Genel Başkanı Erhan Arıklı, cezaevinde gardiyanların problemi konusunda konuşma yaptı.

Arıklı, Merkezi Cezaevi’nde birtakım sıkıntılar yaşandığını aktararak, bu sıkıntılar hakkında  bilgi aktardı.

Merkezi Cezaevi Müdürü’nün tutumunu eleştiren Arıklı, kadın gardiyan eksikliği konusunda sıkıntı yaşandığını söyledi.

“Sendikanın grev kararı alması yasal mıydı?” diye soran Arıklı, yasalsa cezaevi müdürünün grevi dağıtmak için polis çağıracağını söylemesinin doğru olmadığını belirterek, ayrıca müdürün inisiyatifi ile ince arama yapılmadan ziyaretçi alınması konusunda bakanın görüşünün ne olduğunu sordu.

Arıklı, gardiyanların terfi sorunlarının da çözülmesi gerektiğini söyledi.

Yeni cezaevinde tutuklular ile çocuk mahkumların ayrılması gerektiğini belirten Arıklı, buna yönelik hazırlık yapılmasını, “işkence olaylarının” engellenmesini istedi.

Arıklı, nüfusun bilinmesi için  nüfus sayımının gerekli olduğunu kaydetti.

BAYBARS

İçişleri Bakanı Ayşegül Baybars, grevin nizamiye bölümünde bulunan iki kadın gardiyandan  birinin yer değişikliği ve başka bir gardiyanın görevlendirilmesi ve bu kişinin izne çıkması ile erkek gardiyanların da yer değişikliğine yönelik dilekçe yaparak taleplerini sunduklarını ve müdürlerin de talepleri yerine getirmeye çalıştığını söyledi.

Baybars, gardiyanların yeni görevlendirmenin geri alınmasını aksi halde  grev yapacaklarını söylediklerini belirtti.

Baybars, ziyaret hakkının engellenmemesi gerektiğine inandığını söyleyerek, bu yöndeki görüşünü ilettiğini, aramaların yapılmamasının ise söz konusu olmadığını belirtti.

Grevin pazartesi günü kaldırıldığını başlama gerekçesinin makul bir gerekçe olmadığını söyleyen Baybars, aramaların sürdüğünü herhangi bir zafiyet olmadığını kaydetti.

Cezaevinde 201 tutuklu bulunduğunu dile getiren Baybars, gardiyan eksikliği ve terfiler konusuna da değindi.

Baybars, terfilerle ilgili yasal değişiklik yapıldığını, Kamu Hizmeti Komisyonu’nun snav tarihini Kasım 2019 olarak verdiğini  belirtti.

ÇALUDA

UBP Milletvekili Aytaç Çaluda, Ülkedeki Turizm ve Lefke İlçesine Turizm Yatırımlarının Başlatılması” konusunda konuşma yaptı.

Çaluda, bölgede turizm yatırımı yapılması için öncelikle o bölgeye olan ulaşımın sağlanmasını, yapımı yıllardır süren yolların tamamlanmasını istedi. CMC konusunun çözümlenmemesi durumunda bölgeye yatırımın götürülemeyeceğine  inanç belirten Çaluda, hükümetten bu yönde adım atmasını beklediklerini söyledi.

Çaluda, turizm yatırımcılarının bölgeye yönlendirilmesi gerektiğini, en azından bir gün konaklamanın gerçekleştirilebilmesi gerektiğini ifade ederek, bölgeye gereken önemin verilmesini ve verilen sözlerin tutulmasını istedi.

Uçak fiyatları, liman seferleri, turizm yatırımları, müze açılışları, tanıtım faaliyetleri gibi konularda sorular yönelten Çaluda, bu soruların yanıtlanmasını ve kamuoyunun bilgilendirilmesini talep etti.

ATAOĞLU

Turizm ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu da, turizme ve bakanlığa yöneltilen soru ve eleştirilere anlam veremediğini ifade ederek, turizm alanında yapılan çalışmaları anlattı, turizm sektörüne yönelik gereken önemi verdiklerini vurguladı.

Ataoğlu, bakanlıkla ilgili yapılacak açıklamalara dikkat edilmesini, eleştiri ile bir yere gidilemeyeceğini, her yönden açık ve şeffaf olduklarını ifade ederek, “Meyve veren ağaç taşlanır biliyoruz ama istediğiniz kadar taşlayın o meyveler sapa sağlam yerinde duruyor” dedi.

ATUN

UBP Milletvekili Sunat Atun da “Ekonomik Sorunlar” konusunda konuştu. Atun, ekonomiye yönelik açıklamalardan tatmin olmadığını ifade ederek, muhalefet milletvekillerinin halk adına denetimde bulunduğunu, Meclis’te bu görevi yerine getirdiklerini, kürsüden bunları dile getirdiklerini kaydetti.

Atun, TAK’ın Meclis’teki konuşmalara gerekli önemi vermediğini ve eksik yazdığını ifade ederek, yetkilileri göreve çağırdı.

Atun,   Devlet Emlak ile ilgili geçen hafta yaptığı konuşmanın çok sığ verildiğini, 20-30 dakikalık konuşma yaptığını ancak 2-3 cümle verildiğini ifade ederek, kürsüde konuşma yapan milletvekillerinin bir emek harcadığını ve herkesin emeğine gereken önemin verilmesi gerektiğini, muhabirlerin emeği kadar milletvekillerinin de emeğinin değerli olduğunu kaydetti.

Bu konuyu daha fazla ileri götürmeyeceğini ancak konuşmalarına, halk adına yapılan konuşmalara daha fazla önem verilmesini belediklerini ifade eden Atun, herkesin buna dikkat etmesini istedi.

Atun, Kıb-Tek’in yeni uygulamasına işaret ederek, en ucuz tarifenin kumarhane ve eğlence yerlerine uygulandığını gördüklerini, ancak bunun tam tersi olması gerektiğini, 07.00-17.00 saatleri arasında ucuz tarife uygulanması gerektiğine işaret etti.

Atun, sağlıklı, tam tahlil yapmak için gerekli incelemeleri ver araştırmaları yapmaya devam edeceklerini ifade ederek, uyarılarda bulundu, yanlış yönetimin bedelinin halktan çıkarılacağını halkın daha fazla fakirleşeceğini kaydetti.

Mali ekonomik konulara da değinen Atun, hükümetin bu konuda yaşadığı sıkıntılara işaret ederek,  hükümetin Türkiye ile bir an önce mali protokolü imzalaması, kaynak akışının sağlanması gerektiğini,  aksi halde devlet gelirlerinin düşeceğini söyledi.

Atun, bu uyarıları geçen yıl yaptıklarını ancak önlem alınmadığını, hazinenin de bugün “beyaz bayrak” çektiğini ifade ederek, ortada bir muamma olduğunu, çekilebilecek avansların çekildiğini, Kıb-Tek ile mahsuplaşma yapılamadığını, tüm bunların ek borçlanma getireceğini kaydetti.

Bütçe açığının ülke tarihinde hiç bu kadar büyümediğini ifade eden Atun, ekonomik kalkınma için kamu yatırımı harcamalarının; yani liman, telefon, ulaşım projelerinin artırılması için Türkiye ile ekonomik iş birliği anlaşmasının yapılması gerektiğini söyledi.

Atun, bunun yanında özel sektör yatırımlarının sağlanması, regülasyonlar ve finansmanın büyük önem taşıdığını ifade ederek, bu dört bacağın sağlam tutulması halinde ekonominin gelişebileceğine vurgu yaptı.

Büyük değişimi güçlü ekonomik programların sağlayabileceğini ifade eden Atun, hükümeti eleştirerek,  en büyük başarının maaş ödeme olarak görüldüğünü kaydetti.

“Gelecek nesillerin tabağını bile aldılar” diyen  Atun, Meclis Başkanı’na Maliye Bakanlığına yönelik bir soru önergesi de sunarak, gerekli cevapların tarafına verilmesini beklediğini söyledi.

ÖZTÜRK

UBP Milletvekili Yasemin Öztürk de “Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının İcraatları” konusunda konuştu. Öztürk, Yeni Zelanda’daki terör saldırısını kınadı, başsağlığı diledi.

Öztürk, yaşlılara, çocuklara ve kadınlara önem verilmesi gerektiğini, bakanlığa bu konuda görev düştüğünü, özellikle cezaevine düşen çocuklara gereken önemin verilmesi ve kötü yola yanlış yola düşmeden topluma kazandırılması gerektiğini kaydetti.

Islah evi gibi bir çalışma yapılması gerektiğini belirterek, çalışma hayatına yönelik denetimlerin gerekliliğine işaret eden Öztürk, hükümetin “ağlama duvarı yeri” olmadığını, insanların artık bahane değil icraat beklediğini söyledi.

Öztürk, çocuk suçluların arttığını, o yüzden ailelere, çocuklara yönelik eğitimlerin artırılmasına yardımcı olunması gerektiğine işaret ederek, çocuklar için ülkede çok daha iyi projeler yapılmasının önemine vurgu yaptı.

Çalışma yaşamı, yatırımlar konusunda bakanlığın gerekli adımları atması denetimleri yapması gerektiğine işaret eden Öztürk, kısa vadeli değil uzun vadeli projelerle çalışanın desteklenmesini istedi.

ÇELER

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Zeki Çeler de, Öztürk’e teşekkür ederek, bakanlığının şeffaf olduğunu, her türlü soruya eleştiriye açık olduğunu, müdürlerinin milletvekillerine her türlü açıklamayı yapabileceğini söyledi, kürsüden konuşma yapılmadan önce gerekli bilgilerin alınabileceğini kaydetti.

Çeler, yaşlı evleri ve rehabilitasyon merkezleri ile ilgili yapılan çalışmaları anlatarak, huzur evlerinde gerçekten huzur için yaşanacak bir yapı oluşturmak için çalıştıklarını söyledi.

Denetimlerin yapıldığını, çocuk suçlulara karşı gerekli önemin verildiğini, çocukların rehabilite edilmesi ve topluma kazandırılması için rehabilitasyon merkezinin yapılması için çalıştıklarını ifade eden Çeler, yapılan çalışmaları anlattı.

 Çeler, bazı eleştirilere katılmadığını ve üzüldüğünü, çünkü gerçekten aile biriminin devamı, aile içi şiddet, çocuk istismarı gibi konularda çalışmalar yapıldığını, ailelere maddi kaynak sağlama, eğitim, psikolojik destek, iş bulma gibi konularda da adımlar atıldığını anlattı.

Çeler, özel sektördeki sendikalaşma konusunda yılmadığını, maddi destek konusunda çalıştığını, daha farklı şekilde anlatılması için çalışma yaptığını ifade ederek, milletvekillerine bu yönde yapılan çalışmaları anlattı.

Gerçek maaş üzerinden yatırımlar konusunda da çalışmaların sürdüğünü, vatandaşları bu konuda uyardıklarını çünkü gerçek maaş üzerinden yatırım yapılmadığı durumunda emeklilikte az maaş alınacağını ifade eden Çeler, iş yerlerindeki gerekli denetimlerin de uygulandığını sonuçlarını da aldıklarını vurguladı.

Bu hafta 14 yeni müfettişin göreve başlamasını beklediklerini ifade eden Çeler, denetimlerin artırılacağını ancak hiçbir zaman yeterli olmayacağını kaydetti. Çeler, özel sektör için yeni bir hazırlık ve çalışma içinde olduğunu da belirtti.

ZAROĞLU

YDP Milletvekili Bertan Zaroğlu da, “Sosyal Düzene Karşı Ceza Yasasındaki Suçlar” ile ilgili konuştu. Zaroğlu, TAK’ın konuşmalarını kestiğini ifade ederek, TAK’ın hükümet değil halkın haber ajansı olduğunu söyledi.  Zaroğlu, milletvekillerinin kürsüden yaptığı konuşmaların bir emek olduğunu, buna önem verilmesi gerektiğini, halka yansıtılmasının önemine işaret etti.

Zaroğlu, geçen günlerde ülkede Bengül Gargınsu olayı ve gerginliği yaşandığını ifade ederek, Gargınsu’nun terör örgütü sempatizanı ve yandaşı  olduğu yönündeki açıklamalarına  CTP Milletvekilleri  Fazilet Özdenefe ve Sıla Usar İncirli itiraz ettiler.

Zaroğlu’nun Gargınsu’ya yönelik benzeri eleştirileri sürdürmesi üzerine tartışmalar yaşandı. Meclis Başkanı Teberrüken Uluçay  Zaroğlu’nu dikkatli ifadeler kullanmaya davet etti.

Tartışmaya Biray Hamzaoğulları’nın da dahil olması üzerine gerginlik arttı ve Zaroğlu ile Hamzaoğulları arasında gergin bir konuşma yaşandı. Zaroğlu’nun “kimden izin alıp konuşuyorsun, benden izin alıp konuşacaksın” dediği Hamzaoğulları da “Başkandan izin aldım Sen kimsin de senden izin alacağım” dedi. Bunun üzerine gerginlik arttı ve karşılıklı sözlü tartışma yaşandı.

Gerginliği bitiren Uluçay, tüm vekillere söz vereceğini söyledi. Zaroğlu’nun  konuşmasını  sürdürmesi üzerine Özdenefe bu konuşmaya ve mahkemede olan bir konuda insanların zan altında bırakılmasına izin vermeyeceğini söyledi.

Zaroğlu, Cumhurbaşkanının da bu konuya dahil olduğunu ve yargıya müdahale edercesine dahil olduğunu iddia ederek, CTP ve Cumhurbaşkanına yönelik eleştirilerde bulundu.

Güneydeki AP seçimlerine aday olan Niyazi Kızılyürek ile Cumhurbaşkanı  Akıncı görüşmesini de eleştiren ve burada seçim çalışması yapılmasının yanlış olduğunu ifade eden Zaroğlu, Kıbrıslı Türklere Güneye geçip oy vermeme çağrısında bulundu.

Zaroğlu, ülkede “terör örgütü paçavrası”,  terör örgütlerine destek veren kitap ve benzeri şeylerin yasaklanması veya yasakların uygulanması gerektiğini belirtit.

Zaroğlu, Maliye Bakanı Serdar Denktaş’ın Türkiye ile ekonomik protokolün imzalanmasının gecikmesiyle ilgili yaptığı açıklamayı eleştierek, 31 Mart’tan sonra hükümetin zor günler geçireceği iddiasında bulundu.

Biray Hamzaoğulları da yerinden söz alarak, CTP’ye yönelik yapılan açıklamalara cevap vermek istediğini ifade ederek, CTP’nin “kendi gelen bir parti” olmadığını söyledi, adayını parti tüzüğüne göre kendinin belirlediğini kaydetti.

Hamzaoğulları, Gargınsu’nun basına yansıyan açıklamalarını okuyarak, mahkemede olan bir konuya yönelik konuşmaya devam etmeyeceğini söyledi.

ŞAHİNER

CTP Milletvekili Salahi Şahiner de “Kooperatifleşme” konusuna değindi, kooperatifçiliğin önemine vurgu yaptı ve ülkeye uygun kooperatifçilik modeli ile ilgili değerlendirme yaptı.

Kooperatif dendiğinde üretim, ihracat, gelişimin akla gelmesi gerekirken ülkede akla banka kredi, borç geldiğini ifade eden Şahiner, ülkede ekonomik akla uygun bir kooperatifçiliğin geliştirilmesinin önemine işaret etti, üretim alanında gelişimin gerekliliğine vurgu yaptı.

Girdi maliyetlerinin düşürülmesi, üreticilerin teşvik edilmesi, dış pazarlara açılmak için girişim yapılmasının önemine vurgu yapan Şahiner, kooperatifçiliğin geliştirilmesi durumunda ülkede üretim, üretim kalitesinin yükselmesi, araç paylaşımı, girdi maliyetlerinin düşürülmesini getireceğini kaydetti.

Kooperatifçiliğin ürün kalitesini uluslararası standarda çekme konusunda da destek olacağını, kalite değerini artıracağını ve dış pazara açılmada üreticiye destek olacağını ifade eden Şahiner, girdi maliyetlerinin düşürülmesi için ortak araç kullanımının olmazsa olmaz olduğunu, yerinden toplu alımın yapılmasının önemli olduğunu, bunun yanında uluslararası standartlarda ürün üretimi, pazar arayışı ve kooperatifçiliğe önem verilmesinin gerekliliğine değindi.

HASPOĞLU

UBP Milletvekili Oğuzhan Hasipoğlu da, “Anastasiadis’in son liderler görüşmesinde sunmuş olduğu desantralizasyon önerisine karşı bizim pozisyonumuz ne olmalı” konusuna değindi. Hasipoğlu, ilk olarak bugün Pile’de yapılan spor karşılaşmasını anımsatarak, Rum liderin bugün orada olduğunu ve bu karşılaşmanın bir şov şeklinde geçtiğini söyledi.

Hasipoğlu, BM yetkilileri ile ünlü futbolcu Drogba’nın da orada olduğunu ifade ederek, ancak Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın katılmadığını ve bunun eleştirilecek bir şey olduğunu çünkü karşıya koz verdiğini ve bu krizi yönetemediğini savundu..

Oğuzhan Hasipoğlu, bu maçın Güney’de yapıldığını ancak bu konunun bir aydır bilindiğini ve önceden girişim yapılması halinde gerekli adımların atılabileceğini belirterek, spora siyasetin karıştırılmasına karşı çıktığını, ama Rumların bunu yaptığını kaydetti.

Rumların bugün de bu krizi lehine kullandığını, aynı olayı Niyazi Kızılyürek konusunda da yaptığını ifade eden Hasipoğlu, Rum tarafının bu konudaki manevraları güzel yaptığını ve siyaseten bir gol yediklerini söyledi.

Hasipoğlu, Rum Lider ile Akıncı’nın şubat ayındaki gayrı resmi görüşmesine de değinerek, burada ortaya konan önerileri değerlendirdi ve buradaki esas önemli noktanın her kararda Kıbrıslı Türklerin onayının gerekmediğini ortaya koyduğunu, yani siyasi eşitlik ve kararlarda etkin katılım aranmaması gerektiği konusunda manevra yaptığını ancak bu konuların uzlaşılmış konular olduğunu vurguladı.

Oğuzhan Hasipoğlu, Rum tarafının her süreçte manevra yaptığını ve yeni tartışma yarattığını, bu aşamada bir çıkmaza girildiğini, Kıbrıs Türk halkının da bu uzlaşmaz tavırdan usandığını belirterek, bunların artık kabul edilemez olduğunu, çünkü Rum tarafının Kıbrıs Türk halkını eşit ortak görmediğini, siyasi eşitliği vermekten de vazgeçmek istediğini, bir anda 1963 yılında Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bozulma aşamasına geldiklerini, uğruna ölünen “federasyon” tezinden üniter devlet pozisyonuna gelindiğini kaydetti.

Hasipoğlu, bu gelişmelere bakıldığında KKTC’nin proaktif olması gerektiğini ifade ederek, bir süre, takvim konusunda ısrarcı olunması gerektiğini, siyasi eşitlik, garantilerin devam edeceği, iki kesimli iki toplumlu bir anlaşmaya taraf olduğunu, ancak Rum tarafının sıfır asker ve sıfır garanti ile gaz konusunda geri adım atacağı konusunda hayal kuranlar varsa buna devam etmeleri önerisinde bulundu.

Rum tarafının tüm süreçlerde cayan taraf olduğunu, bunun her kritik zamanda görüldüğünü, harita verilmesi ve garantileri bile masaya koyduklarını ancak Rum tarafının caydığını ifade eden Hasipoğlu, her şeye rağmen artık masaya oturulacaksa, otururken bir süre ve iki halkın geleceğinin ne olacağını BM’den istemeleri ve müzakerelere ona göre başlanması gerekliliğine vurgu yaptı.

Hasipoğlu, federasyon üzerinden yine görüşmeler başlayacaksa bile bu sürenin en fazla 1-2 ay olması gerektiğini, artık masaya otururken nasıl kalkacaklarını bilmeleri gerektiğini ifade ederek, “Önce halklar, siyasi partiler bir birini tanısın, ona göre bir süreç yaşansın, daha basit çözüm yöntemleri bulmalıyız. Konfederasyon modeli de olabilir. Rumlar da buna itiraz etmemelidir” dedi.

Hasipoğlu, masaya otururken geleceklerinin ne olacağını bilmeleri gerektiğini, geleceklerini teminat altına almaları gerektiğini ifade ederek, “Masa kurulmayacaksa bu statü de kabul edilemez. Yeni alternatif ve öneriler getirmeliyiz. Federasyon paylaşım ve uzlaşı üzerine kurulur. Biz yıllarca bu zoru başarmaya çalıştık. 40 yıldır görüşüyoruz artık gerçekleri konuşmalıyız” diye konuştu.

YORUM EKLE
banner21
SIRADAKİ HABER

banner24