banner22

Meclis Genel Kurulu çalışmalarını tamamladı

Meclis Genel Kurulu çalışmalarını tamamladı
banner32

Cumhuriyet Meclisinde güncel konuşmalar yapıldı. Konuşmaların ardından genel kurul toplantısı tamamlandı. Bir sonraki Meclis toplantısı 11 Kasım pazartesi yapılacak.

ATUN

UBP Milletvekili Sunat Atun Genel Kurul’da “Hak ve Özgürlüklere İlişkin Yapılan Uygulamalara Yönelik Tespit ve Öneriler” konulu güncel konuşma yaptı.

Demokrasisiyle övünülen KKTC’de inançlı kişilere karşı demokrasiye uymayan uygulamalar yaşandığını ve bunların giderek arttığını belirten Atun, batılı devletlerde islamifobi diye bir kavram bulunduğunu söyledi.

İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin insanlara inanç özgürlüğünü sunduğunu anımsatan Atun, bireylerin inanç özgürlüğünün hürriyetin temeli olduğunu anlattı.

Atun, uygar dünyanın insan hakkının sınırlarını çizdiğini kaydederek, batı uygarlığının islamafobiyle bu düzenlemeler çerçevesinde mücadele ettiğini ancak ülkemizde baskıyla yönetilmeye çalışıldığını belirtti.

Bu konuda son olarak Lapta Yavuzlar Lisesi’ne atanan başarılı bir eğitim hayatı olan öğretmenin sendikanın baskısıyla başka bir okula atandığını ifade eden Atun, hergün bir kurumun islamafobinin ağına düştüğünü söyledi.

Ülkede insan hak ve özgürlüklerini kıyafetlerin belirleyemeyeceğini kaydeden Atun, bu konuda ülkede yaşananlarla ilgili örnekler verdi.

İnanç özgürlüğünün önemine vurgu yapan Atun, ülkede ekonomik ilerlemeye ihtiyaç olduğunu vurguladı, hükümetin insan hakları konusunda kendisine bir yol belirlemesi gerektiğine işaret etti. Atun, hükümeti bu uygulamaları düzeltmeye çağırdı.

ARIKLI

YDP Genel Başkanı Erhan Arıklı da, “Lapta Yavuzlar Lisesinde Meydana Gelen Öğretmen Krizi” hakkında konuştu, türban yasağını çağdışı bir uygulama olarak niteledi.

Arıklı, türban yasağının yanlışlığına ve demokrasi, insan hakları kapsamında herkes gibi türbanlı kadınların da eşit olduğuna değindi. Lapta Yavuzlar Lisesinde türbanlı bir öğretmenle ilgili yaşanan olayı eleştiren Arıklı, sendikaya uygulamalarından dolayı eleştirilerde bulundu, bakanlığın görevini yapmadığını, sendika önünde geri adım attığını savundu.

ÇAVUŞOĞLU

Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Nazım Çavuşoğlu da, bu konunun ciddi bir konu olduğunu, kimsenin mağdur edilmediğini, bu konuda çok laf olduğunu ancak lafın değil icraatın önemli olduğunu, bakanlığın da işini Anayasa yasa ve insan haklarına uygun bir şekilde yaptığını vurguladı.

Çavuşoğlu, ülkenin KKTC Anayasası ve yasalarıyla yönetildiğini ve herkese, her kesime de yasalar önünde eşit davranıldığını vurguladı.

Hala Sultan İlahiyat Kolejinin geçmişte çok tartışıldığını, karne tartışmalarının olduğunu ancak geçen yıl hiçbir tartışma olmadığını, dini inanç tartışmalarını da hiç doğru bulmadığını, okulun da her zaman arkasında durduklarını ifade eden Çavuşoğlu, okul hakkında bilgi verdi, KKTC’nin şu anda en yüksek altyapısına sahip olan bir okul olduğunu ve öğretmen eksikliği de bulunmadığını anlattı.

İnanç özgürlüğüne takoz koymak gibi bir düşüncelerinin asla olmadığını vurgulayan Çavuşoğlu, öğretmen atamaları ile ilgili yaşanan süreci anlattı, türbanlı bir öğretmenin ilk kez atandığını, bunun da inanca saygılarının göstergesi olduğunu kaydetti.

“İnanç düşmanlığının zirveye ulaştığı” yönünde Sunat Atun’un açıklamasına üzüldüğünü ifade eden Çavuşoğlu, inanç özgürlüğü ile ilgili ülkede bir mücadeleye gerek olmadığını çünkü herkesin yasal haklarının olduğunu ve ülkede bu konuda bir kısıtlama olmadığını söyledi.

“Beni kınayacak olan insanın hiç kınanamayacak bir durumda olması gerekir” diyen Çavuşoğlu, hiç kimsenin kendisini baskı altına alamayacağını çünkü gücünü Anayasa ve yasalardan aldığını kaydetti, eleştirileri kabul etmediğini, bu öğretmeni kimsenin görevden alamayacağını, kamudan atandığı yere dönmek isterse de dönebileceğini dile getirdi.

ŞAHALİ

CTP Milletvekili Erkut Şahali de, bireysel özgürlüklerin sınırlarının da yasalarla belirlendiğini ifade ederek, herkesin demokratik yaşam içinde özgürce yaşamasının önemine vurgu yaptı.

“Cypfruvex ve Narenciye sektörü” konusunda konuşan Şahali, şirkete olan ihtiyaca işaret etti, üretim sezonunda ortaya koyacağı performansın önemine dikkat çekti. Şahali, şirketin çok daha ciddi ve dünyadan haberdar olarak ve üreticilerin önünü açacak şekilde çalışmasının önemine işaret ederek, sezona yönelik endişe ve düşüncelerini paylaştı, Tarım Bakanı Dursun Oğuz’a yönelik sorular sordu.

Cypfruvex’in etkin bir şekilde çalışması gerektiğine inanç belirten Şahali, “Cypfruvex batarsa narenciye batar” uyarısında bulundu.

OĞUZ

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Dursun Oğuz da, “Geçen yıl nerelerdeydiniz Erkut bey” diyerek, narenciye ve Cypfruvex’in ülke için önemine işaret etti. Oğuz, bu yıl ürün kalitesinin de daha yüksek ürünün de daha fazla olacağını, fiyatın da piyasalara göre belirleneceğini kaydetti.

Oğuz, Cypfruvex’in mali durumun kötü olduğunu, borcu olduğunu, sadece maddi olarak değil siyasi kararlardan da kötü durumda olduğunu ifade ederek, şirkette mali durumun düzeltilmesi için yapılan çalışmaları anlattı. Herkesin Cypfruvex’e sahip çıkması gerektiğini ifade eden Oğuz, şirketin narenciye ve ülke için önemine işaret etti.

Kendisinin bazı atamalar için siyasi baskı aldığını ancak bu atamaları yapmayacağını ifade eden Oğuz, dertlerinin siyasi atama olmadığını dertlerinin şirketin narenciyenin yaşatılması narenciyeye sahip çıkılması olduğunu vurguladı.

ALTUĞRA

UBP Milletvekili İzlem Gürçağ Altuğra da “Yaşlılarımız gelecek kaygısı yaşamamalı” konulu konuşmasında, yaşlıların ataların bakımının önemine işaret ederek, huzurevi bakım evi gibi yerlerin önemine değindi, bu ikisi arasındaki ayrıma işaret etti.

Bu iki ev arasındaki ayrımı yapan Altuğra, ülkede bu iki alanda da tam teşekküllü bir yer bulunmadığını söyledi ve yaşanan sıkıntıları anlattı.

Lapta Huzurevinde yaşanan sıkıntıları ve eksiklikleri anlatan Altuğra, buradaki ortamın yaşlıların hayatlarını sürdürmesinde uygun olmadığını, mimarinin turistik yapıya uygun olduğundan yaşlıların kullanımına uygun olmadığını ifade etti.

Bu binaya yıllardır aylık 5 bin 800 İngiliz sterlini kira verildiğini ifade eden Altuğra, burada niyet olsaydı devletin yeni tam teşekküllü bir huzurevi, bakım evi yapabileceğini, ancak sözlerin sadece sözde kaldığını, yıllardır burada siyasetin, alınan oyların karşılığının verilemediğini ifade etti.

TÖRE

UBP Lefkoşa Milletvekili Zorlu Töre de, “Berlin duvarı ve Rumların duvar gibi duruşları” konusunda yaptığı konuşmada, Berlin duvarının yıkılışının 30. Yıldönümü vesilesiyle bu utanç duvarının yıkılması ve bu dönemde yapılacak 3’lü görüşmenin Kıbrıs’ta da “duvarların yıkılması” anlamına gelebilecek yazılar yazıldığını ancak bu duvarla Berlin duvarının bir bağlantısının olmadığını, çünkü Lefkoşa’daki duvarın Kıbrıslı Türklerin EOKA’nın soykırımından kurtulmak için yaptığı duvarlar olduğunu kaydetti.

Töre, Lefkoşa’daki duvarın Berlin duvarı ile yakından uzaktan bir bağlantısı olmadığını, Rumların saldırılarına karşı bu duvarın oluşturulduğunu, ancak Berlin’deki duvarın insanlık ayıbı olan bir duvar olduğunu ifade etti.

Almanya’da Almanya’nın birleştiğini ancak burada Rumların ortak devleti yıktığını, artık Kıbrıs’ta iki halkın iki devletin bulunduğunu ifade eden Töre, Kıbrıs’ta çözüm lafından usandıklarını, 50 yıldır aynı lafları duyduklarını, bir 50 yıl daha duymaya tahammüllerinin olmadığını söyledi. Töre, Rumların duvar zihniyetinin devam ettiği sürece Kıbrıs’ta bir duvarın yıkılamayacağını kaydetti.

ÇALUDA

UBP Milletvekili Aytaç Çaluda da, “Narenciyede üretim ve pazarlama” ile ilgili konuşma yaptı. Çaluda, narenciyede yaşanan sıkıntılar ve gerekli gelir elde edilemediğinden insanların bu alandan geri çekilmeye başladığını, üretimi bıraktığını, narenciye alanlarının azaldığını ifade ederek, sektöre gerekli önemin verilmesi gerektiğini kaydetti.

Çaluda, narenciye ağaçlarının yetiştirilmesi üretilmesinin zorluklarından bahsederek, eziyetle alınteriyle maddi zorluklarla oluşturulan bahçelerden alınan ürünlerde bir de Pazar sorunu yaşandığını anlattı.

Çaluda, sektörün gelişmesi için tanıtım kaliteli üretim yeni pazarlar bulunması teşviklerin artırılması gerektiğine işaret etti.

ZAROĞLU

YDP Milletvekili Bertan Zaroğlu da “Emirnameler” ile ilgili konuşma yaptı. Zaroğlu, konuşmasına Bülent Ecevit’i rahmetle anarak başladı. Zaroğlu, Bakanlar Kurulunun Meclis gününde yapılmasını eleştirdi.

İçişleri Bakanının İskele ve Girne’de emirnamelerle ilgili sorulara ve kendisinin yönelttiği sorulara doğru cevaplar vermediğini savunan Zaroğlu, İsrailli bir şirketin inşaat iznini emirname süresinde aldığını savundu. Zaroğlu, bu konudaki belgeleri göstererek, bu şirkete ayrıcalık tanındığını öne sürdü, eleştirilerde bulundu.

Şirketin ÇED raporu almadığını da iddia eden Zaroğlu, bu konuda bakanlığa ve hükümete yönelik suçlamalarda bulundu, bu şirketin ayrıcalığının ne olduğunu ve neden korunup kollandığını sordu.

Zaroğlu, bu konuda temize çıkmak için tüm izinlerin iptal edilmesi gerektiğini ve bakanın görevinden istifa etmesi gerektiğini savundu.

Konuşmaların ardından Genel Kurul çalışmalarını tamamladı.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER