Meclis'te güncel konuşmalar

Meclis'te güncel konuşmalar
banner32

Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu’nda milletvekilleri, güncel konuşmalarıyla, Covid-19 elektronik bileklik takip sistemi ve Kıb-Tek akaryakıt alım ihalesini de gündeme taşıdı.
ÇELER
Bu bölümde ilk olarak TDP Milletvekili Zeki Çeler “covid-19 elektronik bileklik takip sistemi” başlıklı konuşma yaptı. Hükümetin gelen önerilere, muhalefetin çağrılarına kulak vermemesi nedeniyle karantina için ciddi mali külfet oluştuğunu kaydeden Çeler, buraya harcanan paralar yüzünden sağlık çalışanlarına sağlanan yemeğin kesilmesi gibi önlemler alındığını söyledi. 
Hükümetin muhalefeti içi boş öneriler sunmakla suçladığını kaydeden Çeler, bugün gündeme gelen elektronik bileklik sistemiyle ilgili Eylül ayında yaptıkları önerilere işaret etti, animasyonlu tanıtım bile hazırladıklarını belirtti. 
“ELEKTRONİK BİLEKLİK SİSTEMİNİ DELENLER CEZA GÖRMEZSE, SİSTEM BAŞARISIZ OLUR”
Çeler, öte yandan geçen süre içinde Maliye’den karantina merkezlerine ciddi paralar ödendiğini söyledi. Sorumsuz insanlar nedeniyle elektronik bileklik sistemi kapsamında sıkıntılar yaşanabileceğini kaydeden Çeler, bunun önüne geçmek için gerekli denetim ve ağır cezaların hayata geçmesinin hayati olduğunu belirtti.
Elektronik bileklik sisteminin dışına çıkan vatandaşa 3 asgari ceza, yabancılara ise 3 asgari ceza ve deport cezası verilmesi gerektiğini anlatan Çeler, eğer prensip olarak üniversitelerden maddi destek alınmayacaksa belki en azından öğrencilerden ilk başta ilgili meblağın tahsil edilip süreç sonunda iade edilebileceğini, bu şekilde sorumlu davranmalarının sağlanabileceğini dile getirdi. 
Çeler eğer sistemi delenler hiç ceza görmezse, sistemin başarısız olacağını kaydetti, ekonominin ayağa kalkması, insanların rahat şekilde hayatlarına dönebilmesi için bu sistemin doğru çalıştırılmasının hayati olduğunu anlattı. 
Karantina için ayda ortalama 20 milyon TL harcanıyorsa, bu sistem ilk önerdiklerinde uygulansa Maliye’nin belki 100-120 milyon TL daha az harcama yapmış olacağını belirten Çeler,  ev takip sisteminin başarılı olması için önerilerinin dikkate alınmasını istedi.
SANER: “ELEKTRONİK BİLEKLİK SİSTEMİ HEM DAHA ÇAĞDAŞ, HEM DE DAHA AZ MALİYETLİ”
Ardından Başbakan Ersan Saner cevap vermek üzere kürsüye çıktı. Saner, ekonomi ve sağlık alanlarında alınan kararların birbirini desteklemesi gerektiğini anlattı.
Elektronik bileklik sisteminin hem daha çağdaş hem de daha az maliyetli olduğunu anlatan Saner, bu konuda bir süredir çalıştıklarını söyledi, Çeler’in bahsettiği önerilerden bilgisi olmadığını ifade etti. 
Saner, bilekliklerin otellere gelecek kapalı gruplarda uygulanmaya başlanması için çalışmanın  sürdüğünü anlattı.
Eloktronik bilekliğin sinyal vermemesi durumunda ne yapılabileceği, telefonda sorun olması durumunda ne olabileceği gibi soruların ilgili teknik şirkete detaylı şekilde aktarıldığını ifade eden Saner, bu konudaki tüm soruların yanıtlandığını belirtti. 
“ELEKTRONİK BİLEKLİK SİSTEMİNİ BERTARAF ETMEYE ÇALIŞANLAR İÇİN VERİLECEK CEZALAR YASADA VAR” 
Bulaşıcı Hastalıklar Yasası’nda yapılan değişikliğin, elektronik bileklik sistemini bertaraf etmeye çalışanlar için verilecek cezaları da içerdiğini anlatan Saner, yurt dışından gelen KKTC vatandaşı ya da turistin havaalanında öncelikle evine ya da oteline olan sürede gidip gitmediğinin takibi, oraya girdikten sonra karantina sürecinde o adreste konaklayıp konaklamadığı,  misafir kabul edip etmediği gibi konuların denetiminin ve bunlar sonucunda verilecek cezaların da bu değişiklikle ele alındığını söyledi. 
Bu sistem sayesinde temaslıların “ayak izlerinin” de kayıt altında olacağını dile getiren Saner, ilçe emniyet kurulları üzerinden polisin gerekli cezaları keseceğini anlattı.
İhaleye neden sadece 2 operatörün girdiğinin sorulması üzerine Saner, bu konuda Maliye Bakanlığının bilgisi olduğunu, kendisine verilen bilginin sadece o 2 operatörün bu alanda yeterliliğe sahip olduğu yönünde olduğunu anlattı.
ÇELER
Yeniden kürsüye çıkan TDP Milletvekili Zeki Çeler, 14 Eylül günü kürsüde elektronik bileklik konusunda sunum yaptığı, tüm vekillere bu konuda mesaj gönderdiği ve konunun basında da yer aldığını belirtti. 
Denetimin önemini tekrar vurgulayan Çeler, sokağa çıkma yasağı olan Pazar günü Alevkayası’nda tekno partileri verildiği ancak polisin ceza kestiğine dair bir haber görülmediğini kaydetti. 
Çeler denetimin sağlanması için ne yapılması gerekiyorsa yapılmasını istedi, toplumun denetim eksikliği nedeniyle uygulamalara güveni olmadığını, bu nedenle umursamaz ve sorumsuz şekilde hareket edildiğini belirtti. 
ŞAHİNER “KIB-TEK AKARYAKIT ALIM İHALE ŞARTNAMESİNDEKİ SIKINTILAR” ÜZERİNE KONUŞTU
Daha sonra CTP Milletvekili Salahi Şahiner “Kıb-Tek akaryakıt alım ihale şartnamesindeki sıkıntılar” başlıklı konuşma yaptı. 
Konuyla ilgili yaşanan süreci özetleyene Şahiner 100 milyon dolarlık bir ihaleye çıkıldığına işaret etti. 
Hangi standartlarda yakıtın, hangi rafineriden alınacağı, hangi gemi ile taşınacağı gibi unsurları içeren belgelerin ihalede istenmediğini dile getiren Şahiner, “baklavacı börekçi bu ihaleye girmesin diye istenen belgeler şartnameden kaldırıldı” dedi.
İhaleye kimlerin teklif attığını soran Şahiner, olayın “dudak uçuklatan” bir noktaya gittiğini söyledi. 
Teknik şartnameyi hazırlayanlarla birlikte ihaleye katılan şirketlerin belgelerini inceleyecek kişilerin aynı olduğunu dile getiren Şahiner, akaryakıtın azaldığını, Nisan sonuna kadar dayanmayacağını, ihaleye bu işin ehli olmayan şirketlerin girmesiyle ülkeye yakıtın 25 gün içinde gelemeyeceğini belirtti.
İhalenin iptal edildiğini, geçen sürede fuel oil fiyatlarının yükseldiğini kaydeden Şahiner, bu nedenle kurumun neredeyse 4 milyon dolar zarar ettiğini söyledi. 
Sayıştay raporlarına değinen Şahiner, “Temiz Eller Operasyonu dediniz ama eşi benzeri görülmemiş bir yolsuzluğa giden bir gemidir bu gemi” diyerek, Kıb-Tek emekçilerinin sürekli itibarsızlaştırılmaya çalışıldığını kaydetti, “Bu şekilde devam edilirse sonraki yolsuzluk raporlarında sizlerin de adı yer alacak” dedi.
ARIKLI
Başbakan Yardımcısı Ekonomi ve Enerji Bakanı Erhan Arıklı da, “Şahiner çıkarak her hafta aynı meseleri temcit pilavı gibi tekrar tekrar gündeme getiriyor” dedi. 
Pazartesi günü teknik şartnameyi hazırlayan kişilerle Şahiner’i bir araya getirdiğini, kendisine detayların anlatıldığını söyleyen Arıklı , buna rağmen Şahiner’in aynı şeyleri söylediğini belirtti. 
“KIB-TEK’İ İÇİNDE BULUNDUĞU BATAKTAN KURTARMAYA ÇALIŞIYORUZ”
İyi niyetle bir şeyler yapmaya çalıştıklarını, Kıb-Tek’i içinde bulunduğu bataktan kurtarmaya çalıştıklarını söyleyen Arıklı, sanki yeni açılan ihalede de sorun varmış gibi hareket edildiği için üzüldüğünü anlattı.  
24 bin ton akaryakıtın TPIC’ten alınacağını, geriye kalan miktar için zaman olduğunu kaydeden Arıklı, oturup şartnamenin konuşulabileceğini söyledi “bu şekilde konuşmak ne sana ne de seni görevlendirilen kişilere yakışmaz” dedi.
Arıklı, geçen sürede zarar edildiği sözleri üzerine, günlük borsa fiyatı üzerinden akaryakıtın fatura edildiğini söyledi. 
“20 MAYIS’A KADAR YETECEK AKARYAKIT MEVCUT”
20 Mayıs’a kadar yetecek akaryakıtın mevcut olduğunu dile getiren Arıklı kurumda yıllardır süren bir vurgun olduğunu, buna alet olunmamasını istedi. 
Şahiner’in Kıb-Tek soruşturma komitesinde konuşulanları bildiği halde bu şekilde konuşmasını anlamadığını kaydeden Arıklı, “Gelin bu kurumu birlikte kurtaralım” dedi. 
Arıklı “Beni örneğin sayıştay raporları konusunda neden bir şey yapılmıyor diye sıkıştır” dedi.
Elektrik fiyatları ve ucuzlatma yapılacağı açıklamalarıyla ilgili bir soru üzerine, 119 kuruş maliyetli olan elektriğin 22 kuruş zararla satıldığını anlatan Arıklı, bunun devamının mümkün olmadığı, kurumun yeni bir fiyat belirleyeceğini anlattı. 
Bu zammın halka yansıtılmadan nasıl çözülebileceğinin ele alınabileceğini ifade eden Arıklı, 119 kuruşun 65 kuruşunun sabit giderlerden kaynaklandığını, akaryakıt temini dahil bir çok konuda tasarrufa gidildiğini belirtti. 
“TEKNECİK’İN GAZA ÇEVRİLMESİ İÇİN ÇALIŞMALAR SÜRÜYOR”
Teknecik’in gaza çevrilmesi için çalışmaların sürdüğünü anlatan Arıklı, gaza geçilmesi halinde maliyetlerin oldukça düşeceğini ifade etti.
Arıklı, öte yandan asıl çözümün enterkonnekte sistem olduğunu anlattı; bu konuda çalışmaların sürdüğünü belirtti, bu hayata geçerse Güney Kıbrıs’a da elektrik satılabileceğini anlattı.
Diğer firmalar teklif atmadan TPIC’ten gelecek yakıtın daha ucuz olacağının nereden bilindiği sorusu üzerine Arıklı, daha önce yapılmış ve durdurulmuş ihaleden kalan fiyat üzerinden daha ucuz olduğunu gördüklerini belirtti. 
Arıklı, 24 bin ton için Pazartesi TPIC’le anlaşma imzalanırsa o ihale sürecinin geri çekileceğini, 220 bin tonun şartnamesiyle ilgili, muhalefetle oturup konuşabileceklerini kaydetti. 
Arıklı bir soru üzerine, güneş enerjisinden en iyi şekilde faydalanmak gerektiğini belirtti.

ERHÜRMAN
CTP Genel Başkanı Tufan Erhürman “ekonomi” başlıklı güncel konuşma yaptı. Erhürman, Kıb-Tek’teki yolsuzlukların üzerine gitmek için güç ve cesarete ihtiyacı varsa Başbakan Yardımcısı Ekonomi ve Enerji Bakanı Erhan Arıklı’ya, bu konuda her türlü desteği vermeye hazır olduklarını kaydetti.
CTP Milletvekili Salahi Şahiner’i Kıb-Tek konusunda kendilerinin görevlendirdiğini belirten Erhürman, şartname konusunda Şahiner’in yaptığı uyarıları dikkate alıp şartnameyi değiştirdiklerini anımsattı, kendisine teşekkür edilmesi gerektiğini söyledi, Şahiner’in “birilerinin ağzıyla konuştuğuna” yönelik sözleri hiç doğru bulmadığını ifade etti. 
Gaza geçilse bile 6 ayda maliyetlerin düşmeyeceğini, yatırım maliyetleri nedeniyle bu sürenin çok daha uzun olacağını dile getiren Erhürman, nizamnameye uyulmamasından dolayı şu ana kadar Kıb-Tek’in 333 milyon zararda olduğunu kaydetti. 
Nizamnamenin ihlal edildiğini, öte yandan “takdir edersiniz ki pandemi içinde zam yapmak istemiyoruz” dendiğini belirten Erhürman, kendi hükümet dönemlerini anımsatarak kendilerinin de ekonomik kriz dönemi içinde zam yapmak istemediklerini, ancak o dönemde kendilerine ciddi eleştiriler yapıldığını söyledi. 
FİF gelirlerinin ülkenin önemli gelir kaynaklarından olduğuna işaret eden Erhürman, eurodizel ve diğer yakıtlardaki FİF oranlarını sordu. 
HAYAT PAHALILIĞININ DONDURULMASI…
Hayat pahalılığının dondurulmasının hükümetin gündeminde olduğunu duyduğunu belirten Erhürman, akaryakıt zammı hayat pahalılığının dondurulması sonrasına bırakılırsa bunun insanların alım gücünde düşüşe neden olacağını, bunun da piyasaya yansıyacağını kaydetti.
Muhalefet öneri yapmıyor, içi boş eleştiri yapıyor dendiğini söyleyen Erhürman, muhalefet önerilerinin 10’da biri hayata geçse şu an bu durumda olunmayacağını belirtti. 
1,500 TL’ler konusundaki uyarılarının da dikkate alınmadığını anlatan Erhürman, avukatların dava açmaya hazırlandığına işaret etti. 
“Hükümetin aklını başına devşirmesinin zamanı geldi” diyen Erhürman, “memleket sayesinizde yıkıntıya döndü” ifadesini  kullandı. 
Erhürman, gelecek yeni hükümetin içi boş bir FİF bulacağını anlattı. 

banner69
OĞUZ
Maliye Bakanı Dursun Oğuz da cevap vermek üzere kürsüye çıktı. 1,500 TL’lerle ilgili uyarıların yapıldığının doğru olduğunu belirten Oğuz, sektörlerin önceden açıklanması konusundaki eleştirilerin haklı olduğunu da söyledi. 
Aralık ayından bugüne FİF’in 61 milyonluk gelirden mahrum kaldığını anlatan Oğuz, hayat pahalılığı dondurularak zam yapılırsa, sanki fırsatçılık gibi bir görüntü olabileceğini söyleyerek, öte yandan durumun böyle olmadığını kaydetti. 
“DEVLET DE BAZEN ACI REÇETELER UYGULAMAK ZORUNDA KALABİLİR”
İdarede devletin de bazen acı reçeteler uygulamak zorunda kalabileceğini söyleyen Oğuz, ülke şartlarına göre gelirlerin gerileyeceğinin ortada olduğunu belirtti. 
Hükümetin sektörlere yükümlülüklerini ödemek zorunda olduğunu, gelir -gider dengesinin sağlanması gerektiğini anlatan Oğuz, bunun karşılığında eleştiri de alabileceklerini anlattı. 
Ülkede ekonomik anlamda bir daralma olduğunun ortada olduğunu söyleyen Oğuz, hayat pahalılığındaki dondurmanın tedbir anlamlı yapıldığını, bugünden enflasyonun nasıl gerçekleşeceğinin bilinmediğini dile getirdi. 
Neden hayat pahalılığının ödenmesinde erteleme yapılmadığı sorusu üzerine, bütçe açığına işaret eden Oğuz, bunun bir hak kaybı olup olmadığı sorusu üzerine de, akaryakıtta ve elektrikte yapılmayan zamlara değindi.
ŞAHALİ
Ardından CTP Milletvekili Erkut Şahali “Tarımda mevcut durum ve olası tehditler” başlıklı konuşma yaptı. 
“HELLİM KONUSUNDAKİ KURALLAR YERİNE GETİRİLMEZSE CİDDİ SIKINTI YAŞANACAK”
Ülkedeki sanayi mamullerinin çok önemli bölümünün süt ürünleri olduğunu kaydeden Şahali, hellim konusundaki kurallar yerine getirilmezse ciddi sıkıntı yaşanacağını belirtti.
Sanki AB hellimin nasıl üretileceğine dair talimat verilecekmiş gibi bir algı yaratıldığını belirten  Şahali, bu tarifin Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar tarafından AB’ye sunulduğunu, coğrafi tescil istendiğini anımsattı. 
AB’nin de gıda güvenliği standartlarında ve sadece Kıbrıs’ta üretilmesi kaydıyla Avrupa’da satılması yönünde karar alacağını söyleyen Şahali, bu standardın daha sonra dünyanın diğer noktalarına satış açısından da kullanılabileceğini anlattı. 
Hellim tescilinin gerçekleşmesinin ardından geçecek 10 yıl içinde ürünün içinde belirli oranda küçükbaş hayvan sütü bulunması gerekeceğini söyleyen Şahali, bunun küçükbaş hayvan varlığının artırılması ihtiyacını ortaya çıkaracağını kaydetti.
Küçükbaş hayvan varlığının artırılması için hayvan ithaline başlandığını söyleyen Şahali , İspanya’dan getirilen hayvanlar olduğunu ancak hellim tescili için yerel ırklardan elde edilen sütlerin kullanılmasının önemli olduğunu belirtti. 
İthal hayvanların sütünden elde edilen ürün coğrafi tescili tehdit ettiğini kaydeden Şahali ülkedeki hayvan varlığının tam olarak bilinmediğini söyledi.
Ülkeye et ithalatı konusunun gündemde olduğunu da dile getiren Şahali, belli etlerin ithalinin yasak olduğunu, daralan alım gücü nedeniyle et satın alınabilecek fiyatın çok üstünde fiyatlandırıldığını kaydetti, konunun ilgili taraflarla birlikte ele alınması gerektiğini ifade etti. 
Kuraklığın kapıda olduğunu söyleyen Şahali, başta Genel Tarım Sigortası Fonu olmak üzere ilgili tüm birimlerin alarm pozisyonunda olması gerektiğini anlattı. 
Doğrudan Gelir Desteği ödemelerinde bazı alanlarda 2 yıl geriden gelen bakiyeler olduğunu kaydeden Şahali, Küçükbaş Hayvan Desteklerinde eksik bırakılan ödemeler de olduğunu belirtti, bu konudaki duruşun ne olduğunu sordu. 
ÇAVUŞOĞLU
Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Nazım Çavuşoğlu, cevap vermek üzere kürsüye çıktı. Hellim konusuna büyük önem verdiklerini dile getiren Çavuşoğlu, ortak mücadeleyle hellim konusunun belirli bir noktaya getirilebildiğini anlattı. 
Hellimin denetlenmesiyle ilgili tartışmaların sürdüğüne işaret eden Çavuşoğlu, günü geldikçe bu konuların ele alınacağını kaydetti. 
“TÜM GAİLE ÜRETİM STANDARTLARININ YÜKSELTİLMESİ, ULUSLARARASI KRİTERLERİN YAKALANMASI VE PAZARLAMA…”
KKTC halkı ve devletin tüm gailesinin ülkedeki üretim standartlarının yükseltilmesi, uluslararası kriterlerin yakalanması ve pazarlama sorununun üstesinden gelinmesi olduğunu dile getiren Çavuşoğlu, hellim tescilinin bu açılardan önemine işaret etti. 
Bu konuda çıkılan yolculukta kimsenin umutsuz olmaması gerektiğini ifade eden Çavuşoğlu, İspanya’dan ithal edilecek küçük baş hayvanların hellim dışındaki üretimde kullanılması, yerel ırkların da tamamen hellime yönlendirilmesinin planlandığını anlattı.
Kulak numaraları konusundaki sıkıntının aşılması için çalıştıklarını dile getiren Çavuşoğlu, İhale Yasası nedeniyle sürecin çok uzadığını belirtti. 
Hayvan hastalıklarının ortadan kaldırılması için yoğun şekilde çalışıldığını anlatan Çavuşoğlu, Haziran ayında büyükbaş hayvan sütleri için soğutma tanklarını devreye sokmayı hedeflediklerini kaydetti.
Büyükbaş hayvan varlığının 70 bin olarak tespit edildiğini belirten Çavuşoğlu, şu an asgari ücretlinin ete erişiminin imkansız olduğunu söyledi. 
Çavuşoğlu, hayvancılık sektörünün 10 sene öncesine göre çok daha iyi durumda olduğunu dile getirdi, Güney’den yolcu beraberi kaçak et getirilmediği, hayvan sayısında artış olduğu halde kasapların hayvan bulmakta sıkıntı yaşadığını anlattı. 
Kuraklık konusunda yürüttükleri çalışmalar olduğunu ifade eden Çavuşoğlu, şu an en ekonomik arpa alımının TMO üzerinden yapılacak gibi göründüğünü dile getirdi. 
Çavuşoğlu, Tarım Sigortası Fonu kapsamını geliştirmeyi de planladıklarını kaydetti. 
İNCİRLİ
Ardından CTP Milletvekili Sıla Usar İncirli “Hükümetin Covid-19 Pandemi Yönetimindeki Eksiklikleri ve Yanlışları” başlıklı konuşma yaptı. 
Pandemide bir yılın geride kaldığını belirten İncirli, ülkede sağlık krizi  yanında, ekonomik ve sosyal krizin yol açtığı yoksulluk salgınıyla da karşı karşıya olunduğunu belirtti. 
Ülkede gençler ve kadınlarda işsizliğin ciddi şekilde arttığını dile getiren İncirli, buna dikkat edilmezse yıkımın boyutlarının artacağını ifade etti. 
Ülkelerin sağlık krizinde önemli enstrümanları olduğunu, bunların başında da testlerin geldiğini ifade eden İncirli, hızlı antijen testleri konusunda daha önce yaptıkları uyarılara işaret etti. 
“HIZLI ANTİJEN TESTLERİ OLMAKSIZIN AÇILMA DOĞRU ŞEKİLDE YÖNETİLEMEZ”
Hızlı antijen testleri olmaksızın açılmanın doğru şekilde yönetilemeyeceğini anlatan İncirli, gelen antijen testlerinin neden hala kullanılmaya başlanmadığını sordu.
Aşılama konusunda gerekli adımların atılmadığını dile getiren İncirli, 55 yaş üzerindekiler ve kronik hastalara bu aşıların yapılmasının insanları hayatta tutacağını anlattı. 
Uzun süredir ülkede yeni aşılama yapılmadığını ve bunun büyük bir sorun olduğunu kaydeden incirli, bir an önce yeni aşılamaya başlanması, bunun için de ülkeye aşı getirtilmesi gerektiğini belirtti. 
Sağlık çalışanlarına kuru bir teşekkürün yeterli olmadığını kaydeden İncirli, bu insanların bir yıl evlerine gitmeden, izin almadan, büyük bir riskle, çocuklarını yakınlarını görmeden çalışmaya devam ettiğini dile getirdi. 
Hükümetin 7 aydır ek mesai de almayan bu çalışanlara, nöbete kaldıklarında bir tabak yemeği fazla gördüğünü dile getiren İncirli, zaten yemek yemeye vakti olmayan bu insanların yemek hazırlamasının mümkün olmadığını anlattı. 
Böyle bir hatanın kabul edilemez olduğunu, tüm toplumun moralini bozduğunu kaydeden İncirli, topluma, bu pandeminin içinde bize hizmet veren doktora hemşireye verecek bir kap yemeğimiz yoktur mesajı verildiğini söyledi. 
Doktorların neredeyse yarısının güvencesiz şekilde çalıştığını, hemşirelerin mevsimlik işçi statüsünde, laboratuardakilerin bir kısmının da gönüllü çalıştırıldığını dile getiren İncirli, kendi hükümetleri döneminde hazırlanan teşkilat yasalarının geçmesini beklediklerini dile getirdi. 
Pandemi döneminde gençlerin ruh sağlıklarını korumak için gerekli çalışmaların yapılmadığını ifade eden İncirli, bu konuya önem verilmesini istedi. 
MANAVOĞLU
Daha sonra HP Milletvekili Gülşah Sanver Manavoğlu “Pandemi Yönetimi, Maliye, Sağlık, Ekonomi, Turizm ve Eğitim Bağlamında Gerekli Olan Koordinasyon” başlıklı konuşma yaptı. 
Manavoğlu, damızlık küçükbaş ithaline izin veriliyorsa, ilerleyen dönemde bunun kontrolünün nasıl yapılacağını sordu. 
Hükümet mensuplarının, yaptığı karışık açıklamalarla toplumdaki bir çok kesimi birbirine düşürdüğünü ifade eden Manavoğlu “bütün ülkeyi birbirine düşürmeyi başardınız” dedi.
Bu konuda hükümet mensuplarına ya bir danışmanlık almaları ya da toplantı yapmalarını öneren Manavoğlu, koordineli şekilde ülkenin imkanlarını göz önüne alarak açıklama yapmaya çağırdı.
Sanki daha önce hiç politikada bulunmayan bir bakanlar kurulu görüntüsü oluştuğunu belirten Manavoğlu, hükümeti, “içinde bulunulan durum daha da kaosa sürüklenmeden toparlanmaya” çağırdı. 
Eğitim konusunda son gelinen noktanın ne olduğunu soran Manavoğlu, yüz yüze eğitimle ilgili bir plan varsa kendileriyle paylaşılmasını istedi. 
Sağlık fonundan bir miktarın Girne Hastanesine, 33 milyon ayrılacağının açıklandığını söyleyen Manavoğlu, bu para düşüldüğünde o fonda ne kadar para kalacağını ve buradan ne gibi harcamalar yapıldığını sordu. 
Sağlık Bakanlığında duvarlar yıkıldığını, klimalar takıldığını, çeşitli harcamalar yapıldığını dile getiren Manavoğlu, bu harcamalar hakkında da bilgi istedi. 
MANAVOĞLU, MALİYE BAKANINA BU AY BAKANLIK KASASINA NE KADAR PARA GİRDİĞİNİ SORDU
Manavoğlu, Maliye Bakanına da bu ay bakanlık kasasına ne kadar para girdiğini, öngörülen gelir miktarının ne olduğunu sordu.
Bir süredir aşılama yapılmadığını kaydeden Manavoğlu, 65 yaş üzerinde olmasına rağmen hala aşılanmamış kişiler olduğunu dile getirerek, kronik hastalığı olanlar, engelliler ve yatalak hastaların aşılar gelir gelmez ilk etapta aşılanması gerektiğini belirtti.
Kıb-Tek konusuna da değinen Manavoğlu, sahte ürün satanların esas suçlu olduğunu, esas cezanın bunlara kesilmesi gerektiğini dile getirdi. Manavoğlu, bu şirketin ülkedeki ihalelere girişinin yasaklanması gerektiğini de kaydetti.
AKSA’yla bir daha aynı sözleşmenin aynı fiyatla imzalanmaması gerektiğini belirten Manavoğlu, bunun için ne gerekiyorsa yapılmasını istedi.

AMCAOĞLU

Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Olgun Amcaoğlu, aldıkları kararların, Sağlık Bakanlığı ve Bulaşıcı Hastalıklar Üst Komitesi ile yaptıkları toplantılar neticesinde netleştiğini söyledi.

Eğitimle ilgili duruşunu ilk günden ifade ettiğini dile getiren Amcaoğlu, okul müdürleriyle de toplantı gerçekleştirdiklerini ve 12. sınıfların okula giderek, mezun olması gerektiği görüşünü onların da dile getirdiğini kaydetti.  

Sağlıkçıların kronik hasta ve yaş grubuna göre aşılama yapılması görüşünde olduğunu kaydeden Amcaoğlu, 50 yaş üzeri kişilerde ölüm oranının daha yüksek olduğunu dolayısıyla kronik hastalar ve yaş gruplarına göre aşı tatbik edilmesi gerektiğini kaydetti.

Okulların açılma sürecine ilişkin planların okul müdürü ve sendikalarla paylaşıldığını dile getiren Amcaoğlu, öğrencilerin üniversite sınavlarına hazırlandığını, mezun olarak kayba uğramamaları için gerekeni yapmak istediklerini belirtti.

“İnatla değil istişare ederek ortak akıl ürünü kararlarla bu süreci yaşamak gerekir” diyen Amcaoğlu, çocukların geleceğinin sözkonusu olduğundan sağlık tedbirleri alınarak 12. sınıfların mezun edilmesi yönünde çalıştıklarını kaydetti.

Bulaşıcı Hastalıklar Üst Komitesi ve Sağlık Bakanlığı’nın kararlarına hiç muhalefet etmediğini söyleyen Amcaoğlu, sağlıkçıların uzmanlık alanındaki konularla ilgili görüşlerine saygı duyduğunu belirtti.

ATAKAN

HP Milletvekili Tolga Atakan “Hükümetin İlgisizliği Kıskacında Ülkemiz” konulu güncel konuşma yaptı.

Ülke sorunları ve COVID 19’un hükümetin sorunları arasında yer almadığını, hükümetin yolunun ülke gerçekleri ve vatandaşın gündemiyle kesişemediğini savunan Atakan, bu nedenle sorunların daha da büyüdüğünü belirtti.

Atakan, hükümetin, ülkeler arası uçuşlarla ilgili yeni uygulamalar konusunda bilgi ve yol haritası bulunup bulunmadığını sordu.

Digital Green Pass uygulamasına haziran ayında başlanacağını söyleyen Atakan, buna dahil olmaya yönelik adımlar atılmakta geç kalındığını, bu konunun ivedilikle ele alınması gerektiğini belirtti.

İki doz aşı olan kişilerin ülkeye gelmesine yönelik çalışma veya altyapı çalışması yapılıp yapılmadığını soran Atakan, bu yönde adım atılması gerektiğini belirtti.

SMART altyapısına entegrasyon konusunda tek bir adım atılmadığını söyleyen Atakan, üç hafta önce Türkiye’den sistemin çökmekte olduğu ve entegrasyona dahil olunması gerektiğine yönelik uyarı geldiğini belirtti. Atakan, entegrasyon sağlanamazsa, mevcut SMART’ın devre dışı kalacağını ve Ercan’a uçak indirilemeyeceğini söyledi.

Atakan, Nisan ayında yapılacağı açıklanan kapalı devre turizmin hangi esaslar çerçevesinde yapılacağının bilinmediğini, kimsenin nasıl bir yol haritası izleneceğinden haberdar olmadığını savundu.

Sosyal yardımlara değinen Atakan, bu konuda da belirsizlikler olduğunu, yardımların kime, nasıl ve kaç kişiye yapıldığının bilinmediğini belirtti.

Özel sektöre ciddi katkılar yapılması gerektiğini dile getiren Atakan, kaynak ihtiyacı bulunduğunu, küçük ve orta ölçekli işletmelerin çığlığına kulak tıkamamak gerektiğini kaydetti.

Atakan, aile içi şiddet olarak kendini göstermeye başlayan sosyal patlamanın, daha büyük noktalara ulaşma riski bulunduğu uyarısını yaptı.

BAYBARS

HP Milletvekili Ayşegül Baybars, “Yerli Üretim ve Hellim Tescili” konusunda konuştu.

Baybars yarın Avrupa Komisyonu’nda hellimin coğrafi tescili konusunun görüşülerek, sonuca varılacağını söyledi.

Hellim ve tüm ürünlerin standartlarının belirlenmesini desteklediklerini dile getiren Baybars, üretimde kalitenin bir hedef olarak ortaya konması gerektiğini belirtti.

Baybars, binlerce insanı ilgilendiren bir konu yaşanırken hükümet edenlerin ve ilgili bakanlıkların bu konuda baskı unsuru oluşturmadığını, sorunun çözülmesine yönelik adım atmadıklarını ifade etti. Baybars, hayvancı imalatçının yalnız bırakıldığını savundu.

Hellimin tescili konusundaki sürece değinen Baybars, coğrafi tescilin önemine vurgu yaparak, tescille hellimin standartlarının belirleneceği ve AB içinde Kıbrıs dışında üretilen ürünlerin satılamayacağına işaret etti.

Sürecin tamamlanmasıyla yaşanacak avantajlar ve sıkıntılar konusunun önem kazanacağını söyleyen Baybars, küçükbaş hayvan sütü ihtiyacının nasıl karşılanacağına ilişkin nasıl bir plan, program yapıldığını sordu. Küçükbaş hayvan sayısının artmasına ihtiyaç duyulacağını söyleyen Baybars, hayvan ithalinde de sıkı denetim yapılması gerekeceğini ifade etti.

Baybars, hellim denetiminin bağımsız kurumlar tarafından denetlenmesinin önemine işaret ederek, hellim ve süt üreticilerinin bu konudan en çok etkilenecek kesim olduğunu söyledi. Baybars, üretim tesislerinin standartları yakalamasına destek noktasında hükümetin ne yaptığını sordu.

Ayşegül Baybars, ortada sorulması ve yanıtlanması gereken çok soru bulunduğunu söyleyerek, “Üreticisinin yanında bir hükümet göremiyoruz” dedi.

Baybars, bu konulara devlet ciddiyetiyle eğilmek gerektiğini söyledi.

ÇAVUŞOĞLU

Tarım Bakanı Nazım Çavuşoğlu, en profesyonel şekilde yürütülen hellim süreciyle ilgili bilinçli olarak, konunun ciddiyetinden dolayı açıklama yapılmadığını belirterek, devletin odalar, STÖ’ler ve üreticilerle birlikte süreci yürüttüğünü kaydetti. Çavuşoğlu, “Sessizliğin sebebi bu mücadelenin bu şekilde yürütülmesi gerektiğidir” dedi.

Çavuşoğlu, denetimle ilgili sıkıntı ve fikir ayrılıkları yaşandığını ancak sürece zarar vermeme adına tartışmaları kendi içlerinde sürdürdüklerini ifade etti.

İmalathanelerin standartlara uygun olduğunu ve AB uzmanlarının gerekli denetimi yaptığını söyleyen Çavuşoğlu, “En hazır olduğumuz iş kolu imalathanelerimizdir” dedi.

Küçükbaş hayvan ve süt miktarının yetmesi için tedbirler alınacağını dile getiren Çavuşoğlu, yerel ırkların korunmasıyla beraber ithal ırka da izin verildiğini ve ithal ırkın hellim dışında da kullanılabileceğini kaydetti.

ÇAĞATAY

HP Milletvekili Erek Çağatay, “Doğu Akdeniz’in Hidrokarbonları Işığında Kıbrıs Uyuşmazlığı” konusunda konmuştu.

Uzlaşı sağlanamamasının nedeninin Rum zihniyetinin uzlaşılmaz yapısı olduğunu ifade eden Çağatay, 50 senedir müzakerelerden sonuç alınmamasının nedenlerinin ortaya koyulması gerektiğini kaydetti.

Kıbrıs Rum tarafının çözüme ihtiyaç duyacağı şartları sağlamak gerektiğini ve Rum tarafında zihniyet değişimi sağlanmazsa, çözüme ulaşılmayacağını belirten Çağatay, doğalgaz konusunda BM’nin inisiyatif alması gerektiğini kaydetti.

Çağatay, Rumların attığı adımlarla Doğu Akdeniz’de gerginlik yarattığını belirtti.

Çağatay, yeni doğalgaz yataklarının bulunmasının hangi yol ve güzergahla küresel piyasaya arz olacağı konusunun da görüşülmesi gerektiğini ifade etti.

Rum tarafının, Yunanistan ile birlikte Doğu Akdeniz’de Türk tarafını büyük devletlerle karşı karşıya getirme amacında olduğunu söyleyen Çağatay, tüm Kıbrıslılara ait olan doğalgaz konusunda diyalogla ara formüller üzerinde durulması gerektiğini belirtti.

Çağatay, hidrokarbon yataklarının bulunmasıyla Kıbrıs sorununun uluslararası sorunların odağına yerleştirdiğini ve bölge sorunlarıyla içi içe geçtiğini kaydetti.

Doğalgazın taşınacağı en ucuz güzergâhın Türkiye toprakları olduğunu belirten Çağatay, bölgede güvenli ortamın yaratılmasının bu noktada önemli olduğunu kaydetti.

Çağatay, Doğu Akdeniz’deki olumsuz gelişmelerle ilgili Türkiye ve KKTC’nin haklılığının anlatılması, çatışmacı olmadan caydırıcı şekilde hareket edilmesi gerektiğini belirtti.

DERYA

CTP Milletvekili Doğuş Derya’nın “1571 Kere Kendinize Gelin” başlıklı bir konuşma yaptı.

Cenevre konferansına dört hafta kaldığına işaret ederek, bölgedeki konuyla ilgili gelişmeleri değerlendiren Derya, Anastasiadis’in ciddi hazırlık içinde olduğunu ancak Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın kabullerle ilgilenmekte olduğunu savundu.

Kıbrıs işlerinin Ergün Olgun’a bırakıldığını ileri süren Derya, muhalefet vekillerinin BRT’ye çıkamadığını ancak atanmışların seminerlerinin canlı yayınlandığını söyledi.

Derya, KIB-TEK’i şaibe altında bırakıp, parçalayarak özelleştirilmesine zemin hazırlanmak istendiğini savundu.

Doğuş Derya, su, elektrik, aşı temini konusunda Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın Rumlara yönelik sözlerini eleştirerek, propaganda amaçlı demeçler verildiğini savundu. Derya, kabul ziyaretlerinden birinde Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ın Rumlara yönelik “herifler”  kelimesini kullanması da eleştirdi.

Maraş ile ilgili tazminat yükünün nasıl ödeneceğini soran Derya, “Erenköy’de 1571 tane fidan dikiyor. Yeni yeni tarihsel anlatı ve şovlar yapılacak diye 1964 Erenköy direnişe yönelik de bir şey söyleseydiniz” dedi. “Ülkenin en güzel sahil ve mecraların peşkeş çekerken, aklınıza yeşil gelmedi” diyen Derya, “1571 kere kendinize gelen, sağlık çalışanları inim inim inliyor, esnaf kepenk kapatıyor” dedi.

Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararını da eleştiren Derya, bu ve bunun gibi insan haklarına zarar veren kararlara karşı olduklarını söyledi. Derya, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesinden sonraki 12 saat içinde 6 kadının öldürüldüğünü belirtti.

“Çocukları, genç kızları, kadınları koruyamıyoruz” diyen Derya, kadınların korunmasına yönelik mekanizmaların bir an önce kurulması çağrısında bulundu.

TOROS

CTP Milletvekili Fikri Toros, “Hellimin Geleceğine Dair Gerekli Olan Devlet Politikaları” konusunda konuşma yaptı.

Hellimin Kıbrıs adası için önemine vurgu yapan Toros, güney ve kuzeyde en yüksek istihdamın yapıldığı alan olduğunu belirtti.

Hellimin toplam sütün yüzde 50’sinin tüketildiği sektörün önde gelen ürünü olduğunu söyleyen Toros, bugünlerde sürecin sonuna yaklaşıldığının söylendiğini ancak daha netleşmeye zaman olduğunu kaydetti.

Kesinleşme öncesinde gerekli olan yasal prosedürlerin bugün yarın yapılacağını, özel koşullar çerçevesinde uzlaşı alanı olan metinlerin iki tarafa gönderileceğini, son müzakerelerin yapılacağını, bundan sonra sürecin kesinleşeceğini söyleyen Toros, bugünden sonra yapılması gereken ev ödevlerine değindi.

Tarım sektöründen başlayarak hayvancılık süt üretimine kadar devam eden bir sektörü içerdiğini söyleyen Toros, tarım sektöründe üretilen arpanın tohum aşamasından hasat aşamasına kadar AB standartlarına uyumlu bir süreç izlenmesinin sağlanması gerektiğini belirtti.

Toros, yemi ürettikten sonra çiftliklerin hastalıklardan ari hale gelmesi gerektiğini, üretilen çiğ sütün sürekli pazar bulunması, üreticinin hak ettiği bedeli almasının sağlanması, uygun teknolojinin kullanılmasının sağlanması gerektiğini ifade etti.

AB ülkelerinde süt ve hayvansal üretimin denetiminin akredite olmuş, uzman, bağımsız, özel denetim şirketlerinden hizmet almalarıyla gerçekleştiğini söyleyen Toros, Avrupa Komisyonunun bu iki alandaki ürünlerin denetlemesini yapmadığını belirtti.

“Kıbrıs Cumhuriyetinin” adanın kuzeyinde yetki kullanmasının mümkün olmadığını söyleyen Toros, böyle bir olasılığın söz konusu olmadığını, bilgi kirliliği yaratmanın doğru olmadığını kaydetti.

Bağımsız denetim şirketinin, KTTO ile işbirliği yapacağını söyleyen Toros, bundan sonrasının ise daha sonra belirleneceğini kaydetti.

ÇAVUŞOĞLU

Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Nazım Çavuşoğlu, bal, patates ve hellim ticareti arasında benzerlik olmadığını söyledi.

AB Komisyonu’nun bal ve patateste uzman atadığını denetleme yapıldığını Yeşil Hat Tüzüğü üzerinden ticaret yapıldığını söyleyen Çavuşoğlu, hellimde de bunu arzu ettiklerini ancak hellimin hassas olmasından dolayı bunun farklı şekillerde yapıldığını belirtti.

Küçükbaş ve büyükbaş sütü ve SÜTEK’in toplamadığı süt oranları ile ilgili bilgi veren Çavuşoğlu, hellim için gereken sütü temin edebilecek durumda olunduğunu söyledi.

Çavuşoğlu, ülkede üretimde, hayvan hastalıkları konularında iyi bir durumda bulunulduğunu söyleyerek, piyasa değerinde satış yapıldığı anda hızla daha iyi duruma gelineceğini belirtti.  

Çavuşoğlu, “Endişelerimiz vardır ama mücadeleyi bırakmayacağız” dedi.

Küçükbaş yaklaşık 20 milyon litre süt bulunduğunu söyleyen Çavuşoğlu, bunun tümünün SÜTEK tarafından alınmadığını, ancak hellimde kullanılmak üzere sübvanseyeler ile bu sütün alınabileceğini belirtti.

ANGOLEMLİ

TDP Milletvekili Hüseyin Angolemli, “hükümet icraatları” konusunda konuşma yaptı.

Angolemli, geçmişte yapılan hatalardan dolayı ambargo altına girildiğini söyleyerek, hellim konusunda kapalı oturumda tartışma yapılmasını istedi.

Ülkenin geleceği için önemli olan hellim için ortak bir görüşe varılmasını isteyen Angolemli, gizli tutanakların da görüşülmesine olanak sağlayacak şekilde kapalı oturum talebinde bulundu.

Angolemli, sağlık çalışanlarına verilen değerin ve teşekkürün sözde kaldığını söyleyerek, pandemide çalışan sağlık çalışanlarının yemeklerinin kesilmesini eleştirdi.

500 milyon TL toplanmamış vergi bulunduğunu,  izaz ikrama ciddi paralar ayrıldığını dile getiren Angolemli, bunlardan tasarruf yapılması gerektiğini belirtti.

Angolemli, çöken yolların işaretlenmesi, çemberlerin ışıklandırılması gerektiğini, bu sorunların giderilmemesinden doğacak sorunların sorumlusunun hükümet olacağını söyledi.

ULUÇAY

CTP Milletvekili Teberrüken Uluçay, “Pandemi Ekonomi ve Ekonomide Son Gelişmeler” konusunda konuştu.

Uluçay, ekonomide daralma, yolcu sayısı ve konaklamada azalma, işsizlik rakamlarında artış olduğunu söyledi.

Kısa vadede ekonominin gelişimi için neler yapılabileceğinin önemli olduğunu belirten Uluçay, özel sektöre yönelik hibe destek programlarının hayata geçmesi gerektiğini kaydetti.

Uluçay, pandemi yanında, döviz krizinin çıktığını, bunun ülkede karamsarlık yarattığını söyledi.

Elektronik bilezik uygulamasın üstesinden gelinebileceğini, iyi bir programlamanın şart olduğunu belirten Uluçay, aşı konusunda belirsizlik yaşandığını kaydetti.

Tasarruf tedbirleri almakta geç kalındığını söyleyen Uluçay, daha fazla tasarruf yapılması gerektiğini belirtti.

Uluçay, erken seçime yönelik adımın atılmasının önemine vurgu yaptı.

Hellim konusuna da değinen Uluçay, Kıbrıs Türk halkı açısından konunun önemli olduğunu, açılım sağlayacağını, hellimin AB nezdinde tescilinin süreç alacağını, bunun ekonomik faaliyet açısından Kıbrıslı Türkler için önemli bir açılım olacağını ifade etti.

Uluçay, Cumhurbaşkanına hellim konusunda orta vadeli süreçte pozitif gündemi koruma çağrısında bulundu.

Uluçay, ekonominin ihtiyaç duyduğu iç dinamiklerin tetiklenmesi için özellikle kısa vadeli yaza dönük turizm ticaret faaliyetlerinde birtakım önlemleri düşünmesi gerektiğini, iç turizme yönelik çalışma yapılabileceğini kaydetti.

OĞUZ

Maliye Bakanı Dursun Oğuz, asbestli bina konusuna ilişkin ilgili bakanlıkların gerekenleri yapacağını belirtti.

Günlük karantina otellerindeki masrafa değinen Oğuz, ciddi miktarda bir paranın harcandığını söyledi.

Oğuz, Türkiye ile yapılan protokol çerçevesinde henüz kaynak girişi olmadığını, ay sonu giderlerle ilgili borçlanmaya gitmeleri gerekebileceğini belirtti.

Maliyenin geliri, borçlar, ödemeler gibi konularda rakamsal bilgi veren Oğuz, piyasaya ödemelerin peyderpey yapılmakta olduğunu söyledi.

Türkiye’nin her zaman aşı konusunda yardım ve destek verdiğini söyleyerek teşekkür eden Oğuz, Türkiye’den gelecek aşı miktarının şu an belli olmadığını belirtti.

Oğuz, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın 13 bin 500 yardım paketi dağıttığını, talep doğrultusunda yardımların devam ettiğini ifade etti.

Elektronik bileziğin maliyeti düşürmek adına önemli bir adım olduğunu söyleyen Oğuz, bu yönde fedakarlıkla çalışma yapılacağını belirtti.

Hibe programlarının maliyenin gücü oranında yapılabildiğini belirten Oğuz, faizlerin ve dövizin yükselmesinin işleri daha da zorlaştırdığını söyledi.

ATUN

UBP Milletvekili Sunat Atun, “Maarif Vakfı” konusunda konuşma yaptı.

Atun, Türkiye Maarif Vakfı’nın KKTC’ye başvuruda bulunduğunu, tescilini onaylandığını, 2017’de de hayır kurumu olarak ilan edildiğini söyleyerek, dönemin bakanı olarak bu konuda açıklama yapma ihtiyacı hissettiğini kaydetti.  

Küresel ve önemli bir kurum olan vakfın, bugün 44 ülkede eğitim yapan, genç, küresel vizyona, insani değerlere sahip bir kurum olduğunu söyleyen Atun, 43 bin öğrenciye sahip olduğunu belirtti.

Türkiye Maarif Vakfı’nın 2010-23 Eğitim Strateji Planı’na değinen Atun, kaliteli nitelikli eğitim vizyonunda olduğunu kaydetti.

Türkiye Maarif Vakfı’nın vizyonunda, net, tanımlanmış güçlü ifadeler bulunduğunu söyleyen Atun, küreselliği rakamlarla ispatlı bu küresel eğitim kurumunun KKTC’de hüsnü kabul ile ağırlanması gerektiğini belirtti.

Atun, “ ‘Okul, ilahiyat eğitimi verecek’ diye söylemler var. Keşke ilahiyat bilgisi verse de bu bilgiler,  güçlü kurumsal devlet kontrolündeki kurumlardan alınsa” dedi.

Eğitime dar çerçeve ile yaklaşılmaması gerektiğini söyleyen Atun, eğitime geniş ufuklarla bakılmasını istedi.

Atun, okulların teknik donanımına, müfredata değindi.

COVID 19 dolayısıyla ülkede ekonomik sorunların arttığını söyleyen Atun, yeni enstrüman ve politikalara ihtiyaç duyulduğunu belirtti. 

Küçük esnaf ve zanaatkara yönelik önlemler alınması gerektiğin dile getiren Atun, finansman alanında küçük işletmelerin ayakta durabileceği programlara ihtiyaç olduğunu kaydetti.

Güncelleme Tarihi: 25 Mart 2021, 21:03
banner71
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER