Meclis'te güncel konuşmalar

Meclis'te güncel konuşmalar
banner32

Meclis Genel Kurulu’nda güncel konuşmalara yer veriliyor. Konuşmalarda ağırlıkla ekonomik durum, elektrik ve hellimin tescili konuları üzerinde duruldu.

ÖZERSAY SAĞLIK VE EKONOMİDE SON GELİŞMELER HAKKINDA KONUŞTU

Bu bölümde ilk olarak HP Genel Başkanı Kudret Özersay “Sağlık ve ekonomideki son gelişmeler” başlıklı konuşma yaptı.

Girne Hastanesi konusunda ihale bağlamında yaşanan tartışmalara işaret eden Özersay, resmi durumun ne olduğunu sordu. Başbakan’a “ihale iptal oldu mu?” diye soran Özersay, ihaleye katılabilecek şirketlerin sayısı itibarıyla devletin bu kadar büyük harcama yapacağı bir işte daha rekabetçi bir ortam oluşması adına ihale iptalinin doğru bir adım olduğunu dile getirdi.

TL’nin değer kaybı nedeniyle oluşacak sıkıntıların üstesinden gelmek için yaptıkları önerilerin dikkate alınmasını isteyen Özersay, hükümetin dövizin dar gelirli vatandaş üzerinde yaptığı etkiyi ortadan kaldırmak için herhangi bir çalışma yapıp yapmadığını sordu.

“Elektrik fiyatları ucuzlatma çalışması başlattık” dedikten 3 ay sonra “bu işin astarı yüzünden pahalı, muhtemelen yüzde 15 zam yapacağız” dendiğini ifade eden Özersay, 26 Mart’ta Bakanlık Müsteşarı’nın yapılacak zammın yüzde 15’ten fazla olması gerektiği yönünde açıklama yaptığını, aynı tarihte Kıb-Tek Yönetim Kurulu Başkanı’nın “devlet kurumun zararını karşılamazsa zam yapmak kaçınılmaz olur” dediğini ve yine aynı gün hükümetin “elektrik zammını vatandaşa yansıtmayacağız” dediğini kaydetti.

Yüzde 15 denilen günden bu yana dövizin arttığını, bu durumda daha fazla mı zam yapılacağını, yapılacaksa ne zaman yapılacağını soran Özersay, “Zam Maliye tarafından üstlenilerek vatandaşa yansıtılmayacak mı?” diye de sordu, maaşların bile borç alınarak ödendiğini anımsattı.

Türkiye ile imzalanan protokolde “Mart ayında Kamu Görevlileri Yasası ve Üst Kademe Yöneticileri Yasasıyla ilgili gerekli değişiklik yapılacaktır” dendiğini anımsatan Özersay, nisan ayına girildiğine işaret etti.

Bildiği kadarıyla bu taslakların hazırlanıp Meclis’e bile gelmediğini söyleyen Özersay, “Anlaşma henüz yürürlüğe girmedi mi? o yüzden mi taahhütler yerine getirilmedi?” diye sordu, taslaklar ve süreçle ilgili bilgi istedi.

Dışişleri Bakanı’nın “hellimde resmen oyuna geldik” şeklindeki açıklamasına da işaret eden Özersay, kendilerinin Sanayi Odası’yla yaptıkları görüşmede tam olarak bir avantaj elde edilebilecek mi bunun uygulamada ortaya çıkacağını anladıklarını kaydetti.

Kudret Özersay, böyle bir kararla ilgili olarak eğer resmen oyuna gelindiyse Dışişleri Bakanlığı, Başbakanlık yoksa Cumhurbaşkanlığı’nın mı oyuna geldiğini sorarak her üç makamın da UBP’den olduğunu anımsattı.

“Hükümet bir bütündür” diyen Özersay, Dışişleri Bakanı’nın Financial Times’a yaptığı açıklamaya işaret ederek, “KKTC tanınmadığı takdirde, doğal gazın paylaşılması gündeme gelirse, çözümden önce iki taraf bunu paylaşamaz, Kıbrıslı Türkler sürece dahil olamaz, bizi tanımazlarsa o masaya gitmeyiz midir pozisyon?” diye konuştu.

“Bizim doğal gazla ilgili Kıbrıs Rum tarafına verdiğimiz öneri geçersiz midir? Değişmiş midir? Doğal gaz konusunu KKTC’yi tanırsanız konuşuruz? Türkiye’nin de duruşu bu mudur” diye de soran Özersay, “Bu konuyu görüşmeyi bile tanınmaya mı bağladık?” sorusunu yöneltti.

ARIKLI: “ZAM HOŞUMUZA GİDEN BİR KONU DEĞİL”

Özersay’ı yanıtlamak üzere kürsüye çıkan Başbakan Yardımcısı, Ekonomi ve Enerji Bakanı Erhan Arıklı, zam konusunun kendilerinin de hoşuna giden bir konu olmadığını dile getirdi.

Önceki hükümet döneminde zammı halka yansıtmamak için yaptığı işleme işaret eden Arıklı, 2018’de Kıb-Tek’e herhangi bir ödeme yapılmadığını bildirdi.

2019-2020’de kurumun bilerek ya da bilmeyerek zarara uğratıldığını söyleyen Arıklı, gerek üniversitelerin gerek otellerin kapalı olması nedeniyle şu an elektrik üretiminin azaldığını, bu nedenle birim maliyetlerinin arttığını söyledi. Arıklı, üretim arttıkça maliyetlerin aşağıya düşeceğini anlattı.

Arıklı, maliyetleri aşağı düşürmek için çalıştıklarını, akaryakıt ihaleleriyle ilgili yapılmak istenenin de bu olduğunu dile getirdi.

Göreve geldiklerinde iptal ettikleri akaryakıt ihalesine işaret eden Bakan Arıklı, acil şekilde alınması gereken miktar için doğrudan alım yoluna gidildiğini, 34 ABD Doları’ndan aldıkları bu yakıtın daha önce açılan ihalede 38 Dolar olarak belirlendiğini anlattı.

Arıklı, yeni ihalenin 28 Dolar belki daha altından sonuçlanacağını söyledi, kendisine sanki kurumu zarar ettiriyormuş gibi eleştiriler yapıldığını ancak sadece 24 bin tonda 115 bin Dolar kâr edildiğini belirtti.

Başbakan Yardımcısı, Ekonomi ve Enerji Bakanı Erhan Arıklı, bir soru üzerine 24 bin tonluk alımı ihaleye bağlamanın yaşanabilecek aksaklıklar ya da kötü niyetli hareketler nedeniyle ülkeyi zor durumda bırakabileceğini, bu nedenle alımı TPİC’ten yaptıklarını anlattı.

“38 Dolardan alınsa hiç sesiniz çıkmayacaktı” diyen Arıklı, kurumun suistimal edilmesini önlemeye çalıştıklarını kaydetti.

“HP ÖDENMEDEN ZAM YAPILMAMASI DÜŞÜNCESİNDEYİM”

Arıklı, bir başka soru üzerine, en azından belirli bir süre için elektriğe zam yapmayacaklarını dile getirdi, kendi düşüncesinin en azından hayat pahalılığı ödeneği ödenmeden zam yapılmaması yönünde olduğunu anlattı.

ERTUĞRULOĞLU: “TOPLUM STATÜSÜNÜ ASLA KABUL ETMEM”

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu da kürsüye çıkarak konuşmalara yanıt verdi. Hellim konusuyla ilgili en başından beri hangi görüşü savunduğunun bilindiğini söyleyen Ertuğruloğlu, geçenlerde Niyazi Kızılürek’in yazdığı bir yazıda isim vermeden ama kendisiyle ilgili “hatta aralarında biri var ki iki devlet, güvenlik, savunma adına hellimimizi Avrupa’ya satmamayı göze aldı” dediğini kaydetti.

“Sözde Kıbrıs Cumhuriyeti adını taşıyan Rum Devletinin Kıbrıslı Türkleri bu sözde cumhuriyetin bir toplumu olarak gördüğünü ancak Kıbrıslı Türklerin toplum statüsünde olmadığını” vurgulayan Ertuğruloğlu, asla toplum statüsünü kabul etmediğini, Kıbrıslı Türklerin bir devlet sahibi olduğunu vurguladı.

Ertuğruloğlu, asla toplum statüsünü kabul etmeyeceğini, devletin varlığı temelinde bir politika savunan herkesin de hellim konusunda yaşanan süreci, yukarda anlattıkları sebebiyle yanlış bulduğunu anlattı.

Bu konuda yapılan yanlışın önümüzdeki dönemde anlaşılacağını dile getiren Ertuğruloğlu, Türkiye’den hayvan bile ithal edilemeyeceği, yem bile alınamayacağının konuşulduğunu kaydetti.

Kendisinin ifade ettiği görüşün salt siyasi açıdan olduğunu dile getiren Tahsin Ertuğruloğlu, bu sürece KKTC açısından bir ikilemle girildiğini, “ülkede oluşan komünizm havasına boyun eğildiğini” söyledi.

Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, iki eşit egemen devlet temelinde bir görüşme sürdürülürken bu yapılananın KKTC’yi oyuna getirmek olduğunu belirterek bunun sonuçlarının sadece hellimle kalmayacağını söyledi.

Hellim konusunda bunu elde eden Rumlar ve AB’nin konuyu başka ürün ve konulara da taşıyacağını söyleyen Ertuğruloğlu, buna boyun eğilmeye devam edildikçe sorunun başka alanlara da yansıyacağını kaydetti.

Ertuğruloğlu, kendisi için önemli olanın ulusal dava olduğunu, Kıbrıslı Türklerin adanın eşit sahibi olduğunu vurguladı.

Bir soru üzerine, hellim konusunun 12 yıllık bir konu olduğunu söyleyen Ertuğruloğlu, iyi niyetle ama “hellimimizi Rum’a kaptıramayalım” diye başlayan süreçte hellimin Rum’un ya da Rum’un tayin edeceği kişilerin onayına bağlı hale getirildiğini söyledi.

“Biz AB’ye ne kadar hellim sattık?” diye soran Ertuğruloğlu, İngiltere’ye hellim satıldığını, İngiltere’nin de artık AB üyesi olmadığını kaydetti.

Süreçte hellim satışının hellimin direkt veya dolaylı insafına terk edildiğini belirten Ertuğruloğlu, “İtiraz ettiğim budur” dedi.

Bunun geçmişten gelen bir hata olduğunu söyleyen Ertuğruloğlu, konunun gündeme getirilme şekli sonucu popülizme teslim olunduğunu ifade etti.

Bir soru üzerine, iki eşit egemen devletin savunulmasını abesle iştigal olduğunun söylenmesinin kabul edilebilir olmadığını söyleyen Ertuğruloğlu, kendisinin toplum statüsünü ya da Kıbrıs Türkü’nün bunun insafına terk edilmesini asla kabul edemeyeceğini dile getirdi.  

Ertuğruloğlu, yine bir milletvekilinin sorusu üzerine doğal gaz konusunda Türk tarafının ortaya koyduğu pozisyona işaret ederek, Türk tarafını dışlayan girişimlerin asla başarılı olamayacağını anlattı.

“KIBRIS SORUNU BU ADADA KİM KİMDİR, KİM KİM DEĞİLDİR SORUNUDUR”

Kıbrıs sorununun bir statü sorunu olduğunu belirten Ertuğruloğlu, “Kıbrıs sorunu, bu adada, kim kimdir, kim kim değildir sorunudur” dedi.

Ertuğruloğlu “Konuşmalarım çıkılan bu yoldan dönelim demek için değildir” diyerek, AB yaklaşımlarını devletin statüsünü ayaklar altına aldığını anlatmak istediğini belirtti. Asla toplum statüsünü kabul etmediğini yineleyen Ertuğruloğlu, toplum olunsa Meclis’in de bakanların da cumhurbaşkanlığının da olamayacağını kaydetti.

Bir soru üzerine “Dünya Kıbrıs Cumhuriyeti’ni bu şekilde kabul etti, bununla savaşamayız” düşüncesini kabul edemeyeceğini söyleyen Bakan Ertuğruloğlu “Sen tanısan da Rum, Kıbrıs Cumhuriyeti değildir” dedi.

“Biz AB’nin yaptığı yanlışa boyun eğerek, kendimizi onlara göre ayarlamamız lazım ki ilerleme kaydedelim” düşüncesinin yanlış olduğunu söyleyen Ertuğruloğlu AB’nin yaptığı yanlışın bedelini Kıbrıslı Türklere ödetmeye çalıştığını ifade etti.

Uluslararası toplantılara katılımıyla ilgili bir soru üzerine Ertuğruloğlu, bu toplantılara KKTC’yi temsil ederek gittiğini ve bunu ifade ettiğini anlattı.

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, bir başka soru üzerine de, hangi partiden olursa olsun diğer makam sahipleriyle ters düşme gailesi olmadığını, esas sıkıntının ülkede estirilen popülizm havası olduğunu belirtti.

ÖZYİĞİT: “EGEMENLİĞİ EN ÇOK SAVUNAN BİZİZ”

Meclis’te daha sonra TDP Genel Başkanı Cemal Özyiğit, Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu’nun konuşmasına yanıt vermek üzere kürsüye çıktı.

“Egemenliğe inanıyor musun inanmıyor musun” sorusunun doğru olmadığını söyleyen Özyiğit, Kıbrıs Türkü’nün bir devleti olduğunu, bunun tüm çözüm müzakerelerinde de yer aldığını belirtti.

“Egemenliği en çok da savunan biziz ama siyasal eşitlik temelinde, ne birinin yaması ne birinin vilayeti…” diyen Cemal Özyiğit, onurlu bir barış istediklerini, iki bölgeli iki toplumlu siyasal eşitlik temelinde bir çözüm istediklerini anlattı.

Özyiğit, “Kıbrıs Türk halkı bizleri seçti buralara getirdi, biz de bu mücadeleyi sürdürmekle görevliyiz” ifadelerini kullandı.

ÇELER

TDP Milletvekili Zeki Çeler, Meclis Genel Kurulu’nda “Eğitimde Covid 19 önlemleri ve yapılması gerekenler” başlıklı konuşma yaptı.

Devletin toplumuna ve insanına güveni, sahiplenme ruhunu aşılayacak hizmetler sunmaktan uzak olduğunu söyleyen Çeler, 1974’ten bu yana devletin sadece 17 okul yaptığını dile getirdi.

Okulların yeniden açılmasıyla özel okullarda yüzde 86 katılım varken devlet liselerindeki öğrencilerin sadece yüzde 20’sinin okula gittiğini kaydeden Çeler, vatandaşın güvenip çocuklarını okula göndermediğini anlattı.

Tabipler Birliği’nin eğitimle ilgili açıklamaları bağlamında bir çalışma yapılıp yapılmadığını soran Zeki Çeler, eğitimin sağlıklı ve güvenli şekilde tekrar başlaması için gereken adımların atılmasını istedi.

Çeler, bu alanda yurt dışında atılan adımlardan da örnekler verdi.

Online eğitimde yaşanan sıkıntılara değinin Çeler, üniversitelerden yardım alarak online sisteminin daha merkezileştirilebileceğini söyledi.

Hibrit eğitimin da mühendislik koşulları göz önünde bulundurularak yapıldığında bulaşın önlenebileceğine de dikkat çeken Çeler, cohort eğitimin (küçük grupların başka gruplarla buluşmaması) da yapılabileceğini dile getirerek, bu uygulamaların sadece pandemi koşullarında değil daha iyi eğitim verilmesi için de kullanılması gerektiğini kaydetti.

Kişisel korunma kurallarının da uygulanması halinde oturulacak mesafe ile bulaşın olmayabileceğini kaydeden Çeler, toplumu iyi bilinçlendirmek ve kurallara uymalarını sağlamanın hükümet edenlerin görevi olduğunu söyleyerek, doğru adımları, öğretmenler ve sendikalarla birlikte kafa yorarak atmak gerektiğini belirtti.

Bilincin artırılarak özel okullarda sağlanan güvenin devlet okullarında da sağlanabileceğinin gösterilmesi gerektiğini vurgulayan Çeler, devlet okullarına hükümetin gereken güveni sağlamadığı için eğitimin devam etmediğini ve kaybedenin de bütün halk olduğunu kaydetti.

AMCAOĞLU: “271 OKULDAKİ HERKES BAKANLIĞIN SORUMLULUĞUNDA”

Yanıt vermek üzere kürsüye gelen Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Olgun Amcaoğlu, okullara yapılan yatırımları anlatarak, yeni okul projeleri ve eğitime başlayacak olanları tek tek söyledi.

Eğitimcilerin bundan sonra müfredatlarını yaparken seyreltilmiş eğitim sistemine hemen hemen geçilmiş olacağını kaydeden Amcaoğlu, özel okul ve devlet okulu arasında ayrım olmadığını, tüm müfredatın aynı olduğunu kaydetti.

Pandemi döneminde eğitimdeki eksiklikleri tamamlama adına attıkları adımları da anlatan Olgun Amcaoğlu, eğitimdeki muhataplarla toplantılar yaptıklarını ve mevcut hedefler için gerekli çalışmaların tamamlandığını, planlamaların hazır olduğunu belirtti.

Temas bulaş protokolünün eksikliğinin giderilerek aşılamanın planlaması için de Sağlık Bakanlığı ile görüştüklerini dile getiren Amcaoğlu, 271 okuldaki herkesin bakanlığın sorumluluğunda olduğunu ve Bulaşıcı Hastalıklar Üst Komitesi kararları ile okulların açılmasının planlandığını belirtti.

“YAŞ GRUPLARINA GÖRE AŞILAMAYLA EĞİTİM BAŞLAYACAK”

Sağlık Bakanlığı ile yapılan toplantıda okulların açılmasının nasıl olacağının planlandığını dile getiren Amcaoğlu, öğretmen ve diğer personelin yaş gruplarına göre kademe kademe aşılanarak eğitimin başlayacağını kaydetti.

12. sınıfların neden okula gitmesi gerektiğinin bilindiğini dile getiren Amcaoğlu, aşılama takviminin belirlenmesi halinde okulların aşama aşama açılacağını belirtti.

En büyük emellerinin eğitimdeki kayıplarının azaltmak olduğunu kaydeden Amcaoğlu, 12. sınıfların mezuniyetlerini sağlamak için ilgili sınavlara katılmayı amaçladıklarını ve eğitim uzmanlarının söylediklerinin Bulaşıcı Hastalıklar Üst Komitesi’nin kararları doğrultusunda yapılacağını belirtti.

PCR VE ANTİJEN TESTLER YAPILACAK

Öğretmenler ve okul çalışanlarının PCR’larının yapılacağını ve pazartesi günü öğrencilere de antijen testlerinin yapılacağını dile getiren Amcaoğlu, gelen aşılarla, iyi planlamalarla öğretmenlerin aşılanacağını kaydetti.

Eğitim sendikaları ile uzlaşı sağlanıp sağlanmadığının sorulması üzerine Amcaoğlu, kendisi için sendikanın taraf olmadığını, öğretmenlere karşı bir uzlaşı aramadıklarını burada herkesin gailesinin öğretmenler olduğunu vurguladı.

YAZ TATİLİNDEN FERAGAT EDİLECEK Mİ?      

Eğitimde yaz tatilinden feragat edilmesinin düşünülüp düşünülmediğinin sorulması üzerine Amcaoğlu, bu konuda yetkili sendikalarla görüşüldüğünü ve haziran ayı içerisinde eğitimin ilk etapta sarkıtılıp sınavları daha sonraki sürece atmayı hedeflediklerini kaydetti.

Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Olgun Amcaoğlu, ilk hedeflerinin 2020-21 öğretim yılının sağlıklı şekilde tamamlanması olduğunu belirtti.

Basında internetten eğitim veren üniversitenin olup olmadığının sorulması üzerine Amcaoğlu, bu konuda Yükseköğretim Dairesi ve YÖDAK’ın gerekli işlemleri başlattığını, üst düzeyde istişare ettiklerini söyledi.

Eğitim takviminin tekrar sorulması üzerine Amcaoğlu, Bulaşıcı Hastalıklar Üst Komitesi ile yapılan toplantıda 12. sınıfların açılması kararının alındığını ve 50 yaş ve üzeri aşılandıktan sonra bazı meslek okullarının önemli bölümlerinin de 45 yaş üzerindekilere aşılamanın tamamlanmasının ardından açılacağını kaydetti.

Bu çerçevede 2 bin 198 kişinin aşılanmasına ihtiyaç olduğunu açıklayan Amcaoğlu, hastalığın az seyrettiği bölgelerde okulların açılması konusundaki soru üzerine de Bulaşıcı Hastalıklar Üst Komitesi’nin kararları doğrultusunda gerekenlerini yaptıklarını söyledi.

ŞAHİNER

CTP Milletvekili Salahi Şahiner, “Kıb-Tek akaryakıt alımı ihalesinin iptal edilmesi yasal mı?” konulu konuşmasında, hatalar zinciri ile uzun süre Kıb-Tek kurumunun konuşulacağını kaydetti.

Yakıt alımı ile ilgili ihale konusunda söylenenlerin doğru olmadığını dile getiren Şahiner, ihalenin nasıl iptal edilebileceğine ilişkin mevzuatı okuyarak, şu anda bu hallerden hiçbirinin mevcut olmadığını söyledi.

Bu halde ilgili bakanlığı ve yönetim kurulunu sıkıntılı günler beklediğini dile getiren Şahiner, ihalenin iptal edilmesinin mevzuata aykırı olduğunu kaydetti. 

banner69
“150 BİN DOLAR ZARAR”

Bunun kurum için ciddi zarar olduğunu söyleyen Şahiner, yasalara uyulmadığından dolayı kurumun 150 bin dolar zarara uğratıldığını belirtti.
   
Elektrik Kurumu’nun göz göre göre çamura sürüklendiğini dile getiren Şahiner, UBP vekillerinin ne yaptığını sordu.

UBP Milletvekili Menteş Gündüz söz alarak, kurum ile ilgili açılan araştırma komitesinde ciddi çalışıldığını ve buradan bunun bu şekilde söylenmesini de kabul etmediklerini kaydetti. 

ŞAHALİ: “HÜKÜMET ÇOK ŞAKACI”

CTP Milletvekili Erkut Şahali de, “hükümetin şaka yapma hakkı var mı” başlıklı konuşma yaptı. 

Bugün 1 Nisan şaka yapma günü olduğunu dile Şahali, hükümetin çok şakacı olduğunu söyledi.

Hükümetin Covid-19 sürecinde yapılmaması gerekenleri dizerken hükümettekilerin yapılmaması gereken her şeyi yaptığını savunan Şahali, komitelerin çalışmalarına muhalefetin desteği ile devam ettiğini, hükümet kendi yasalarına sahip çıkarak komitelere katılımı bile sağlamadığını belirtti.

“Bir Zamanlar Kıbrıs” dizisinin galasıyla Bulaşıcı Hastalıklar Üst Komitesi’nin aldığı kararların ihlal edileceğini dile getiren Şahali, “hükümetin şaka yaparcasına bu akşam etkinliği gerçekleştireceğini” söyledi.

Meclis’in onayladığı bir yasanın ancak Meclis’te onaylanacak bir yasa değişikliği ile değişebileceğini dile getiren Şahali, Bulaşıcı Hastalıklar Yasası’na göre toplu etkinliklerin yasak olduğunu hatırlatarak, bu akşam gerçekleştirilecek etkinliğin iptal edilmesi gerektiğini belirtti.

TC ile imzalanan protokol ve süresiyle ilgili de hükümetin şakacı olduğunu dile getiren Şahali, protokolde yazan ve taahhüt edilenlerin cahil şekilde yazıldığını savundu.

Erkut Şahali, ülkenin borçlanabilecek kabiliyeti olmadığını, iş birliği içerisinde olduğu Türkiye ile iletişim kurması ve gerçekleri söylemeleri gerektiğini kaydetti.

Güvercinlik’te organize sanayi bölgesi olarak düşünülen arazinin ne olduğunu soran Şahali, o toprağın organize sanayi bölgesi olması ile ilgili mevzuatın çok net olduğunu ve bunun uygulanması gerektiğini belirtti.

Böyle bir ihtimal söz konusu olması halinde bir kez daha Anayasa’nın ihlal edilmemesi gerektiğini belirten Şahali, hellim konusunun ise şakaların en büyüğüne dönüştüğünü söyleyerek, bunun ilk günkü hedefle bir noktaya geldiğini, 14 yıllık bir mücadele verildiğini belirterek 14 yıllık bir yolculuğun ardından iki bakanın söylemini eleştirdi.

Erkut Şahali, hellimin ülke tarımının daha sürdürülebilir yapıya kavuşturularak dünyada yer almasının sağlanması için önemli olduğunu dile getirdi. Şahali, geçmişte yapılan hataların aracısının hellim olabileceğine ve bu mücadelenin sonucunun önemine dikkat çekerek, bu konuda konuşanların konuyu iyice anlayarak konuşmasını istedi.

Erkut Şahali ayrıca, eğitimle ilgili söylenen onca şeyin ardından 12. sınıfların okulda olmadığını da ifade etti.

MANAVOĞLU: “EĞİTİM BAKANI SÖYLEMİNİN HATA OLDUĞUNU AÇIKLAMALI”

Daha sonra söz alan HP Milletvekili Gülşah Sanver Manavoğlu“Girne Hastanesi ve Girne Antik Liman projeleri ihaleye çıkmayacak mı?” konulu konuşma yaptı. 

Milli Eğitim ve Kültür Bakanı’nın “aşılama yapılmadan okullar açılmayacak” söyleminin hata olduğunu açıklamasını isteyen Manavoğlu, şu anda sadece 12. sınıfların değil 5. veya 8. sınıfların da sınavları olduğunu ve bunların konuşulması gerektiğini kaydetti.

Girne Hastanesi ihalesinin iptal olduğu bilgisi geldiğini fakat artık bu ihaleye hızlı şekilde çıkılması gerektiğini söyleyen Manavoğlu, esas sıkıntının Çalışma Bakanlığı’nda olduğunu ve bu konunun derhal çözülmesi gerektiğini belirtti.

Girne Antik Limanı ile ilgili ihaleyi de hatırlatmak istediğini dile getiren Manavoğlu, Turizm Bakanlığı’nın halen bu ihaleyi sonuçlandırmamasından dolayı sınıfta kaldığını kaydetti.

Manavoğlu, Turizm Bakanı’nın ne ile meşgul olduğunu sordu, bugün Turizm Bakanlığı’nın ne yaptığını kendilerine açıklamasını istedi. Ortada icraat olmadığını söyleyen Manavoğlu, hükümetin bakanlarının işinin sadece televizyon kanallarını gezmek olduğunu savundu.

Hükümetin son üç ayda ne yaptığını ve Türkiye Cumhuriyeti ile imzalanan protokolde yapamayacakları konuların nasıl yazıldığının da hesabının verilmesi gerektiğini söyleyen Manavoğlu, bu hükümetten ümidinin olmadığını ifade etti. 

ROGERS: “MERKEZİ KARANTİNA BİLE KONTROL EDİLEMEZKEN…”

HP Milletvekili Jale Refik Rogers Covid-19 önlemleri ile ilgili konuşma yaptı. 

Koronavirüs salgınında bir adım atılması halinde iki adım geri gidildiğinin görüldüğünü dile getiren Rogers, bazı iş kollarından istenilen haftalık testlerin rastgele testlerin arasına almasının doğru olmadığını kaydetti.

Ev karantinası ile ilgili tanıtımlar yapıldığını düzgün denetlenebilir sistem kurulması halinde kimsenin buna karşı çıkmadığını dile getiren Rogers, hükümetin merkezi karantinaları bile kontrol edemezken ev karantinaların nasıl kontrol edilebileceğini sordu.

Rogers, “Dünyada Covid 19’un varyantları görülürken biz üç maymunu oynayamayız” dedi.
Konuşmasında Kanser Haftası’na da değinen Rogers, kanserin kalp ve damar hastalıklarından sonra en önemli ölüm sebebi olduğunu ancak bugüne kadar kanserle mücadelede de pek bir şey yapılamadığını kaydetti.
Kanser kayıt sisteminin önemini vurgulayan Jale Refik Rogers, koruyucu sağlık hizmetlerinin de kanser gibi hastalıklarda büyük önem taşıdığını söyledi.
Temel Sağlık Hizmetleri Dairesi’nin az personel sayısıyla mücadele verdiğini dile getiren Rogers, kanser taramalarının yapılmasının çok kolay olmadığının bilindiğini kaydetti.
 
Erken teşhisin hayat kurtardığını dile getiren Rogers, devletin bu hizmetlerin verilebilmesi için de adım atması gerektiğini vurguladı.

Kanser ilacına erişimin kolay olmadığını ve pandemi ile birlikte bunun daha da zorlaştığını dile getiren Rogers, yeni binaların yapılasının güzel olduğunu fakat var olanların da kullanılmasını istedi.

ÖZDENEFE

CTP Milletvekili Fazilet Özdenefe, “ifade özgürlüğü ve cezai sorumluluk” konulu konuşma yaptı.

İfade özgürlüğü dengesinin kurulmasının önemli olduğunu dile getiren Özdenefe, Cumhurbaşkanı tarafından yapılan şikayetle Sol Hareket üyesi bir kişiye dava okunduğunu, Cumhurbaşkanı’nın daha önce de bir karikatürü nedeniyle mahkemeye başvurduğunu, bu gibi konularda polise şikayet edilmesinin ilgili şahsın dünya görüşüyle ilgili olduğunu belirtti.

Zem ve kadih yasalarının Avrupa ülkelerindeki uygulanış şekillerini anlatan Özdenefe, bunların üstünde Avrupa insan hakları olduğunu ve ifade özgürlüğüne yer verildiğini belirtti.

Cumhurbaşkanı’nın sürekli incindiğini söyleyen Özdenefe, Kıbrıs meselesinde ortaya koyduğu içi boş politikalar için incinmediğini fakat kendisiyle ilgili ortaya konulan düşüncelerden incindiğini ifade etti.

Ceza Yasası’nda yapılan değişiklikle gazetecilerin sürekli mahkemelere gelmesinin engellendiğini belirten Özdenefe, 2007 yılında yasanın bugünkü halini aldığını ve daha demokratik yasa yapılmasının da boyunlarının borcu olduğunu kaydetti.

“DEVLETİ YÖNETENLER ELEŞTİRİLERE DAHA TOLERANSLI OLMALI”

Devleti yönetenlerin siyasi eleştirilere çok daha toleranslı olması gerektiğini dile getiren Özdenefe, Ceza Yasası’nda yapılan tüm değişikliklerin CTP tarafından ya da CTP önderliğinde Meclis’e getirildiğini belirtti.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’a çağrı yapan Özdenefe, “Ersin bey artık cumhurbaşkanı olduğunuzu lütfen unutmayın. Halka ve sokağa bakın artık… Siz toplumun tarafsız lideri olmak zorundasınız. Siyasi eleştirilere toleranslı olmalısınız ve Cenevre’ye de giderken tüm kesimin duyarlılıklarını dinlemek zorundasınız. Lütfen Anayasa’nın size verdiği yasal mevzuatı bir kez daha okuyun. İnsanlarımızı polise şikayet etmekten vazgeçin.” ifadelerini kullandı.

Özdenefe, ülkede jet olayı halen sonuçlanmazken bir Sol Hareket üyesinin hemen mahkemeye çıkarılmasının da halk tarafından unutulmayacağını kaydetti.

İNCİRLİ: “İNSANLAR SAĞLIK SORUNLARINDA SAVUNMASIZ BIRAKILDI”

CTP Milletvekili Sıla Usar İncirli, “müziğin sesi sporun hareketi durdu peki şimdi ne olacak” başlıklı konuşma yaptı.

Ülkede insanların hareketleri kısıtlanarak sürecin ilerletildiğini dile getiren İncirli, insanların hareketsizleştirildiğini ve karanlığın içinde, dizlerinde derman olmayan halk olma yolunda ilerlediklerini ve bunun da çok sakıncalı olduğunu kaydetti.

Bireysel sporların bile uzun süre yasak olduğu bir süreç yaşandığını söyleyen İncirli, halkın fiziksel aktivite ve beslenmeye dikkat edilmesi konusunda uyarılmadığını belirtti.

Hem hareketsizlik hem de aşırı yemenin birçok hastalığa davetiye çıkardığını dile getiren İncirli, insanların sağlık sorunlarında savunmasız bırakıldığını kaydetti.

Sporcuların, kulüplerin ve antrenörlerin dert çekerken bunlarla ilgili dert çekmeyen sadece sporla ilgili bakanlık olduğunu söyleyen İncirli, kapalı spor tesislerinin yerine açık hava sporlarının yapılmasının teşvik edilmesi gerektiğini söyledi.

“İNSANLAR KAPATILARAK SAĞLIKLARINA ZARAR VERİLDİ”

Egzersiz yapmanın bilimsel olarak da insanlara iyi geldiğinin bilindiğini dile getiren Sıla Usar İncirli, pandemide insanların kapatılarak sağlıklarına zarar verildiğini belirtti.

Sanat ile ilgili konulan yasakların da enstrüman çalanlara karşı büyük sıkıntılar yarattığını dile getiren İncirli, sanatta da yeniden çalışmalar yapılmasına ihtiyaç olduğunu ve bunun tekrar değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti.

BRT’nin canlı spor ve canlı sanat yayınları yapması gerektiğine inandığını dile getiren İncirli, müsabakalar konusunda dünyada neler yapıldığına bakılmasını istedi.

Düzenli bir geliri olmayan sanatçıların birçoğunun aç kaldığını belirten İncirli, sanatçıların ayakta kalması için ve hayatlarının sürdürülebilmesi için de destek verilmesi gerektiğini vurguladı.

TÖRE: “RUMLAR ENOSİS’TEN VAZGEÇMEDİ”

UBP Milletvekili Zorlu Töre, “1 Nisan 1955 EOKA günü ve ENOSİS” ile ilgili konuşma yaptı.

Rum tarafının meclisinde ENOSİS kararlarının var olduğunu dile getiren Töre, Rumlar ve Yunanlıların Kıbrıslı Türkleri yok etmek istemesi üzerine “ya taksim ya ölüm” tezinin gündeme geldiğini, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulmasına sebep olduğunu söyledi.

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin iki halka dayalı kurulduğunu fakat Rumların ENOSİS’ten vazgeçmediğini dile getiren Töre, EOKA kararlarının görevlerinin bitmediğinin söylendiğini kaydetti.

1963 yıllarında yaşanan olayları da anlatan Töre, Rumların halen Türkleri eşit görmediğini belirtti.

Kıbrıslı Türklerin tarihinin 1571 yılında başladığını söyleyen Töre, Kıbrıs Türk halkının ulusal değerlerini koruyarak bugünlere gelindiğini kaydetti.

Anavatan Türkiye’den asla kopmamak gerektiğini dile getiren Töre, KKTC’nin milli bir devlet olduğunu ve yaşayacağını belirtti.

ANGOLEMLİ KONUŞMA SIRASININ DEĞİŞMESİNİ ELEŞTİRDİ

TDP Milletvekili Hüseyin Angolemli de hükümetlerin icraatları ile ilgili konuşma yaptı.

KKTC’nin tanınmasını isteyen UBP’nin neden Bangladeş’in tanımasına izin vermediğini ve Türkiye Annan Planı’na “evet” derken UBP’nin neden “hayır” dediğini sordu.

Meclis İç Tüzüğü’nü okuyan Angolemli, kendisinin konuşma sırasının Danışma Kurulu tarafından değiştirilmesini eleştirdi.

Avrupa’da gündem dışı konuşmanın 3 dakika ile sınırlı olduğunu dile getiren Angolemli, çünkü zamanın çok önemli olduğunu söyledi.

Meclis İç Tüzük kurallarına uyulması gerektiğini söyleyen Angolemli, tüzüğü madde madde okuyarak yapılan yanlışları örneklendirerek anlattı ve başkanlığı uyararak iç tüzüğün uygulanması talebinde bulundu.   

Angolemli, bu konuyu kabullenemediğini ve milletvekili olarak sırasının değiştirilmesinin yanlış olduğunu söyledi.

1974’ten 86 yılına kadar narenciye, patates ve süt ürünlerinin öncelikli olduğunu dile getiren Angolemli, o tarihten sonra turizm, ticaret ve bankacılık ile uğraşılması için bu sektörlerin teşviklendirildiğini ve o yüzden tarımın sıfırlandığını kaydetti.

Tarım sektörünü zor duruma sokanın UBP olduğunun bilinmesi gerektiğini söyleyen Angolemli, yerel ürünlerin girdisinin çok pahalı olmasından dolayı hayvancılıktan vazgeçildiğini belirtti.

Hüseyin Angolemli, bütçede tarıma ayrılan miktara bakıldığında yeterli olmadığını ifade ederek, Tarım Bakanı’nın samimi olması halinde bütçeye ek konularak hayvan yeminin üretilmesinin teşviklendirilmesi ve meraların şimdiden hazırlanması gerektiğini kaydetti.

Dünyada kooperatiflerin ön planda olduğunu ve buradaki tarım kesiminin İngiliz döneminde mahvedildiğini fakat bunu gören sömürge devletinin bile kooperatifleri kurduğunu dile getiren Angolemli, 1983 yılında Kooperatif Merkez Bankası’na el konulduğunu ve düzelterek gerçek sahiplerine teslim edileceğini dile getirerek, halen kooperatifin gerçek sahiplerine verilmediğini söyledi.

Kooperatif Merkez Bankası’nın gerçek sahiplerine iade edilmesinin şart olduğunu dile getiren Angolemli, Güvercinlik halkına meralardan vazgeçmeye hazır olup olmadığının sorulması gerektiğini kaydetti.

ULUÇAY: “BİZİM DE POZİTİF GÜNDEME İHTİYACIMIZ VAR”

Meclis’te son konuşmayı CTP Milletvekili Teberrüken Uluçay, “pandemi, ekonomi ve pozitif gündem” konusunda yaptı.

Halkın beklentisine cevap verecek çözümlerin üretilmediğini dile getiren Uluçay, AB-Türkiye ilişkileri ışığında kendilerinin de pozitif gündem oluşturmaya ihtiyaç duyduğunu söyledi.

Ekonomik koşulların nasıl iyileştirebileceği yönünde pozitif gündem oluşturmaya ihtiyaç duyulduğuna dikkat çeken Uluçay, özellikle hellim konusunun ülke ekonomisine önemli açılım sağlanacağını belirtti.

Üreticileri teşvik etmek ve yönlendirebilmek için daha kapsamlı ve programı sonuç alabilecek bir takvimin kurgulanması gerektiğini dile getiren Uluçay, bu alanda çalışacak girişimcilerin olumlu sonuç almasını sağlayabilecek olmanın önemini vurguladı.

Hellim konusunda bir konsensüs oluşturulması gerektiğini söyleyen Uluçay, Cumhurbaşkanının ülkede gerginlik siyasetini benimsemiş gibi hareket ettiğini kaydetti.

Teberrüken Uluçay, Cumhurbaşkanı’nın belli konularda birleştirici olmasını sağlamak yerine ateşe benzin ile yaklaştığını kaydederek, Cumhurbaşkanı’nın Anayasal yetkilerini uygulaması ve ülkede birleştirici adımlar atma yönünde hareket etmesi gerektiğini belirtti.

Bu akşam yayına başlayacak “Bir Zamanlar Kıbrıs” dizisinin galasının yapılacak olmasının da alınan kararlar çerçevesinde yasak olduğunu dile getiren Uluçay, yasağın delinerek galanın yapılmasına insanların tepki gösterdiğini hatırlattı.

“GÜNEYDEN GEÇİŞLER ESNAFI RAHATLATACAK”

Salgının geldiği boyutlardan dolayı gerilim içerisinde olan insanlara karşı hassasiyet gösterilmesi gerektiğini dile getiren Uluçay, kara kapılarının açılarak Güney’den geçişlerin sağlanarak ekonomi açısından esnafın nispeten rahatlayacağını herkesin bildiğini belirtti.

Turizm konusunda takvimlerin süratle hazırlanması gerektiğini belirten Uluçay, elektronik bilezik uygulamasının da daha yoğun çalışma içerisinde hazırlanarak turizme katkı sağlanması gerektiğini kaydetti.

Hayat pahalılığı ödeneğinin durdurulmasıyla ilgili kararın yasa gücünde kararname ile alınmasının doğru olmadığını dile getiren Uluçay, hükümete çağrıda bulunarak kendi aldıkları kararların aksine hareket edilmemesi gerektiğini belirtti.

Meclis Genel Kurulu bugünkü çalışmalarını Uluçay’ın konuşmasıyla tamamladı.

Meclis’in bir sonraki birleşimi 5 Nisan Pazartesi günü saat 10.00’da gerçekleştirilecek.

Güncelleme Tarihi: 01 Nisan 2021, 18:38
banner71
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER