banner22

"Ortadoğu’da her zaman gergin olan havayı daha da gergin hale getirdi"

"Ortadoğu’da her zaman gergin olan havayı daha da gergin hale getirdi"
banner32

GAÜ Siyasal Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Sadık Akyar; “ ABD tarafından İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı General Kasım Süleyman’ın Bağdat’da ABD saldırısı sonucu öldürülmesi Ortadoğu’da her zaman gergin olan havayı daha da gergin hale getirmiştir. Peki olaylar nasıl aniden bu safhaya gelmiştir?Yaklaşık on gün önce İran destekli Hızbullah Tugayı tarafından Irak’da dört ABD üssüne saldırı yapılmıştı.Bunun üzerine ABD, Irak ve Suriye’de Hızbullah’a ait bazı hedefleri vurmuştu. Saldırı sonrasında ABD Dışişleri Bakanı Mark Esper bir açıklama yaparak, “Daha da ileri adımlar atılacağı” yönününde beyanat vererek olayların tırmanacağı sinyalini de vermişti. Özellikle ABD’nin bu saldırısı sonrası Başkan Trump tarafından herhangi bir açıklama yapılmaması, bu saldırıların bilgisi dışında yapılmış olabileceği ihtimalini artırmaktaydı. Çünkü, ABD’de Beyaz Saray, Pentagon, Temsilciler Meclisi ve CIA arasındaki görüş ayrılığı sürekli gündeme gelmekteydi” ifadelerini kullandı.

Bir sonraki adıma dikkat çeken Akyar olabilecekler hakkında; “ABD’nin Irak ve Suriye’de Hızbullah Tugayına ait hedefleri vurmasından sonra hem Hızbullah, hem de İran bu saldırıların intikamının alınacağını belirtmiş ve Bağdat Büyükelçiliği işgal edilmişti. Şimdi yine İran ve Hızbullah tarafından Kasım Süleyman’ın öldürülmesinin intikamının misliyle alınacağı belirtilmektedir. Dolayısıyla, İran ve Hızbullah’ın Kasım Süleymani’yle aynı değerlikte bir hedefe saldırı yapabileceği öngörülmektedir. Bu hedeflerin, Irak, İsrail, Suudi Arabistan ve BAE’ni de içine alan geniş bir coğrafya da olabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Kasım Süleyman’ın öldürülmesinin ABD, İran ve bölge açısından ne gibi sonuçlar doğuracağına bakacak olursak, şu tespitlere ulaşabiliriz. ABD tarafından bu saldırıların yapılmasının, gelecek yıl yapılacak başkanlık seçimleri ve Trump’ın azil süreci ile ilgili olduğu yönünde iddialar vardır. İran, ABD iç politikası için her zaman geçerliliğini koruyan bir karttır. Bu nedenle bu saldırılar gerçekleştirilmiş olabilir. Ancak, seçime bir yıl kadar bir zaman olduğundan, sanki bu gerginliğin ABD yönetiminde bulunan şahin ve Evanjelist yapının bir yönlendirmesi olabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Ancak ABD’nin ne amaçla olursa olsun, egemen bir ülkede gerçekleştirdiği saldırılar uluslararası arenada ve kamuoyunda belki açık olarak kınanmamış, ancak destek de görmemiştir ” dedi.

Yrd. Doç. Dr. Sadık Akyar, ABD ve İran arasındaki gerginlikten en fazla etkilenecek ülkelerden birisinin de Türkiye olacağını vurgulayarak; “Çünkü her iki ülke aralarındakiçatışmayı körfez bölgesi dışına taşıma gayreti içindedir. Görünen odur ki, kozlarını şu anda bölgede en zayıf halka olan Irak üzerinden paylaşacaklardır. Bu nedenle Türkiye, uzun zamandır endişe ettiği Suriye’nin toprak bütünlüğü yerine, Irak’ın toprak bütünlüğünün bozulması ile karşı karşıya kalabilir” şeklinde konuştu.

Türkiye’nin Libya’ya asker göndermesi ile ilgili tezkerenin meclisten geçtiğini vurgulayan Akyar; “Doğal olarak, Türkiye’nin Libya ile ilgili çeşitli tasarrufları olabilir. Ancak Türkiye’nin hemen yanıbaşında olan bu gelişmeleri değerlendirerek, Libya’ya göndermeyi planladığı askeri varlığını, en azından ABD-İran arasındaki tansiyon yatışıncaya kadar ertelemesini, bu mümkün olmadığı takdirde; eğit/donat, danışmanlık, istihbarat desteği ve deniz unsurlarından oluşan daha düşük bir kara gücü profili ile yerine getirmesinin daha mantıklı olacağı öngörülmektedir ” dedi.

banner56
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER