Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Seçim döneminde yaşanılan tartışmalar artık sona ermiştir"

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Seçim döneminde yaşanılan tartışmalar artık sona ermiştir"

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, seçim döneminde yaşanılan tartışmaların sona erdiğini belirterek, "Herkes günlük hayatına yönelmiş, evine, işine, gücüne yoğunlaşmıştır." dedi.

 Erdoğan, Ankara'da düzenlenen Memur-Sen Konfederasyonu Uluslararası "İşin Geleceği Tehditler ve Fırsatlar" Konferansı ile Genel Merkez Hizmet Binası açılışında konuştu.

"Merhum Mehmet Akif İnan bizlere hep örnek olmuştur"

Bilhassa 1995 senesinde Memur-Sen'in kuruluşuna liderlik eden merhum Mehmet Akif İnan'ı burada rahmetle yad ediyorum. Şair, mütefekkir, muallim Akif İnan Ağabey sadece şiirleriyle, fikirleriyle değil aynı zamanda aksiyoner bir lider olarak bizlere hep örnek olmuştur. Sadece kuru bir öğretmenlik, yazarlık, şairlik yapmamıştır. Akif İnan, sendikayı sadece memurların hak ve hukukunu savunan bir çatı olarak değil milli bir diriliş hareketi, evrensel bir özgürlük hareketi olarak da tasavvur etmiştir. Onun nazarında Memur-Sen ülkemizle beraber dünyanın dört bir yanında hakları elinden alınan, emekleri, alın terleri, kaynakları sömürülen onca zenginliğin ortasında fakirliğe mahkum edilen yüz milyonların da sesi soluğu nefesi olan bir müessesedir. Kuruluşundan itibaren Memur-Sen de Akif İnan'ın tayin ettiği istikamet doğrultusunda misyonunu layıkıyla yerine getirmiştir.

'Memur-Sen'in vesayetlere karşı verdiği mücadeleyi takdirle karşılıyoruz'

Türkiye'nin son yıllardaki tüm demokrasi hamlelerinde Memur-Sen hep kritik rol oynamıştır. Özellikle 28 Şubat'ta olduğu gibi demokrasinin askıya alındığı dönemlerde darbeleri meşrulaştırıcı görev üstlenen sendikal gelenekten ülkemizin kurtarılmasında Memur-Sen'in çok ciddi katkıları olmuştur. Sırtını vesayet odaklarına dayayan sendika ağalarının siyasetçilere ayar verdiği o kötü günler hamdolsun sizlerin desteğiyle artık geride kalmıştır. Kritik dönemlerde vesayetçiler yerine milli iradenin yanında saf tutan Memur-Sen ülkemiz için önemli bir kazanımdır. Her türlü vesayete karşı yürüttüğü mücadeleyi takdirle karşıladığımızı belirtmek istiyorum. 

"Zulümlere tribünden asla seyirci olmayız"

31 Mart itibarıyla tamamlamış olduğumuz seçimlerden sonra bazı belediyelerdeki gelişmelerden rahatsızlık duymak gibi Memur-Sen camiasının asla rahatsızlık duymaması gerekir. Ben Memur-Sen camiasının bu seçimler sebebiyle ortaya çıkan tabloda bulundukları yerlerde dimdik duracaklarına inanıyorum. Ne yapacak? Seni makamından mı alacak? Alsın. Seni memurluktan atabilir mi? Atamaz. Çünkü 657 denilen bu yasa bir defa sizi güçlü bir şekilde koruma altına almıştır. Kaldı ki bu yollara tevessül edenler karşısında arkanızda kapı gibi bir Memur-Sen camiası var. Yine şunu bilmeniz lazım ki bu ülkede şu anda bir hükümet var. Biz hiçbir zaman yapılacak bu zulümlere tribünden seyirci olmayız. Yapılması gereken neyse onu da yaparız. Onun için de bütün yargı ve yürütme mekanizmalarını her halükarda başta Memur-Sen olmak üzere yürütmek durumundayız. Ben yürütmenin başıyım, yasamanın başı ise şu anda yine genel başkanı olduğum partimin bir mensubu olan arkadaşım, o da yasamanın başıdır. Bütün bu imkanlarımızla eğer bir zulüm varsa bu zulmün karşısında durmak bizim için en önemli görevdir. Ama Memur-Sen camiası mensupları yerlerinde dimdik durmalı ve kendilerine 'Hadi bakalım sendikanı değiştir, şuraya geç' diyenlere karşı da o dik duruşuyla diklenmeden yerini korumalıdır.

"Türkiye'nin gücünü kabullenecekler"

Son yıllarda uluslararası boyutu da olan karalama kampanyalarına maruz kalıyoruz. Batı dünyasının bazı kesimleri ekonomimizi çökmüş, bitmiş gibi göstermenin gayreti içine giriyorlar. Türkiye dimdik ayaktadır, güçlenerek de yoluna devam edecektir. Türkiye'nin gücünü kabullenecekler. 

"Adaletsizlikler konusunda sesimizi yükselttikçe, saldırıların dozu da artıyor"

Suriye, Filistin, Yemen, Mısır gibi ülkelerdeki adaletsizlikler konusunda biz sesimizi yükselttikçe, saldırıların dozu da artıyor. Suriyelilere harcadığımız tutar 35 milyar dolardır. AB'nin bize 6 milyar avro söz verdiği halde, verdikleri rakam 1 milyar 750 milyon avrodur. Ülkemizdeki 4 milyon mülteciye acaba bir yerden destek gelir mi diye beklemeyeceğiz, elimizdeki bir tas çorbamızı kardeşlerimizle paylaşmaya devam edeceğiz. Bolu'daki seçilmiş olan bir belediye başkanı, oradaki Suriyeliler için, 'Ben bunlara bir tas çorba vermem, buradan gönderirim' demişse de, biz onları da onların eline bırakmadan hükümet olarak valiliklerimiz kanalıyla aynen yedirmeye, içirmeye, giydirmeye devam edeceğiz.

Yerleştirilmiş video

"Ey Financial Times sen Türkiye'yi tanıdın mı?"

Biz terörle mücadele ve mülteciler meselesindeki çifte standarda dikkat çektikçe aleyhimizdeki haberlerin sayısı daha da katlanıyor. Ey Financial Times, 4 milyon mülteciye ev sahipliği yapan Türkiye'yi sen tanıdın mı? Senin ülkende şu anda ne kadar mülteci var? Hadi bir de onu haber yap bakalım. Bizi birkaç marjinalin iftirası değil, hiçbir araştırma yapılmadan, iddialar teyit edilmeden, işin aslı muhataplarına sorulmadan Türkiye karşıtı her türlü habere, her türlü propagandaya prim verilmesi rahatsız ediyor.

"Bizi asıl rahatsız eden örtülü yalanın hakikati perdelemesi"

Milletimiz iradesine, bağımsızlığına, hak ve özgürlüğüne sahip çıktıkça eski alışkanlıklarını devam ettirmek isteyenlerin rahatsızlığı derinleşiyor. Her ikisi de azılı birer terör örgütü olan PKK'lı ve FETÖ'cü unsurların öncülük ettiği iftira furyasına ne yazık ki ülkemiz içindeki kimi sendikalar da lojistik destek veriyor. Uluslararası kuruluşlara mektuplar yazarak, asılsız iddiaları gündeme getirerek ülkemize itibar suikasti yapıyorlar. Böylece Türkiye'nin PKK ve FETÖ gibi eli kanlı terör örgütlerine karşı yürüttüğü meşru mücadeleyi engellemeye çalışıyorlar. Elbette dünyanın hemen her ülkesinde ideolojik bağnazlıkla hareket eden marjinal yapılar bulunur. Bunların mevcut tüm iletişim imkanlarını, propagandalarını alet etmesi de gayet tabiidir. Burada asıl sorgulanması gereken bu iftiraların uluslararası sendikal kuruluşlar nezdinde alıcı bulmasıdır. Bizi asıl bu rahatsız eder. Üzerinde asıl durulması gereken, örgütlü yalanın hakikati perdelemesine göz yumulmasıdır. Bizi birkaç marjinalin iftirası değil, hiçbir araştırma yapılmadan, iddialar teyit edilmeden, muhataplarına sorulmadan Türkiye karşıtı her türlü habere her türlü propagandaya prim verilmesi rahatsız ediyor. Bizi rencide eden, masumiyet karinesinin ülkemiz söz konusu olduğunda hemen rafa kaldırılmasıdır.

Oysa biz kimseden ayrıcalık, iltimas beklemiyoruz. Bizim böyle bir derdimiz yok. Muhataplarımızdan sadece ilkeli, tutarlı ve hakkaniyetli davranmalarını istiyoruz. Biz, ülkemizle ilgili meselelerin önyargılara kurban edilmek yerine vicdan, akıl ve adalet terazisinde tartılarak karar bağlanmasını istiyoruz. Özellikle bugün aramızda bulunan, uluslararası kuruluşların temsilcileri olan misafirlerimizden bilgi kaynaklarını çeşitlendirerek, hakkaniyetti elden bırakmamalarını özellikle rica ediyorum. Ülkemizdeki uygulamalarla ilgili gündeme gelecek her türlü konuda soru işaretlerini gidermek için elimizden geleni yapmaya hazır olduğumuzun bilinmesini istiyorum. 

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER