Cumhurbaşkanı Sayın Tufan Erhürman, Ceza Muhakemeleri Usulü (Değişiklik) Yasası’nı Cumhuriyet Meclisine geri göndermiş ve Yasa hiçbir değişikliğe uğramadan Hukuk, Siyasi İşler, Dışilişkiler ve Savunma Komitesinden geçerek Genel Kurula havale edilmiştir. Genel Kurulda görüşülecek olan Yasanın, özellikle 23B maddesi birçok kesim tarafından çok tartışılmıştır. Cumhurbaşkanımızın ilgili yasada “suç unsurlarının belirsizliği”, “masumiyet karinesiyle uyumsuzluk”, “basın ve ifade özgürlüğüne müdahale riski” ile “mevcut hukuki düzenlemelerin yeterli olmadığı” konusundaki, iade gerekçeleri çerçevesinde, yasama tekniği açısından şunları iletmek istiyorum.
Anayasa, Cumhuriyet Meclisinin en temel fonksiyonunu “yasa yapma” hükmüne bağlamıştır. Yasa Yapma tekniği ile ilgili hususlar Cumhuriyet Meclisi İçtüzük mevzuatında yer almıştır. “Yasaların Yapılmasında Uyulması Zorunlu İlke ve Ölçütler” yan başlıklı 84.madde bu kuralları belirtmiştir.
Bir yasa metni hazırlanmadan önce temel tercihler ve ilkeler belirlenmelidir.
-Düzenlenecek konunun Anayasaya uygun ve yasama tekniğine bağlı, genel çerçevesi çizilmeli, hangi konuların nasıl düzenleneceği ortaya konulmalı,
-Ulaşılması düşünülen hedef ve çözüm, getirilmek istenen konular iyi belirlenmeli,
-Düzenlenen konuların uygulanma şansı ve başarı durumu düşünülüp değerlendirilmeli,
-Yasa metinlerinin bir planı yapılmalı ve konular arasındaki uyum ve irtibat sağlanacak şekilde düzenlemeler yapılmalı, Yasaya uymada ölçü sağlanmalı,
-Aşırı zorlayıcı müeyyidelere yer verilmemeli,
-Uygulamayı toplumun kaldırıp kaldırmayacağı belirlenmeli,
-Sosyal ve psikolojik faktörler göz ardı edilmemeli, kişileri yasaların adil olduğuna inandırılmalı, Yasaya uyumu etkileyen faktörlerin çeşitliliği değerlendirilmeli,
-Yapım esnasında görüş ve düşünceler yansıtılarak katılımlara yer verilmelidir.
Ceza Muhakemeleri Usulü (Değişiklik) Yasası’nın, yasa hazırlık sürecinde görüldüğü gibi Cumhuriyet Meclisi, fonksiyonel olarak verimlilik ve performans yönünden toplumun beklentilerine uygun, anında cevap verebilen bir yasa yapma sürecini izlememiştir. Parlamentoya yansıyan siyasi tablo, yukarıdaki yasa yapma ilke ve ölçütlerine uygun davranmamıştır. Meclis performansında en önemli faktörün çoğunluğu elinde tutan siyasal partiler, bu süreçte neredeyse tüm hukuk sistemini müzakereye yanaşmadan değiştirmek ve modern hukuk sistemi dışına çıkmayı tercih etmişlerdir.
Bilindiği gibi Yasalar içerikleri, kapsamları, amaçları ve uygulamaları itibarı ile toplumsal kurallardır. Bu kurallar, yürürlükte kaldıkları sürece uygulandıkları olay ve işlemleri doğrudan etkilemektedirler. Devletin, kamu, kurum ve kuruluşların ve yurttaşların uymaya mecbur oldukları yasaların ve bunlara dayanılarak konulmuş hukuk kurallarının açık, düzenli ve güvenilir mevzuat metinleri halinde yurttaşa ulaştırılabilmesi, hukuk devletinin ilk şartıdır.
Toplum tarafından, doğruluk, dürüstlük, bağımsızlık, objektiflik, tarafsızlık gibi değerler ekseninde şekillenen ahlaki unsurlar, başlıca basın ve medya etiği standartları olarak gündeme gelmektedir. İfade özgürlüğünün bir görünüm şekli olan basın özgürlüğü, demokratik toplumun vazgeçilmez bir değeridir. Basının kendi kendini denetlemesi, etik ilkelerin etkili olabilmesi için uygulamayı denetleyecek bir mekanizmaya ihtiyaç duyulmaktadır.
Cumhuriyet Meclisinin bir an önce basın mensuplarının topluma “haber verme hakkı ve görevi” ile “denetim ve eleştirme” hakkı çerçevesinde araştırıp, topladığı bilgiyi haber yaptığı, yorumladığı, eleştirdiği, basım ve yayım faaliyetinde bulunduğundan dolayı cezalandırılmalarına yönelik Yasa yapmak yerine, Ülkemizde büyük bir yasal boşluğu dolduracak olan, “Basın Etiği ve Sosyal Medyada Basın Özgürlüğü” kurallarını düzenleyen bir yasanın ivedilikle yasalaşması amacıyla çalışmaların bir an önce başlatması, kanımca çok daha gereklilik duyulan bir adım olacaktır