Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi, verimliliğin artırılması ve yenilenebilir enerji kaynaklarının değerlendirilmesine büyük önem veriyoruz." dedi.
Erdoğan, Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi'nde düzenlenen 2025 Yılı Yenilenebilir Enerji Yatırımları Toplu Açılış Töreni'nde yaptığı konuşmada, Türkiye'nin önceliklerinin en başında enerjide dışa bağımlılığı azaltmak ve kendi kaynaklarından azami derecede istifade etmek bulunduğunu belirtti.
Milli enerji ve maden politikası ile daha çok yerli, daha çok yenilenebilir stratejinin hedefinin enerjide dışa bağımlılığı sıfırlamak olduğunu ifade eden Erdoğan, "Enerji kaynaklarının çeşitlendirilmesi, verimliliğin artırılması ve yenilenebilir enerji kaynaklarının değerlendirilmesine büyük önem veriyoruz." diye konuştu.
Halihazırda Türkiye'nin yenilenebilir enerji kurulu gücü bakımından Avrupa'da 5'inci, dünyada 11'inci sırada olduğuna işaret eden Erdoğan, 2020-2035 yıllarını kapsayan Türkiye Ulusal Enerji Planı'yla çok daha iyi yerlere gelmenin çabası içinde olunduğunu söyledi.
Buna göre, 2025 yılı sonu itibarıyla 40 bin megavat olan güneş ve rüzgar kurulu gücünü 2035 yılında 120 bin megavata çıkarmayı hedeflediklerini dile getiren Erdoğan, bu hedefe ulaşmak için toplam 80 milyar dolarlık yatırım yapacaklarını kaydetti.
Erdoğan, ayrıca rüzgar ve güneş kurulu gücünün sisteme entegrasyonu için yeşil iletim altyapısı inşa edeceklerini belirtti.
Yine aynı dönemde 5 bin megavatlık deniz üstü rüzgar kapasitesi oluşturma niyetinde olduklarına dikkati çeken Erdoğan, "Son 20 yılda yenilenebilir enerji alanında katettiğimiz mesafe, bu hedefleri gerçekleştirme noktasında bizlere güven veriyor. 2025 yılında toplam kurulu gücümüz 38 bin 820 megavattı. Yenilenebilir enerjinin bundaki payı ise yüzde 33'ün biraz üzerindeydi. Kurulu güç içerisinde güneş enerjimiz yoktu. Nisan sonunda ülkemizin kurulu gücü 125 bin 410 megavata yükselirken yenilenebilir enerji kapasitesinin payı da yüzde 62,5'e çıktı. Bir diğer çarpıcı rakam şudur, Türkiye'nin kurulu gücünün 26 bin 770 megavatı bugün güneş enerjisinden geliyor." diye konuştu.
- "Türkiye'nin kaynaklarını milletimiz için kullanmaya devam edeceğiz"
Elektrik üretiminde ise benzer bir başarıya imzayı attıklarını anımsatan Erdoğan, 2005 yılında toplam elektrik enerji üretiminin 162 bin gigavat saatken yenilenebilir kaynakların bundaki payının sadece yüzde 24 olduğunu belirtti.
Erdoğan, 2025 yılı sonu itibarıyla elektrik enerjisi üretiminin 363 bin gigavat saate, yenilenebilir kaynakların üretimdeki payının ise yüzde 43,3'e ulaştığını kaydetti. Bunların Türkiye adına gurur verici oranlar olduğunun altını çizen Erdoğan, fakat Türkiye'nin gerçek potansiyelinin bunun çok çok üstünde olduğunu ifade etti.
Erdoğan, Türkiye'nin, 140 bin megavat rüzgar enerjisi potansiyeline, 53 bin megavat yüzer güneş enerjisi potansiyeline, yıllık 3,9 milyon ton eş değer petrol biyokütle potansiyeline, 4 bin 500 megavat gücünde jeotermal tesisi kurulabilecek potansiyele, yıllık 180 milyar kilovatsaat hidroelektrik potansiyeline sahip olduğunu değerlendirdiklerini söyledi.
Çevreci maskeli marjinallerin engelleme çabalarına rağmen bu büyük potansiyeli hayata geçirmekte kararlı olduklarını dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:
"Nasıl bundan 13 sene önce 3-5 tane ağacın yerinin değiştirilmesi bahane edilerek sokaklarımızı ateşe veren gezici vandallara boyun eğmediysek bugün de insanımızın çevre hassasiyetini istismar edenlere, yenilenebilir enerji yatırımlarımızı sabote etmeye çalışanlara teslim olmayacağız. İster hidroelektrik, ister rüzgar ve güneş enerjisi, ister nükleer güç santralleri olsun, Türkiye'nin kaynaklarını milletimiz için kullanmaya devam edeceğiz.
Bu kararlılığımızın en net göstergesi birazdan hizmete aldığımız proje ve yatırımlardır. 2025 yılında 78 ilimizde irili ufaklı toplam 7 bin 110 adet elektrik üretim santrali hizmete girmiştir. Santrallerin toplam yatırım değeri yaklaşık 5,6 milyar dolar, kurulu gücü ise 8 bin 313 megavattır. Bunun 6 bin 63 megavatını güneş, 1946 megavatını rüzgar santralleri oluşturuyor. Bu yatırımların yıllık üretim kapasitesi ise 17,3 teravat saattir. Eğer biz bu elektriği yenilenebilir kaynaklar yerine doğal gazdan karşılamış olsaydık, 3,5 milyar metreküp doğal gaza ihtiyaç duyacaktık. Karşılığında da 1,8 milyar dolar ödeme yapacaktık. Bugün hizmete aldığımız yatırımlarla böyle bir faturadan kurtulmuş olduk."
- "Türk demokrasisinin kalitesine kimsenin gölge düşürme hakkı yoktur"
Bu gelişmeler ve rakamların ana muhalefetin hiç gündeminde olmadığına işaret eden Erdoğan, "Ne ülkenin meseleleriyle ilgileniyorlar ne de dünyada ne olup bittiğini takip ediyorlar. Gündemlerinde sadece koltuk kavgası var, hakaret var, nümayiş var. Dün kahraman ilan ettiklerine bugün hain damgası vurmak var. Bir ara aynı muameleyi 'gel' deyince koşa koşa gelen eski cumhurbaşkanı adaylarına da yapmışlar onu da günlerce linç etmişlerdi. Acı zulüm de olsa o hain ve işbirlikçi olma sırasını savdı. Şimdi yerini bir başkasına bıraktı. Yarın muhtemelen benzer ithamlara bugün alkışlanan maruz kalacak. Ana muhalefeti esir alan bu sağlıksız ruh hali değişmedikçe anlaşılan o ki herkes bir gün hedef tahtasına konulacak." değerlendirmesinde bulundu.
Erdoğan, siyaseti halka hizmet vasıtası yerine kariyer ve kazanç kapısı olarak görenlerin çarpık zihniyeti değişmedikçe bu utanç sahnelerine muhtemelen yarın yenilerinin ekleneceğini söyledi.
Yaşananların ana muhalefet partisinin iç meselesi olduğunu belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bizi ilgilendirmez. Biz Türk siyasetine yakıştıramadığımız bütün bu tartışmaları güvenli takip mesafesinden izlemekle yetiniyoruz. Şahsımıza, hükümetimize, partimize ve ittifakımıza yönelik çirkin ifadelere rağmen serinkanlı tavrımızı büyük özen göstererek devam ettiriyoruz. Bilhassa elinden pamuk şekeri alınmış çocuk misali hırçınlaşan karikatür tiplerin nezaket sınırlarını aşan sataşmalarını muhatap almıyoruz. İnşallah bu çizgimizi, bu duruşumuzu bundan sonra da bozmayacağız. Ama şunun da bilinmesini isterim ki siyaset kurumunun itibarına ve Türk demokrasisinin kalitesine kimsenin gölge düşürme hakkı yoktur. Siyaseti marjinalize etmenin kimseye bir faydası olmayacaktır. İktidar veya muhalefet fark etmeksizin hepimiz, bizlere güvenen milletimize karşı sorumluyuz. Herkesten böylesi bir hassasiyetle davranmalarını bekliyoruz. Rabbim bu ülkeyi daha kendi aralarındaki meseleleri bile çözemeyenlerin eline bırakmasın diyorum."