Kıbrıs’taki mülkiyet meselesinin yalnızca geçmişin değil, bugün adanın kuzeyinde oluşan sosyal ve ekonomik gerçekliğin de dikkate alınması gerektiğini açıkça ortaya koymuş; Taşınmaz Mal Komisyonu’nu etkin bir iç hukuk yolu olarak kabul ederek mülkiyet uyuşmazlıklarının ceza hukukuyla değil, hukuk mekanizmaları içinde çözülmesi gerektiğine işaret etmiştir.
Buna rağmen bugün izlenen yol, hukuki çözümü teşvik etmek yerine, ceza hukukunu siyasi baskının aracı hâline getirme tehlikesi taşımaktadır.
Sayın Cumhurbaşkanımız,
Bugün Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Sayın António Guterres ile gerçekleştireceğiniz görüşme, yalnızca yeni bir müzakere sürecini değil, Kıbrıs Türk halkının yıllardır maruz kaldığı haksızlıkları uluslararası toplumun en üst makamına bir kez daha güçlü şekilde anlatabilmek açısından da tarihi bir fırsattır.
Sizden beklentimiz; Rum Yönetimi’nin Kıbrıs Türk halkına yıllardır uyguladığı ekonomik izolasyonları, temel insan haklarıyla bağdaşmayan kısıtlamaları, Avrupa Birliği’nin kendi hukuki yükümlülükleriyle çelişen uygulamaları ve bugün ceza hukukunu siyasi baskı aracı olarak kullanarak ekonomik yaşamı hedef alan girişimlerini Sayın Guterres’in huzurunda açık, kararlı ve güçlü bir şekilde dile getirmenizdir.
Çünkü bugün yaşananlar yalnızca birkaç yatırımcının veya birkaç şirketin sorunu değildir.
Bu mesele, Kıbrıs Türk halkının çalışma hakkının, mülkiyet hakkının, ekonomik gelişme hakkının, serbest dolaşım hakkının ve hukuk güvenliğinin korunması meselesidir.
Ekonomik Örgütler Platformu olarak inanıyoruz ki; Kıbrıs Türk halkının uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarının, Avrupa Birliği’nin kendi hukukunun ve Birleşmiş Milletler’in eşitlik ile insan hakları ilkelerinin en güçlü şekilde savunulması bugün her zamankinden daha büyük önem taşımaktadır.
Bugün verilecek güçlü bir diplomatik mesaj, yalnızca bugünü değil, Kıbrıs Türk halkının geleceğini de etkileyecektir."