Yeni bir Crans Montana istemiyor

Yeni bir Crans Montana istemiyor
banner32

Gerek BM’nin, gerekse şahsen Genel Sekreter Antonio Guterres’in bugüne kadarki tavırları ile, yeni bir Crans Montana’yı, yani Kıbrıs için bir konferansa gidip sonuç almadan dönmeyi kabul etmesinin söz konusu olmadığını gösterdiği bildirildi.

BM’nin, Kıbrıs sorununda yeni bir başarısızlığı bertaraf etmek maksadıyla 5+1 gayrı resmî konferanstan önce ortak bir açıklamaya varmak hedefiyle hareket ettiğine işaret edildi. Ada’ya bugün gelecek ve yarın da Cumhurbaşkanı Ersin Tatar ve Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis ile ayrı ayrı görüşecek olan Genel Sekreter’in geçici Kıbrıs Özel Danışmanı Jane Holl Lute’un hedefinin de bu olduğuna dikkat çekildi.

Fileleftheros “BM’den  ‘Can Simidi’ İle Derine… BM: Başarısızlığı Bertaraf Etmek İçin Beşli Konferanstan Önce Ortak Açıklamaya Varılsın” başlığıyla manşete çektiği haberinde, Ada’ya bugün gelmesi, yarın liderlerle görüşmesi ve Salı günü ayrılması beklenen Lute’un, müdahil tarafların konferans sırasında tercümede kaybolmaları ve başarısızlığa sürüklenme ihtimalini ortadan kaldırmak için konferans ortak metni üzerinde anlaşma sağlamaya çalışacağını yazdı.

BM’nin, peşinen bir stratejik anlaşmaya varılması ile flört ettiğini; Rum Yönetiminin,  stratejik anlaşmada kalınması ve kapsamlı çözüme gidilmemesi gibi birçok risk taşıyor olmasına rağmen buna katıldığını yazan gazete, “ortak açıklamanın stratejik anlaşma addedilmesi de olası ancak bu, içeriğine bağlı olacak. Kesin olan tek şey, açıklanacak olanın herkes için bağlayıcı olacağı ve bundan sonra atılacak adımları belirleyeceğidir” ifadesini kullandı.

Güvenilir kaynaklarına dayanarak ortak açıklama metninin 25 Kasım 2019’da Berlin’de gerçekleşen Akıncı-Anastaiadis-Guterres üçlü görüşmesinde yayınlananın standardında olacak ve bundan sonra atılacak ve bir ara anlaşma da denilebilecek stratejik anlaşma seçeneği, müdahil taraflar arasında zemin buluyor.

Çeşitli çevrelerce, müdahil tarafların görüşmelerin içeriği konusunda “esneklik” göstermesi gerektiğine işaret edildiğine dikkat çekildi. “Bugüne kadar yapılan çalışmanın üzerine bina edilmesi (existing body of work),  ‘uzlaşılanlara saygı’ gösterilmeli izahında bulunulsa da görüşmelerin yeni fikirler ile genişletilmesine ‘pencere’ açılmaya çalışıldığı aşikârdır” denilen haberde, bu yaklaşımın Guterres’in iki lidere gönderdiği mektuplarda da görüldüğüne dikkat çekildi. İngilizlerin de çözümün ismi konusunda yeniden ‘yapıcı belirsizlik’ metodu ile yeniden boy gösterdiğine işaret edildi.

Gazeteye göre planla, gayrı resmî konferansın Şubat ayının ilk 10 günü içerisinde gerçekleştirilmesine ve Türkiye-AB ilişkilerinin ele alınacağı Mart ayındaki Avrupa Konseyi öncesinde sonuç alınmaya çalışılacak.

Rum Yönetiminin Kıbrıs sorunu ve BM Barış Gücü ile ilgili gelişmelerin arifesinde AB’yi ve diğer uluslararası oyuncuları aktive etmeye çalıştığını belirten gazete, Rum Dışişleri Bakanı Nikos Hristodulidis’in birkaç gün önce, Afrika’ya giderken Güney Kıbrıs’a uğrayan Çinli dengi ile görüştüğünü, önümüzdeki günlerde Rus dengi Sergei Lavrov ile temasa geçeceğini yazdı. Geçen Çarşamba günü Portekizli dengi ile görüşen Hristodulidis’in bu hafta içerisinde ABD’li ve İngiliz denkleri ile de telefon görüşmeleri yapacağı kaydedildi.

GUTERRES’İN İYİ NİYET MİSYONU VE BARIŞ GÜCÜ GAYRI RESMİ RAPORLARI

BM Genel Sekreteri’nin, Güvenlik Konseyi üyelerine Cuma akşamı dağıtılan iyi niyet misyonu ve Kıbrıs’taki BM Barış Gücü ile ilgili gayrı resmî rapor taslaklarında federasyon çözümüne hiçbir atıf yapmadığına ve Kıbrıs’taki iki taraf arasında eşit mesafe güderek tarafsızlığını koruduğuna dikkat çekildi.

Habere göre Cumhurbaşkanı Tatar ve Rum Yönetimi Başkanı Anastasiadis’in Kıbrıs sorununun çözüm modeliyle ilgili tezlerinin birbirinden farlı oluşuna dikkat çeken Guterres, fiili durumun statik olmadığı ve zamanın karşılıklı kabul edilebilir bir hal çaresi bulunmasının aleyhine işlediği uyarısında bulunurken, müzakerelere dönüş perspektiflerine dair kuşkularının da arttığına işaret etti.

Guterres, iyi niyet misyonu gayrı resmî rapor taslağında federasyon çözümüne hiç atıf yapmadı, federasyona, sadece Anastasaiadis’in çözüm zemini, Cumhurbaşkanı Tatar’ın da miadı dolmuş seçenek olarak gördüğünü ifade etmek için atıf yaptı.

Anastasiadis’in, Tatar’la 3 Kasım 2020’de Elisabeth Spehar himayesinde gerçekleşen görüşmelerinin ardından yaptığı açıklamasından alıntılara yer verilen raporda, her iki liderin de, Guterres’in 5+1 gayrı resmî görüşme çağırma olanaklarını genişletme taahhüdüne cevap verme kararlılıklarını belirttiklerine işaret edildi.

Guterres, on yıllardır devam eden fiili durumun statik (durağan) olmadığına ve fiili durumda, iki tarafın anlaşmazlıklarını samimiyet ve kararlılıkla çözmeyi yeniden teyit etmemesi durumunda geri dönüşü olmayacak değişiklikler olduğuna işaret etti. Prosedürün akıbetiyle ilgili öncelikli sorumluluğun taraflarda, özellikle de iki liderde olduğunu kaydeden Guterres kendisinin de destek vermeye hazır olduğuna ve 5+1 görüşmenin bu sefer farklı olması gerektiğine dikkat çekti.

Guterres’in Türkiye’nin kapalı Maraş ve Doğu Akdeniz’deki, Rumların “saldırganlık”  diye nitelediği faaliyetlerine değinmekten ısrarla kaçındığına dikkat çeken gazete, bu konulara değinirken “Türkiye’nin saldırganlığı” ifadesini kullanmayıp “bölgesel gerginlikler” ve “Maraş’ta devam edegelen adımlar” ifadelerini tercih ettiğini yazdı, Guterres’in şu ifadelerini aktardı:

“Kıbrıs’ın içindeki ve etrafındaki doğal kaynaklardan her iki toplumun da yararlanması ve (doğal kaynakların) Kıbrıs sorununa gecikmeksizin karşılıklı kabul edilebilir bir çözüm için güçlü teşvik teşkil etmesi gerektiğini vurgulamaya devam ediyorum.”

EŞİT MESAFEDE VE TARTAFSIZ

Guterres, Güvenlik Konseyi’ne Kıbrıs’taki BM Barış Gücü’nün görev süresinin 6 ay daha uzatılmasını teklif ettiği gayrı resmî rapor taslağında da taraflara eşit mesafesini ve tarafsızlığını korudu. Her iki lidere de, bir barış destekçileri grubu inşa etmenin ve Kıbrıs sorununa sürdürülebilir çözümün temellerini atmanın zaruri unsuru olarak kendi aralarındaki yakınlaşmaya katkı koyma çağrısında bulundu.

Yeni tip koronavirüs pandemisine geniş yer verilen raporda pandemi fırsatının iki toplumlu işbirliği için kullanılmamasından hoşnutsuzluk belirtildi.  Gazeteye göre Guterres Türk söylemini benimseyerek “barikatlardan geçişlerin kısıtlandığını” belirtti.

Guterres Maraş’taki gelişmelerin “endişe verici” ve “barış müzakerelerindeki süregelen boşluğun sürdürülebilir olmadığının temsilcisi” olduğunu kaydettiği raporunda, gerek şahsının gerek temsilcilerinin BM’nin Maraş ile ilgili pozisyonunun Güvenlik Konseyi’nin ilgili kararlarıyla yönlendirildiğini ve değişmediğini defalarca dile getirdiğini hatırlattı.

Guterres’in Barış Gücü personelinin Maraş ve Akyar’dan serbest geçişlerine getirilen kısıtlamalara üzüntü belirttiğini yazan gazete, “bölgedeki Türk saldırganlığından ve meydan okumalarından söz etmedi, aksine, Barış Gücü tarafından kaydedilen bazı ihlal vakalarını gerginlik ve güvensizliği artırmak için kullanmakla suçladığı medyaya sorumluluk yükledi” iddiasında bulundu.

banner56
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER