İspanya, Gazze'den İran'a birçok konuda sergilediği eleştirel yaklaşımla Avrupalı müttefiklerinden ayrılıyor. Peki, Sanchez nasıl uluslararası siyasette "adaletin sesi" olarak anılmaya başladı?

İspanya, bir süredir Avrupa Birliği ülkelerinden ayrı düştüğü dış politika ve savaş karşıtı duruşuyla uluslararası kamuoyunda dikkat çekiyor. Başbakan Pedro Sanchez liderliğindeki sol koalisyon hükümeti, İran'dan Gazze'ye, Venezuela'dan Ukrayna'ya uzanan krizlerde uluslararası hukuku merkeze alan net çıkışlarıyla birçok Avrupalı müttefiğinden farklı bir çizgi izliyor.

Madrid, son olarak İran savaşına yönelik tutumu ve ülkedeki üslerin bu savaş için ABD tarafından kullanılmasına izin vermemesiyle Başkan Donald Trump'ın eleştiri oklarını üzerine çekti.

ABD-İsrail’in İran’a saldırıları nedeniyle Orta Doğu’da 21 bin uçuş iptal edildi
ABD-İsrail’in İran’a saldırıları nedeniyle Orta Doğu’da 21 bin uçuş iptal edildi
İçeriği Görüntüle

Avrupa Birliği (AB) üyesi İspanya'yı Almanya Başbakanı Friedrich Merz'in yanında sert biçimde eleştiren Trump, Madrid'i "berbat davranmakla" itham etti. ABD Başkanı ayrıca bu ülkeyle ticari ilişkileri kesme tehdidinde bulundu.

Bu tehditler sonrası Çarşamba günü kameraların karşısına geçen Sanchez ise İspanya hükümetinin pozisyonunun iki kelimeyle "savaşa hayır" olarak özetlenebileceğini vurguladı. "Geçmişteki hataları tekrar etmeme" çağrısı yapan İspanya Başbakanı, hükümetinin bu savaşa karşı duruşunun "Ukrayna ve Gazze'dekiyle aynı" olduğunu söyledi.

Peki, Sanchez hükümetinin izlediği dış politika Avrupalı ortaklarından hangi yönleriyle ayrılıyor? Küresel politikada Madrid'i giderek daha görünür kılan bu politikaların arka planında hangi dinamikler var?

- Gazze politikası: İsrail'e sert eleştiri ve yaptırımlar

Başbakan Sanchez, henüz Gazze savaşının başında İsrail'in eylemlerinin uluslararası hukuka uygunluğunu sorgulayan az sayıda Batılı liderden biri oldu. Sanchez, Gazze'de sivil kayıplar arttıkça İsrail'e yönelik eleştirilerinin dozunu artırırken Madrid, 28 Mayıs 2024'te Norveç ve İrlanda'yla birlikte Filistin'i resmen tanıdı.

Ekim 2024'te ise Uluslararası Adalet Divanı'nda Güney Afrika'nın İsrail'e karşı "soykırım" suçlamasıyla açtığı davaya müdahil oldu.

Geçen yılın Haziran ayında Sanchez, Avrupa'da İsrail'in eylemlerine yönelik "soykırım" ifadesini kullanan en üst düzey yetkili oldu. Sanchez, "soykırım niteliğinde felaket bir durum" olarak tanımladığı gelişmelere rağmen İsrail ile yapılan ticaret anlaşmasının askıya alınması yönünde adım atmadıkları için Avrupalı mevkidaşlarını ise sert şekilde eleştirdi.

Eylül ayında İspanya İsrail'in eylemlerine karşı yaptırımları devreye sokarak bir ilke daha imza attı. İsrail'e silah, askeri ekipman alım ya da satışını kalıcı olarak yasaklayan kanun hükmünde kararname Bakanlar Kurulunca onaylanırken Sanchez, İsrail ordusuna yakıt veya silah taşınması için İspanya limanlarının ve hava sahasının kullanılmasına yasak getirileceğini de açıkladı. Başbakan, Netanyahu hükümetini hastaneleri bombalayarak ve "masum kız ve erkek çocuklarını açlıkla öldürerek savunmasız bir halkı yok etmekle" suçladı.

Madrid aynı zamanda, Donald Trump öncülüğünde Gazze için oluşturulan "Barış Kurulu"na katılma davetini geri çeviren ilk ülkelerden biri oldu.

- İran için iki kelime: Savaşa hayır

ABD ile İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının başlamasından kısa süre sonra Madrid'den operasyona tepki geldi. Başbakan Sanchez, X hesabı üzerinden yaptığı yazılı açıklamada, "Daha belirsiz ve düşmanca bir uluslararası düzene katkıda bulunan ve gerilimi tırmandıran ABD ve İsrail'in tek taraflı askeri operasyonunu reddediyoruz" ifadelerini kullandı.

Avrupalı müttefiklerinin yaptığı İran'ın misilleme saldırılarını kınayan ortak açıklamanın aksine Sanchez, İran rejiminin yanı sıra ülkeye yapılan müdahaleye de karşı durduklarının bir kez daha altını çizdi. "Bir yandan nefret dolu bir rejime karşı olunurken diğer yandan haksız ve tehlikeli bir askeri müdahaleye de karşı durulabileceğini" savunan İspanya Başbakanı, "Bir kez daha, derhal gerginliğin azaltılması, uluslararası hukuka saygı gösterilmesi ve diyaloğun yeniden başlatılması çağrısında bulunuyorum. İspanya burada duracak ve Avrupa da burada durmalı" diye konuştu.

Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares ise İspanya'nın, ABD ile ortak işletilen ancak İspanya'nın egemenliği altında bulunan askeri üslerin İran'a yönelik saldırılar için kullanılmasına izin vermeyeceğini açıkladı.

- Oy kaygısı mı azımsanamayacak cesaret örneği mi?

Sanchez'in dış politikada benimsediği cesur söylemler, uluslararası kamuoyunda geniş takdir görse de bu duruşun arka planında iç politikadaki çıkmazlar olduğuna işaret edenler de var. Reuters'ta yer alan 20 Şubat tarihli bir analizde İspanya başbakanının ülkedeki "sıkışmış politik konumuna" dikkat çekilerek skandallar ve küçük koalisyon partileriyle yaşanan anlaşmazlıklara işaret edildi. Analistler ve kamuoyu araştırmacılarına göre bu tabloda dış politika, Sanchez'e bir nevi "güç gösterisi" imkanı sunuyor.

Ajansa isminin açıklanmaması koşuluyla konuşan Avrupalı bir diplomat, Sanchez için "Trump ve Amerika karşıtı bir kitleye seslenerek oldukça etkili bir siyaset yürütüyor" ifadelerini kullandı.

Politico'da yayımlanan bir diğer analizde de benzer görüşlere yer verildi. Partisi yolsuzluk skandalları ve bölgesel seçimlerdeki yenilgiler nedeniyle ağır baskı altında olan Sanchez'in Trump politikalarına karşı sert tutumunun İspanyol kamuoyunda karşılık bulduğu belirtildi.

Diğer yandan orta ölçekli bir güç olan İspanya'nın Avrupa'nın "vicdani sesi" olmasının azınmaması gereken bir cesaret olduğunu savunanlar da var. The Guardian'da yayımlanan bir yorumda Sanchez'in Trump'a yönelik eleştirileriyle birçok Avrupalı liderin "düşündüğü fakat açıkça söylemeye cesaret edemediği" şeyleri dile getirerek cesur bir tutum sergilediğine dikkat çekildi.

Sanchez, Trump'ın tehditlerinin ardından yaptığı açıklamada da bu tutumdan geri adım atmayacaklarını şu sözlerle vurguladı: "Bizim tutumumuz saf değil; tutarlıdır. (…) Ülkemizin ekonomik, kurumsal ve ahlaki gücüne güvenimiz tam. Böyle anlarda İspanyol olmaktan her zamankinden daha da fazla gurur duyuyoruz."