UBP’nin 24 Ekim’de yapılması planlanan milletvekili aday adaylığı kurultayının itirazlar nedeniyle gerçekleştirilememesinin ardından, adayların Parti Meclisi tarafından belirlenmesi seçeneği gündeme geldi. Ancak parti tüzüğünün 106’ncı maddesi, bu yetkinin hangi koşullarda kullanılabileceğini sınırlıyor.
Ulusal Birlik Partisi’nde (UBP) milletvekili aday adaylarının belirlenmesine ilişkin süreçte yaşanan belirsizlik, Parti Meclisi’nin devreye girip girmeyeceği yönündeki tartışmaları beraberinde getirdi.
24 Ekim’de yapılması planlanan milletvekili aday adaylığı kurultayının itirazlar nedeniyle gerçekleştirilememesinin ardından, adayların Parti Meclisi tarafından belirlenmesi ihtimali gündeme geldi. Bu olasılık, UBP tüzüğünün aday belirleme sürecini düzenleyen 106’ncı maddesini yeniden tartışmaya açtı.
TÜZÜKTE ÖN SEÇİM ESAS, PARTİ MECLİSİ’NİN YETKİSİ İSTİSNAİ
UBP tüzüğünün 106’ncı maddesinin birinci fıkrasında, milletvekili genel seçimlerinde aday belirlemenin temel kuralının parti üyelerinin katılımıyla yapılacak ön seçim olduğu belirtiliyor.
Aynı maddede, belirli istisnai durumlarda adayları belirleme yetkisinin Parti Meclisi’ne geçebileceği düzenleniyor. Buna göre; ön seçimin salgın, doğal afet, savaş veya mücbir sebepler nedeniyle fiilen yapılamaması, Yüksek Seçim Kurulu’nun ön seçimi iptal etmesi ya da seçim takvimi içerisinde ön seçimin tamamlanamaması veya sonuçlandırılamaması halinde adaylar Parti Meclisi tarafından belirlenebiliyor.
Tüzükte ayrıca, Cumhuriyet Meclisi seçimlerinin Anayasa’nın 88’inci maddesi çerçevesinde Cumhurbaşkanı tarafından yenilenmesine karar verilmesi de Parti Meclisi’nin aday belirleyebileceği istisnai durumlar arasında sayılıyor.
KURULTAYIN YAPILAMAMASI TEK BAŞINA YETERLİ Mİ?
UBP’de yaşanan son gelişmelerin ardından yanıtı aranan temel soru, aday adaylığı kurultayının itirazlar nedeniyle gerçekleştirilememesinin, tüzükte belirtilen istisnai koşullar kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği.
Tüzüğün 106’ncı maddesinin ilgili hükümleri, seçim takvimi içerisinde üye ön seçiminin herhangi bir nedenle tamamlanamaması veya sonuçlandırılamaması durumunda Parti Meclisi’ne yetki tanıyor. Ancak kurultayın yapılamaması ile tüzükte düzenlenen üye ön seçiminin tamamlanamaması durumlarının hukuken aynı kapsamda değerlendirilip değerlendirilemeyeceği, somut koşullar ve ilgili seçim süreci dikkate alınarak açıklığa kavuşturulmalı.
Dolayısıyla Parti Meclisi’nin adayları belirleme yetkisinin doğup doğmadığı konusunda, yalnızca kurultayın gerçekleştirilememiş olmasından hareketle kesin bir sonuca varılamıyor.
PARTİ MECLİSİ’NİN YETKİSİ SINIRSIZ DEĞİL
Tüzüğün 106’ncı maddesinin (1)(e) bendinde, istisnai yetkilerin yalnızca belirtilen durumlarla sınırlı olduğu açıkça ifade ediliyor. Ayrıca adayların Parti Meclisi tarafından belirlenmesine karar verilmesi halinde bu kararın derhal Yüksek Seçim Kurulu’na bildirilmesi öngörülüyor.
Aynı düzenlemede, Parti Meclisi’nin söz konusu yetkiyi parti içi demokrasiyi zedeleyecek şekilde geniş yorumlayamayacağı da vurgulanıyor.
Bu hüküm, aday belirleme sürecinde parti üyelerinin ön seçim yoluyla söz sahibi olmasını temel ilke olarak korurken, belirli koşullarda alternatif bir mekanizmanın işletilmesine olanak tanıyor.
GÖZLER ALINACAK KARARDA
UBP’de 24 Ekim’de yaşanan gelişmelerin ardından tartışmalar, adayların hangi yöntemle belirleneceği ve Parti Meclisi’nin bu süreçte yetki kullanıp kullanamayacağı üzerinde yoğunlaşıyor.
Önümüzdeki süreçte, kurultayın neden gerçekleştirilemediğinin tüzük hükümleri çerçevesinde nasıl değerlendirileceği ve Parti Meclisi’nin bu konuda bir karar alıp almayacağı belirleyici olacak.
UBP’de aday belirleme sürecinin nasıl sonuçlanacağı, hem parti içi demokrasi hem de milletvekili adaylarının belirlenme yöntemi açısından önem taşıyor.





