Avrupa Parlamentosu (AP), 2025 Yılı Türkiye Raporu’nu Strasbourg’da gerçekleştirilen oylamada 381 kabul, 107 ret ve 171 çekimser oyla kabul etti. Bağlayıcılığı bulunmayan raporda Türkiye-AB ilişkileri, Kıbrıs meselesi, Doğu Akdeniz, yargı süreçleri ve vize politikalarıyla ilgili dikkat çeken değerlendirmelere yer verildi.
Raporda, Türkiye ile Avrupa Birliği arasında Gümrük Birliği’nin güncellenmesine şartlı destek verilirken, Kıbrıs konusunda iki devletli çözüm yaklaşımından vazgeçilmesi çağrısı yinelendi. Ayrıca Türkiye’nin “Mavi Vatan” doktrini eleştirilerek, Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ın egemenlik haklarını ihlal ettiği iddia edildi.
AP, Yunanistan’ın Ege Denizi’nde karasularını 12 deniz miline çıkarma hakkına vurgu yaparken, Türkiye’nin buna yönelik “casus belli” kararını sürdürmesinden duyduğu endişeyi de rapora yansıttı. Raporda ayrıca Türkiye’nin kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölgelere ilişkin tutumuna yönelik eleştiriler yer aldı.
Bununla birlikte Avrupa Parlamentosu, Türkiye’nin NATO müttefiki olarak stratejik önemine dikkat çekti. Bölgesel güvenlik, enerji arzı, göç yönetimi ve terörle mücadele alanlarında Türkiye ile iş birliğinin öneminin altı çizildi. Türkiye’nin yaklaşık 2,7 milyon mülteciye ev sahipliği yapması da takdir edildi.
Raporda, 2018’den bu yana fiilen durmuş durumda olan AB üyelik müzakerelerinin yeniden canlandırılması için hukukun üstünlüğü ve demokratik süreçlerde somut ilerleme gerektiği savunuldu. AP, mevcut durumun Türk hükümetinin üyelik sürecini yeniden canlandırma konusunda yeterli siyasi irade göstermediğinin işareti olduğunu öne sürdü.
Schengen vizesi konusunda Türkiye’ye kalan kriterleri yerine getirme çağrısı yapılan raporda, hizmet pasaportlarının kullanımına ilişkin eleştiriler de yer aldı. Ayrıca Türkiye Adalet Bakanı Akın Gürlek’e yönelik yaptırım çağrısı içeren ifadeler raporun nihai metninde korundu.
TÜRKİYE DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI: GERÇEKLERLE BAĞDAŞMIYOR
Türkiye Dışişleri Bakanlığı ise rapora sert tepki gösterdi. Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, raporun “ülkemiz karşıtı çevrelerin temelsiz iddialarına ve yanlış bilgilere dayandığı” belirtilerek, gerçeklerle bağdaşmayan değerlendirmeler içerdiği ifade edildi.
Açıklamada, raporun bazı AP üyelerinin ideolojik yaklaşımlarını yansıttığı ve Türkiye-AB ilişkilerindeki olumlu gündemi gölgelemeyi amaçladığı savunuldu. Türk yargısına yönelik değerlendirmelerin çarpıtıldığı belirtilen açıklamada, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in hedef alınması da reddedildi.
Dışişleri Bakanlığı, Türk yargısının bağımsız olduğunu vurgulayarak, devam eden hukuki süreçlere yönelik dış müdahale niteliğindeki girişimlerin kabul edilemeyeceğini kaydetti.
AKİF ÇAĞATAY KILIÇ: ÖNYARGILI BİR YAKLAŞIM
Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Büyükelçi Akif Çağatay Kılıç da rapora ilişkin yaptığı değerlendirmede, belgenin Türkiye-AB ilişkilerinin stratejik gerçeklerinden çok belirli çevrelerin siyasi ve ideolojik önceliklerini yansıttığını söyledi.
Kılıç, “Rapor, dengeli ve objektif bir değerlendirmeden ziyade Türkiye’ye ilişkin yerleşik önyargıların ve siyasi reflekslerin etkisi altında kalmıştır” ifadelerini kullandı.
Raporda Türk yargısına ilişkin değerlendirmelerin mesnetsiz olduğunu belirten Kılıç, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in hedef alınmasını “Türkiye’nin bağımsız yargısına yönelik kabul edilemez bir siyasi müdahale girişimi” olarak nitelendirdi.
Avrupa’daki Türk diasporasının AB politikalarını etkilemek amacıyla kullanıldığı yönündeki iddiaların da temelsiz olduğunu vurgulayan Kılıç, Türkiye-AB ilişkilerinin ortak çıkarlar, karşılıklı saygı ve stratejik akıl temelinde geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.
Kılıç, küresel belirsizliklerin arttığı mevcut dönemde ayrıştırıcı söylemler yerine Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki iş birliğini güçlendirecek gerçekçi ve ileriye dönük bir vizyonun benimsenmesi gerektiğini kaydetti.
