Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman: “Siyasi eşitlik kabul edilmedikçe müzakere başlamaz. Kararlıyız sabırlıyız. Eğer gerçekten barış istiyorlarsa bu yol müzakerelerde olur” dedi.
NTV'ye özel açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Kıbrıs sorununda gelinen son aşamayı değerlendirdi. Müzakere sürecine ilişkin Türkiye ve KKTC'nin adayla ilgili konulardan by-pass edilemeyeceği mesajını veren Erhürman, "Mücadelemiz ortak yetki alanlarındaki haklarımız için." dedi.
"Bab-ı Ali toplantıları" için İstanbul'a giden Erhürman, Lefkoşa Temsilcisi Selim Sayarı ve diplomasi muhabiri Deniz Kilislioğlu'nun sorularını NTV'de yanıtladı.
-"Türkiye ve KKTC by-pass edilemez"
Erhüman'ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
“Bizim buradaki meselemiz tam olarak şu, 2017'den 2026'ya geldik. Bir yıl daha geçti. Müzakere tarihi 60 yıla yaklaştı. Ama görüyoruz ki son 9 yılda baş döndürücü gelişmelerle karşı karşıya kaldık. Özellikle Rum yönetiminin enerji konusunda, askeri konusunda Fransa, ABD, en çok da İsrail ile iş birlikleri ortaya çıktı.
Biz tam da bu noktada diyoruz ki, tüm adayı ilgilendiren konularda bizden de onay alınmadan yapılanlar, hukuken mümkün değil. Biz bu adadaki 2 eşit kurucu ortaktan biriyiz. Mesela güvenlik, enerji gibi konularda bizden de onay almadan Rum kesimi anlaşma yapmamalı. Özellikle şu an tartışma konusu olan ticaret yolları anlaşmaları var. Bunlar Kıbrıslı Rumların tek başına karar ada adına verebileceği bir karar değil. Bizim meselemiz ortak yetki alanı olarak tanımlanan yerlerin, fiilen gerçekleşmemesi. Biz bu konuda mücadele veriyoruz. KKTC ve Türkiye by-pass edilemez."
Siyasi eşitlik kabul edilmedikçe müzakerelerin başlayamayacağına dikkat çeken Erhürman, "Kararlıyız sabırlıyız. Eğer gerçekten barış istiyorlarsa bu yol müzakerelerde olur." dedi.
-Doğu Akdeniz'de ittifak hamleleri
Erhürman şöyle devam etti:
"Çözümün en önemli adımlarından biri nedir, karşılıklı bağımlılığı yaratmaktır. Kıbrıs-Türkiye-Yunanistan, karşılıklı bağımlılık denklemi içine girersek, o zaman istikrarlı bir durumdan, bir barıştan söz etmek mümkün olabilir."
Müzakere için yöntemde uzlaşı gerek. Kafamda görüşme müzakere konusunu ayırıyorum. İlk adım görüşme, ikinci yöntem belirleme, üçüncüsü müzakere.
Kastım şu, kapsamlı çözüm için müzakereye 60 sene içinde defalarca oturduk. Bu özellikle Annan döneminde ve 2017'de Crans Montana'da pik yaptı. Ama olmadı. Şimdi BM Genel Sekreteri de Crans Montana sonrası bir cümleye vurgu yaptı. ‘Bu defa farklı olacak’ dedi. O da fark etti ki, 60 senedir yapılan şeyden sonuç alamadı.
Biz de şu an görüşme masası olan yerde oturuyoruz ve diyoruz ki, bu masada bir metodoloji uzlaşmamız lazım.
Bütün mesele Kıbrıs Rum liderlerinin iktidarı ve adadaki ekonomik zenginlikleri, adadaki Türklerle paylaşmak istememesi. Ben durumu böyle tanımlıyorum. Haklarımız nedir biliyoruz.
Siyasi eşitliği kabul etmeyecekse, adanın zenginliğini paylaşmayı kabul etmeyecekse, bir kez daha iki halka bir kez daha hayal kırıklığı yaşatmayalım. Kabul etmedikçe, müzakerelerin başlamayacağını net ortaya koyuyoruz. Eğer çözüm isteniyorsa, bu müzakere ile olur. Müzakere gerçekten isteniyorsa, bunun yolu da bir numaralı siyasi eşitliğin kabul edilmesidir. O zaman anlayacağız ki, paylaşamaya hazırlar.
-Ankara ile görüş ayrılığı var mı?
İstişare ağımız giderek gelişiyor. Burada sorun yok. Önemli olan aynı kelimeleri kullanmak değil, aynı noktadan hareket etmek. Biz de aynı noktadan hareket ediyoruz.”