Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin (BMGS) Kıbrıs Kişisel Temsilcisi María Ángela Holguín Cuéllar’a, Kıbrıs’ta taraflar arasında müzakerelerin başlayabilmesi için Kıbrıs Türk tarafının egemen eşitlik ve eşit uluslararası statünün teyit edilmesi gerektiğini ilettiğini söyledi.

Kıbrıs Türk halkının pozisyonu “açık” ve “net” olduğunu vurgulayan Tatar, bugünkü görüşmede Holguín’e esas mağdur tarafın Kıbrıs Türk halkı olduğunu ifade ettiğini söyleyerek, “Hala ambargolar, hala izolasyon var.. Hala direkt uçuş yok. Doğrudan ticaret yok. Bir futbol maçını oynayamayan bir halk var. Bunun eşitliği nerede, bunun insanlığı nerede, bunun dostluğu nerede” dedi. 

Cumhurbaşkanı Tatar, Kıbrıs Türk tarafının bu pozisyonunun net olduğunu ve bu noktada geri adım atılmasının söz konusu olmadığını vurgulayarak, "Evet, ben de ‘negotiated settlement’ yani müzakereyle bir anlaşma istiyorum... Bölgede barışın, huzur ve güvenliğin devamı için Kıbrıs Türk halkının geleceği için, güneydeki Rum halkın geleceği için bir anlaşma biz de istiyoruz. Türkiye Cumhuriyeti de elbette bir anlaşma istiyor" şeklinde devam etti.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri'nin (BMGS) Kıbrıs Kişisel Temsilcisi María Ángela Holguín Cuéllar ile Cumhurbaşkanlığında iki saat süren görüşmesi sonrasında basına açıklamalarda bulundu.

Cumhurbaşkanı Tatar, BM Genel Sekreteri'nin Kişisel Temsilcisi Holguín ile “güzel” bir toplantı yaptıklarını belirterek, “heyetlerarası bu görüşmede daha fazla kendisinin konuştuğunu, Holguin’in ise daha fazla dinlediğini” söyledi.

Cumhurbaşkanı Tatar, görüşmede, Holguín’e uzun yıllardır süren ve uluslararası bir sorun olan Kıbrıs meselesinin geçmişi hakkında bilgi verdiğini, adada yaşananlar ve Kıbrıs Türk halkının uğradığı haksızlıkları anlattığını söyledi.

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Holguín ile görüşmesinde, “1960 anlaşmaları ile kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti’nde Kıbrıs Türk halkının egemenlik haklarının da var olduğunu ancak 1963’te Kıbrıs Türk halkının acımasız saldırılarla maruz kaldığını, 11 yıl tecrit altında yaşadığını ve çok mağduriyete uğradığını anlattığını” söyledi. Tatar, 1974’de yaşananları ve Rumların Yunanistan'la birleşip, bir Helen dünyası yaratmak için yaptıklarını anlattığını kaydetti.

Görüşmede, 20 Temmuz 1974 Barış Harekatı'yla adaya barış geldiğini, bu yıl 20 Temmuz’un 50’nci yılının kutlanacağını söylediğini ifade eden Tatar, "Holguín’e, Kıbrıs meselesinin, bazılarının ifade ettiği gibi 50 yıl değil, 60 yıldır süre gelen bir meseledir. Kıbrıs Türk halkının hala insan hakları ve uluslararası camianın değerleriyle çelişen ambargolara, izolasyonlara ve ciddi kısıtlamalara maruz kaldığını, bu uygulamalara karşı bir mücadele içerisinde yaşamlarını sürdürmek zorunda kaldığını anlattım" dedi.

- “Rum malı üzerinden bizim insanlarımızı tedirgin etmenin hiçbir anlamı"

Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Holguín ile görüşmesinde son günlerdeki dava meselesine de değinerek, “Kıbrıs meselesinin, iki yapının, iki devletin bir mücadelesi olduğunu ama kişisele kadar indirerek, şu tarihte bir Rum malı üzerinden bizim insanlarımızı tedirgin etmenin hiçbir anlamı olmadığını, hiçbir gerekçesi olamayacağını anlattım. Burada artık ayrı bir yapı var, ayrı bir otorite var. 50 yıldır bu meseleler bu şekilde yürütülmektedir. Burada Taşınmaz Mal Komisyonu var. Buna benzer olayları ayrıntılarıyla anlattım” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Tatar, “Eğer ortak zemin aramaya geldiyse, Sayın Kişisel Temsilcinin mutlak surette bütün bunlarla ilgili olarak da bazı düşüncelerin olması gerekiyor” dedi. 

- "Yeni vizyonun teyit etilmesi gerekiyor"

Tatar, Kıbrıs’ta taraflar arasında ortak zemin olabilmesi için üç yıl önce Cenevre’de Kıbrıs Türk tarafının Türkiye ile istişare içinde ortaya koyduğu yeni vizyonunun yani egemen eşitlik ve eşit uluslararası statüsünün teyit edilmesi gerektiğini vurguladı.

Cumhurbaşkanı Tatar, yıllarca süren müzakerelerde federal temelde bir çözüm bulabilmek için yapılan uğraşların boşa çıktığını belirtti. Karşı tarafın adanın zenginliklerini ve yönetimini Kıbrıs Türküyle eşitlik temelinde paylaşmak istemediğini kaydeden Tatar, Annan Planı’na Kıbrıslı Türkler ‘evet’ derken, ‘hayır’ diyen Kıbrıslı Rumların tek taraflı olarak AB’ye alınmasının uluslararası anlaşmalara aykırı olduğunu belirtti. Tatar, “Kıbrıs'ta adil, kalıcı ve sürdürülebilir bir anlaşma olabilmesi için mutlak surette Kıbrıs Türk halkının var olan egemenliğinin kabul edilmesi gerekmektedir” dedi.

- "Geri adım atmamız mümkün değildir"

“Bundan bizim geri adım atmamız mümkün değildir” diyen Cumhurbaşkanı Tatar, şöyle devam etti:

“Eşit uluslararası statü dediğimizde, iki devlet iş birliği anlamındadır. Tanımayabilirsiniz ama buradaki devletin ve otoritenin varlığını kimse inkar edemez. Bu bir gerçektir, bu bir realitedir. Dolayısıyla eğer biraz ileriye gidebilecek olursak, mutlak surette Kıbrıs Türk halkının var olan egemenliği ve eşit uluslararası statüsünün yani devletinin kabul görmesi gerekir. İki devletin işbirliğiyle böyle bir anlaşmanın olabileceğini, onun için bunların teyidiyle müzakere masasına oturabileceğimizi anlattık.”

- "Mart ayında yeniden görüşmelerde bulunmak üzere Kıbrıs’a gelecek"

Cumhurbaşkanı Tatar, BM Genel Sekreterin Kişisel Temsilcisi María Ángela Holguín Cuéllar’ın görevinin ortak zemin olup olmadığına bakmak olduğunu belirterek, bu bağlamda bugün iki saat süren görüşmede kendisine aktardıklarının önemli olduğunu söyledi.

Çavuşoğlu: “Türkiye’deki devlet üniversitelerine KKTC vatandaşı öğrenciler, artık okul harcı ücreti demeyecek” Çavuşoğlu: “Türkiye’deki devlet üniversitelerine KKTC vatandaşı öğrenciler, artık okul harcı ücreti demeyecek”

Tatar, Holguín’in görüşmede kendisinin anlattıklarını dinledikten sonra, Ankara, Atina ve Londra’ya ziyaretlerde bulunacağını ve mart ayında yeniden görüşmelerde bulunmak üzere Kıbrıs’a geleceğini söylediğini de aktardı.

Holguín’e bugünkü ziyaretinden dolayı teşekkürlerini ileten Tatar, “Elbette değerli bir kişi olarak, uzun yıllar Kolombiya'da bakanlık yapmış, BM’de temsilcilik yapmış, çok farklı görevde bulunmuş, başarılara imza atmış bir kadın siyasetçinin bu meseleyle ilgili bu görevi kabul etmesi ve bu işe girmesi elbette bizim için önemlidir, değerlidir. Dolayısıyla kendisine teşekkür ediyorum. Yapacağı çalışmanın hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum” dedi. 

-"Ben de müzakere edilmiş anlaşma istiyorum"

Cumhurbaşkanı Ersin Tarar, devamla şunları söyledi:

“Ama Kıbrıs Türk tarafın pozisyonu nettir. Burada bizim geri adım atmamız söz konusu değildir. Siyaset, artık milli bir siyaset olarak devam ettirilmektedir. Kendisine bütün bu anlatımlardan sonra söylediğim şudur: Evet, ben de ‘negotiated settlement’ yani müzakereyle bir anlaşma istiyorum... Bölgede barışın, huzur ve güvenliğin devamı için Kıbrıs Türk halkının geleceği için, güneydeki Rum halkın geleceği için bir anlaşma biz de istiyoruz. Türkiye Cumhuriyeti de elbette bir anlaşma istiyor. Çünkü neticede Doğu Akdeniz, dünyanın en önemli bölgelerinden bir tanesi. Burada doğal zenginlikler var, gaz var, petrol var, güvenlik meseleleri var. Çok önemli bir bölgede yaşıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti buraya sadece 60 kilometre uzaklıkta. Yunanistan nerede? 1000 kilometre uzaklıkta. AB nerede? Binlerce kilometre uzaklıkta. Ama işte öyle bir siyasi gelişme olmuş ki, Avrupa Birliği 2004’te demiş ki, ben Kıbrıs’ı AB’ye aldım ve burayı Avrupa Birliği toprağı olarak ilan ettim. İşte, bu o kadar kolay değildir çünkü burada hak vardı, hukuk vardı, tarih vardır. 1571’den sonra yaşayanlar var. Bizlerin mücadelesi var. Türkiye'nin buradaki pozisyonu var, hakkı var, hukuku var. Dolayısıyla, bütün bu dengeler içerisinde kuzeydeki Kıbrıs Türk Devleti'nin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetidi'nin mutlak surette egemen olması lazımdır. Kıbrıs Türk halkının egemenlik hakları tarihten gelmektedir... Her şeyiyle egemen bir halk vardır. Bu egemen halkın egemenliği kabul edilirse ve eşit uluslararası statü dediğimiz noktada bu muameleyi görebilirsek, o zaman müzakere masasına oturabileceğimizi kendisiyle paylaştım.”

-Sorular

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Cumhurbaşkanı Tatar, Rum liderin görüştüğü Holguin'e Kıbrıs Türk toplumu lideriyle görüşmeye hazır olduğu yönünde görüş belirttiğinin hatırlatılması üzerine, "Kıbrıs konusunda Kıbrıs Türk tarafı Türkiye ile istişare içinde bir siyaset yürütüyor.. Bizim egemen eşitliğimiz ve eşit uluslararası statümüz kabul edilirse tekrar müzakere masasına oturabileceğiz.. Bizim pozisyonumuz budur. Kesinlikle bunu sürdürmekte kararlıyız" dedi.

-"Bırakıldığı yerden devam ediliyor algısı yaratılmak isteniyor.."

Cumhurbaşkanı Tatar, şöyle devam etti:

"Beni Hristodulidis’le bir masaya çekmek ve ‘Crans Montana’da bırakıldığı yerden, federal temelde devam ediliyor’ algısı yaratılmak isteniyor. Hristodulidis bunu hep yapmaktadır. Bu bizim kabul edeceğimiz bir şey değildir.. Öyle bir görüşmeye benim gidemeyeceğimi burada tekrar söylemiş oldum.. Ben tekrar halkıma söylüyorum: Bizim egemen eşitliğimiz ve eşit uluslararası statümüz teyit edilmeden bizim resmi müzakerelere oturmamız mümkün değildir. Bunlar teyit edilirse, biz resmi müzakerelere başlayıp, Kıbrıs meselesine müzakere yoluyla bir çözüm bulunması için elbette bize düşen neyse bunu yapmakta kararlı olduğumuzu da bugün sabah açık ve net tekrar ifade ettim."

-"Pozisyonumuz açık ve net.."

Kıbrıs Türk halkının pozisyonu “açık” ve “net” olduğunu vurgulayan Tatar, bugünkü görüşmede Holguín’e esas mağdur tarafın Kıbrıs Türk halkı olduğunu ifade ettiğini söyleyerek, “Hala ambargolar, hala izolasyon var.. Hala direkt uçuş yok. Doğrudan ticaret yok. Bir futbol maçını oynayamayan bir halk var. Bunun eşitliği nerede, bunun insanlığı nerede, bunun dostluğu nerede” dedi. 

-"Eğer ortak zemin var mı yok mu arayışına gelmişse, bir kez daha sağa sola bakması lazım"

“Kıbrıs meselesinin esas 1963’te esas başladığını, silah zoruyla Kıbrıslı Türklerin devletin dışına itildiğini” söyleyen Tatar, şöyle devam etti:

 “Bizim devletimizin temelleri 60 yıl önce atılmıştır. Yani Kıbrıs'ta 60 yıldır Kıbrıslı Türkler kendi devletleriyle bu yolu yürümektedir. Güney Kıbrıs da 1960’da kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti'ni işgal etti. Yani Kıbrıs’ta bir işgal varsa, esas işgal Kıbrıs Cumhuriyeti’nin işgalidir. Bizim ortağı olduğumuz, egemenlik haklarımız olduğu Kıbrıs Cumhuriyeti’ni bütün dünyaya kendilerininmiş gibi kabul ettirip, bu kadar yıldır bu şekilde ekonomik kazanım ve imkana sahiptirler…. Kıbrıs Türk halkının hakları ve zenginliklerdeki payı ellerinden alınmıştır. Ve şimdi bir mak-mülk meselesinden, güya Kıbrıs’ta hiçbir şey yaşanmamış gibi, Kıbrıs'ta siyasi bir mesele olmamış gibi, bizim bir insanımızı Roma’da tutuklatabiliyorlar.  ve şimdi bu insanımız bir hapishanede. Bunları asla bizim kabul edemeyeceğimizi, eğer ortak zemin var mı yok mu arayışına gelmişse, bir kez daha sağa sola bakması lazım, dinlemesi lazım.”

Tatar, görüşmede Pile'deki yol konusunun da gündeme geldiğini belirterek, bu yolu insani maksatlarla yapmak istediklerini yinelediklerini belirterek, Güney Kıbrıs'ta inşaatlar yapılırken BM neredeydi sorusunu yönelttiğini kaydetti. Holguín’den tarafsızlığını korumasını rica ettiğini belirten Tatar, garantör ülkelere ziyaretlerde bulunacak olan Holguin'den Avrupa Birliği konusunda “biraz daha da dikkatli” olmasını istediğini söyledi.

Editör: Burhan CANBAZ