Türkiye Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürü Erdoğan Öz, iklim değişikliğinin yalnızca çevresel değil, aynı zamanda ciddi bir halk sağlığı sorunu haline geldiğini belirterek "İklim değişikliği herkesi etkiliyor ancak bebekler, çocuklar, yaşlılar, gebeler, lohusalar, emziren anneler, kronik hastalığı olanlar, düzenli ilaç kullananlar ve açık alanda çalışanlar iklim değişikliğinin etkilerini daha ağır hissedebiliyor." dedi.

Türkiye'de 189 siyasi parti faaliyet gösteriyor
Türkiye'de 189 siyasi parti faaliyet gösteriyor
İçeriği Görüntüle

Öz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, iklim değişikliğinin sıcaklık, yağış, kuraklık ve aşırı hava olaylarında uzun yıllar içinde meydana gelen değişimleri ifade ettiğini söyledi.

İklim değişikliğinin halk sağlığı üzerindeki etkilerine dikkati çeken Öz, "İklim değişikliği sadece çevresel bir sorun değil, aynı zamanda halk sağlığını tehdit eden önemli bir unsur. Artan sıcaklıklar ve sıcak hava dalgaları, su ve gıda güvenliğini tehdit ediyor, hava kirliliğini artırıyor. Öte yandan ruh sağlığı üzerinde de olumsuz etkilere yol açıyor. Bu nedenle iklim değişikliğini önemli bir halk sağlığı tehdidi olarak görüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Meteorolojik uyarıların yakından takip edilmesinin önemini vurgulayan Öz, "Meteoroloji Genel Müdürlüğünün uyarıları ile Sağlık Bakanlığının sağlık tedbirlerine yönelik uyarılarını yakından takip edersek iklim değişikliğinin sağlık üzerindeki olumsuz etkilerini en aza indirmemiz mümkün." diye konuştu.

- "İklim değişikliği kırılgan nüfusu daha fazla etkiliyor"

İklim değişikliği nedeniyle su ve gıda güvenliğini tehdit eden unsurların daha görünür hale geldiğini belirten Öz, Sağlık Bakanlığı olarak bu alandaki gelişmeleri erken uyarı ve izlem sistemleriyle 7 gün 24 saat takip ettiklerini aktardı.

Öz, iklim değişikliğinin özellikle kırılgan nüfus açısından önemli riskler oluşturduğuna işaret ederek "İklim değişikliği herkesi etkiliyor ancak bebekler, çocuklar, yaşlılar, gebeler, lohusalar, emziren anneler, kronik hastalığı olanlar, düzenli ilaç kullananlar ve açık alanda çalışanlar iklim değişikliğinin etkilerini daha ağır hissedebiliyor." ifadesini kullandı.

Sağlık Bakanlığının iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında yürüttüğü çalışmaların "İklim Değişikliği ve Sağlık Eylem Planı" doğrultusunda sürdürüldüğünü anımsatan Öz, 2025'te yürürlüğe giren İklim Kanunu sonrasında iklime dayanıklı ve düşük karbonlu sağlık sistemi yaklaşımını kapsayacak şekilde eylem planının sürekli güncellendiğini, çalışmaların Bilimsel Danışma Kurulunun önerileri doğrultusunda yürütüldüğünü söyledi.

- Yapay zeka destekli sistemlerle takip

Öz, iklim değişikliğinin sağlık üzerindeki etkilerini yapay zeka destekli sistemlerle izlediklerine dikkati çekerek şöyle konuştu:

"Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığından sıcaklık artışı, aşırı hava olayları, kuraklık ve yağışa ilişkin verileri dijital ortamda alıyoruz. Bu verileri sağlık bilgi sistemlerimizdeki verilerle eşleştirerek yapay zeka desteğiyle analiz ediyor, ortaya çıkabilecek tehditleri önceden tespit ediyoruz. Elde ettiğimiz sonuçları ulusal ve il bazında değerlendiriyor, uluslararası verilerle karşılaştırarak çalışmalarımızı buna göre düzenliyoruz."

Öte yandan Öz, Türkiye'nin ev sahipliğinde düzenlenecek Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı'nda (COP31) sağlığın öncelikli müzakere başlıkları arasında yer alacağını belirtti.

Konferansta sağlık sisteminin iklim değişikliğine karşı dayanıklılığının artırılması, uluslararası işbirliğinin güçlendirilmesi, aşırı hava olayları, kuraklık ve yağışların sağlık sistemi üzerindeki etkileri ile bu etkilerin erken uyarı sistemleriyle azaltılmasına yönelik çalışmaların ele alınacağını ifade etti.

Öz, su ve gıda güvenliğini tehdit eden unsurlara yönelik alınacak tedbirlerin yanı sıra kırılgan nüfusu etkileyebilecek hastalıkların yakından izlenmesi amacıyla eylem planlarını da bu doğrultuda güncelleyeceklerini kaydetti.

- "10.00-16.00 saatleri arasında dışarı çıkılmamalı"

İklim değişikliğinin ve sıcaklığın herkesi etkilediğini ancak bazı kırılgan nüfusu daha fazla etkilediğini vurgulayan Öz, şunları kaydetti:

"Çok sıcak havalarda, özellikle güneş ışınlarının en etkili olduğu 10.00-16.00 saatleri arasında mümkün olduğunca dışarı çıkılmamalı. Zorunlu durumlarda gölgelik alanlar tercih edilmeli, şapka ve güneş gözlüğü kullanılmalı. Çocuklar, bebekler ve evcil hayvanlar sıcak havalarda kesinlikle araç içinde bırakılmamalı. Vatandaşlarımızın da güneşin etkisinin en yoğun olduğu saatlerde denize girmelerini önermiyoruz. Baş ağrısı, baş dönmesi, halsizlik, terleme, bilinç bulanıklığı veya bilinç kaybı gibi belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulmalı."