Eski Rum müzakereci Andreas Mavroyannis, iki toplumlu federasyon modelinin, Rum tarafının 1974 sonrası Kıbrıs sorununda verdiği en büyük taviz olduğunu belirterek, bu yaklaşımın Türk askerinin çekilmesi, toprak düzenlemeleri, göçmenlerin geri dönüşü ve mülkiyet sorununun çözümü beklentisiyle kabul edildiğini söyledi.
Rum basınında yer alan haberlere göre Mavroyannis, Rum Haber Ajansı KİPE’ye verdiği röportajda, 1977 Denktaş–Makarios Doruk Anlaşması ile iki toplumlu federasyonun, daha sonra ise iki bölgelilik ilkesinin kabul edildiğini hatırlattı.
Federasyon modelinin dönemin şartlarında Rum tarafı açısından önemli bir taviz olduğunu ifade eden Mavroyannis, bu adımın kapsamlı bir çözüm beklentisiyle atıldığını dile getirdi.
Annan Planı'na destek vermediğini belirten Mavroyannis, bunu planın hakemlik ürünü ve sorunlu bir çözüm olarak değerlendirmesine bağladı. Buna karşın Crans-Montana sürecine kadar yürütülen müzakerelerin serbest müzakere anlayışıyla ilerlediğini ve tarafların çözüme hiç olmadığı kadar yaklaştığını savundu.
Mavroyannis, Crans-Montana'daki başarısızlığın yalnızca Rum tarafına yüklenemeyeceğini öne sürerek, dönemin Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu'nun garantilerin kaldırılması ve Türk askerinin tamamen çekilmesine yönelik önerileri kabul etmediğini iddia etti.
Öte yandan eski Rum Meclis Başkanı ve EDEK Başkanı Yannakis Omiru da KİPE'ye yaptığı açıklamada, Rum tarafının 1977 ve 1979 Doruk Anlaşmaları'nda federal çözüm modelini serbest dolaşım, yerleşim, mülkiyet hakkı ve temel özgürlüklere yapılan güçlü vurgular çerçevesinde kabul ettiğini söyledi.
Omiru, 2017'deki müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanmasının nedeninin Türk tarafının garantiler sistemi ile Türk askerinin tamamen çekilmesini kabul etmemesi olduğunu iddia etti.
Rum gazetesi Alithia ise Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman ile Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis'in 26 Ağustos'ta yapacağı görüşmenin zamanlamasını sorgulayarak, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'in adadan ayrılmasının üzerinden yaklaşık dört hafta geçtikten sonra ilk liderler görüşmesinin yapılacak olmasına dikkat çekti. Gazete, Rum tarafının görüşmeye hazır olduğu yönündeki açıklamalar ile belirlenen tarihin birbiriyle çeliştiği yorumunda bulundu.