Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Milletvekili Ürün Solyalı, Cezaevi Disiplin Tüzüğü'nde yapılan değişiklikle Cezaevi Müdürü'ne tanınan ceza indirimi yetkisinin hukuk devleti ve kuvvetler ayrılığı ilkelerini zedelediğini savundu.

Yazılı açıklama yapan Solyalı, ceza infaz sisteminin temel amacının hükümlünün topluma yeniden kazandırılması olduğunu belirterek, mevcut sistemde ödül ve teşvik mekanizmalarının zaten bulunduğunu ifade etti. Son tüzük değişikliklerinin ise bu anlayışın dışına çıktığını öne sürdü.

Şartlı Tahliye Tüzüğü'nde bugüne kadar dokuz değişiklik yapıldığını hatırlatan Solyalı, son düzenlemeyle Cezaevi Disiplin Tüzüğü üzerinden mahkeme kararlarının sonuçlarını değiştirecek kalıcı bir mekanizma oluşturulduğunu iddia etti.

Yeni düzenlemeyle Cezaevi Müdürü'ne, iki yıl ve üzerindeki hapis cezalarında hükümlünün "iyi hali ve çalışkanlığı" gerekçesiyle cezanın üçte birine kadar bağışlanmasına karar verme yetkisi verildiğini belirten Solyalı, bu yetkinin mahkemenin hükmettiği cezanın infaz süresini doğrudan etkilediğini söyledi.

Kıbrıs Barış Harekâtı’nın izlerini taşıyan Türk bayrağı, restorasyon ve konservasyon sürecine alındı
Kıbrıs Barış Harekâtı’nın izlerini taşıyan Türk bayrağı, restorasyon ve konservasyon sürecine alındı
İçeriği Görüntüle

Bu tür bir kararın kişi özgürlüğünü ve mahkeme kararlarını etkileyen bir kamu gücü olduğunu vurgulayan Solyalı, söz konusu yetkinin idari bir makam tarafından kullanılmasının kuvvetler ayrılığı ilkesine aykırı olduğunu savundu. Ayrıca, bu kararların herhangi bir yargı denetimine tabi olmamasını da eleştirdi.

Cezaevi Müdürü kadrosunun halen asaleten doldurulmadığına dikkat çeken Solyalı, böylesine önemli bir yetkinin kim tarafından ve hangi hukuki sorumluluk çerçevesinde kullanılacağının belirsiz olduğunu ifade etti.

Cezaevi kapasitesine ilişkin tartışmaların yaşandığı bir dönemde infaz rejiminin sürekli gevşetilmesinin doğru olmadığını belirten Solyalı, bağışlama ve şartlı tahliye sisteminin yeniden düzenlenmesi gerektiğini ancak bunun tüzük değişiklikleriyle değil, Anayasa'nın öngördüğü hukuk devleti, yasallık ve kuvvetler ayrılığı ilkelerine uygun yasal düzenlemelerle yapılması gerektiğini kaydetti.