Kıbrıs

Meclis’te tasarruf tedbirleri tartışması… İncirli eleştirdi, Üstel hükümetin önlemlerini anlattı

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, hükümetin açıkladığı tasarruf tedbirlerini eleştirerek, söz konusu adımların “göstermelik” olduğunu savundu.

Başbakan Ünal Üstel ise, eleştirilere yanıt vererek hükümetin hem ekonomik dengeleri korumak hem de bölgedeki gelişmelerin yaratabileceği güvenlik risklerine karşı gerekli tedbirleri aldığını kaydetti.

- İncirli

Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, Meclis Genel Kurulu’nda hükümetin sözde tasarruf tedbirlerine ilişkin 62. madde üzerine yaptığı konuşmada, açıklanan önlemleri eleştirerek söz konusu adımların “göstermelik” olduğunu söyledi.

Ceza Yasası’nda önemli bir değişiklik yapılmaya çalışıldığını ve bu düzenlemenin toplumun birçok kesimi tarafından eleştirildiğini ifade eden İncirli, "düşünce ve ifade özgürlüğünü kısıtlayabilecek adımlar atılmaya çalışıldığını" belirtti. İncirli, düzenlemelerin Meclis’te aceleyle gündeme getirilmeye çalışıldığını ve komite toplantılarının da bu doğrultuda zorlandığını söyledi.

“Bizim halka karşı dürüst olmak gibi bir mecburiyetimiz vardır, halka karşı şeffaf olmak gibi bir sorumluluğumuz vardır” diyen İncirli, siyasetçilerin farklı düşünceleri yönetmekle yükümlü olduğunu ancak bu düşünceleri bastırmaya yönelik girişimlerin doğru olmadığını ifade etti.

“Artık bu sis bulutlarına gerek yoktur, herkes her şeyin farkındadır” diyen İncirli, toplumun gerçekleri gördüğünü belirterek, hükümeti dürüst olmaya davet etti.

Konuşmasında dünyada yaşanan gelişmelere de değinen İncirli, dünyanın büyük bir savaş ortamıyla karşı karşıya olduğunu ve Orta Doğu’nun adeta bir ateş çemberine dönüştüğünü söyledi. Kıbrıs adasının da bu gelişmeler nedeniyle hedef haline geldiğini kaydeden İncirli, bu durumun güvenlik, sosyal ve ekonomik alanlarda ciddi riskler barındırdığını ifade etti.

Meclis’in çalışma düzenini de eleştiren İncirli, hükümeti Meclis’in "açılış saatini bile doğru ayarlayamamakla" suçladı.

İncirli, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail’in İran’a yönelik saldırısına değinerek, yaşanan savaşın bölgeyi ve dolayısıyla Kıbrıs’ı etkileyeceğini söyledi. Bu süreçte uluslararası hukuk, diplomasi ve bölgede kalıcı barış ile istikrarın sağlanmasına yönelik çağrıların önem taşıdığını belirten İncirli, tüm çabaların bu yönde yoğunlaştırılması gerektiğini ifade etti.

Hükümetin açıkladığı tasarruf tedbirlerini değerlendiren İncirli, söz konusu adımların gazetelerde manşet olmak amacıyla ortaya konulduğunu ileri sürdü. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin yaklaşık 5 milyar dolarlık bir borç yükü altında olduğunu savunan İncirli, bu borçların savaş başlamadan önce oluştuğunu ve hükümetin bu süreçte gerekli tasarrufları yapmadığını iddia etti.

İncirli, temsil ve ağırlama giderlerinin artırıldığını ancak şimdi bu kalemlerde tasarruf yapılacağının açıklandığını belirterek, “Olmayan bir paranın tasarrufunu yapıyorsunuz” ifadelerini kullandı. Bu tasarrufların ne kadar kaynak sağlayacağının ve elde edilecek kaynağın nerede kullanılacağının açıklanması gerektiğini söyleyen İncirli, Maliye Bakanlığı’nın bu konuda bir çalışma yapıp yapmadığını sordu.

İncirli, hükümetin en kırılgan kesimlerden biri olan hane halkına yönelik yardımlarda tasarrufa gitmeyi planladığını belirterek, bu yardımların nasıl verildiğinin dahi bilinmediğini savundu.

Dünyada tedarik zincirlerinin kırılmasının konuşulduğunu ve ülkelerin bu süreçte yaşanabilecek krizlere karşı hazırlık yaptığını belirten İncirli, hükümetin ise akaryakıt zamlarıyla gündeme geldiğini söyledi.

2018’de yaşanan Rahip Brunson krizi dönemini hatırlatan İncirli, o dönemde fiyat istikrar fonunun kullanılarak akaryakıt fiyatlarının dengelendiğini ve ekonomiye döviz girişinin sağlanmaya çalışıldığını söyledi.

1990 Körfez Krizi’ni de hatırlatan İncirli, o dönemde turizm sektörünün ciddi zarar gördüğünü söyleyerek, benzer bir durumun yeniden yaşanabileceğini belirtti. Turizmin ülkenin en önemli gelir kaynaklarından biri olduğunu söyleyen İncirli, bu alanda gerekli önlemlerin alınması gerektiğini kaydetti.

İncirli ayrıca düzensiz göç riskine de dikkat çekerek, çatışma bölgelerinden insanların adaya yönelmesinin mümkün olduğunu ve bunun eğitim, sağlık, ulaşım gibi alanlarda yeni sorunlar yaratabileceğini söyledi.

Hükümeti aciliyet duygusuyla çalışmaya davet eden İncirli, vergi adaleti ve kayıt dışılıkla mücadele konularının da göz ardı edildiğini kaydetti.

Ekonomik krizden çıkışın yolunun şeffaflık, hesap verebilirlik ve hukukun üstünlüğünden geçtiğini belirten İncirli, yolsuzluk ve usulsüzlük yapılmaması gerektiğini söyledi.

- Berova

Maliye Bakanı Özdemir Berova ise, CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli’ye yanıt vererek, 2026 yılında Orta Doğu’da başlayan ve şubat ayı sonunda fiili savaşa dönüşen gelişmelerin KKTC’yi ekonomik ve mali açıdan etkilediğini söyledi.

Berova, İncirli’nin konuşmasında dile getirdiği bazı konuların daha önce de tartışıldığını belirterek, özellikle 2024 yılında yaşanan ekonomik ve mali gelişmeler ile enflasyon karşısında çalışanların ve dar gelirli kesimlerin alım gücünü korumak amacıyla çeşitli önlemler aldıklarını ifade etti.

Bu çerçevede maaşlarda üç kez hayat pahalılığı artışı yaptıklarını belirten Berova, bu uygulamalardan pişman olmadıklarını ancak söz konusu adımların kamu maliyesi üzerinde ek bir yük oluşturduğunu söyledi.

Oluşan mali yükün sürdürülebilir borçlanma yoluyla karşılandığını belirten Berova, bunun yalnızca maaş ödemeleriyle sınırlı olmadığını, aynı zamanda yatırımların, mali projelerin, bursların ve diğer birçok kamu yükümlülüğünün yerine getirilmesi için kullanıldığını kaydetti. Berova, hükümetin bu dönemde tüm mali yükümlülüklerini zamanında ve eksiksiz şekilde yerine getirdiğini de söyledi.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin bir ada ekonomisine sahip olduğunu ve ithalata bağlı bir ekonomik yapının söz konusu olduğunu ifade eden Berova, bölgede yaşanan gerginliklerin ekonomik etkilerinin kaçınılmaz olduğunu belirtti.

İran, Amerika Birleşik Devletleri, İsrail ve diğer bölge ülkeleri arasında artan gerilimin küresel petrol fiyatlarında yükselişe yol açtığını kaydeden Berova, Brent petrolün ortalama 60 dolar seviyelerinden kısa sürede 70–75 dolar bandına çıktığını söyledi.

Akaryakıt fiyatlarının dalgalanmasını önlemek amacıyla yaklaşık 30 yıldır fiyat istikrar fonunun kullanıldığını belirten Berova, geçmiş hükümetler döneminde de bu mekanizmanın benzer şekilde işletildiğini ifade etti.

Berova, akaryakıt gelirleri ve yüzde 10’luk Katma Değer Vergisi ile birlikte bütçede belirli gelir öngörüleri oluşturduklarını belirterek, 2026 yılı bütçesinde yaklaşık 25,5 milyar TL’lik bir açık öngörüldüğünü ifade etti.

Berova, akaryakıt fiyatlarında yapılan düzenlemelerin bütçe açığını kapatmak amacıyla yapıldığı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını da belirtti.

Hükümetin temel hedefinin akaryakıt fiyatlarını mümkün olduğunca dalgalanmalardan korumak olduğunu söyleyen Berova, son haftalarda yapılan uygulamalar sonucunda yıl sonunda akaryakıttan elde edilmesi öngörülen fiyat istikrar fonu gelirinin de beklenenin altında kalacağını dile getirdi.

Brent petrolün varil fiyatının son günlerde 105 dolara kadar yükseldiğini belirten Berova, bunun son bir hafta içinde yaklaşık yüzde 35’lik bir artış anlamına geldiğini ve bu durumun KKTC ekonomisini doğrudan etkilediğini söyledi.

Petrol fiyatlarındaki artışın gıda, ulaşım, turizm ve inşaat gibi birçok sektörde tedarik zincirlerini etkileyebileceğini belirterek, hükümetin bu gelişmeleri yakından takip ettiğini ifade eden Berova, kısa süreli bir krizin yönetilebilir olabileceğini ancak savaşın uzun sürmesi halinde daha yüksek enflasyon, büyümede yavaşlama ve mali dengesizlikler yaşanabileceğini söyledi.

İncirli’nin konuşmasına da değinen Berova, muhalefetin eleştirilerinin siyaset çerçevesinde değerlendirilebileceğini ancak bu tablo karşısında sorumlu muhalefetten çözüm önerileri duymayı beklediklerini söyledi.

Hükümetin göreve gelmesinden sonra vergi adaletini sağlamak amacıyla otomasyon sistemlerini geliştirmek, sahadaki denetimleri artırmak ve kayıt dışılığı azaltmak için birçok adım attıklarını belirten Berova, bu çalışmalar sonucunda vergi gelirlerinde önemli artış sağlandığını ifade etti.

Savaş ve savaş psikolojisinin devlet gelirleri açısından önemli bir tehdit oluşturduğunu dile getiren Berova, bu süreçte gelirlerin artırılması ve giderlerin dengelenmesi konusunda çalışmaların sürdüğünü söyledi.

Bakanlar Kurulu’nda yapılan toplantılarda tasarruf tedbirleriyle ilgili bir dizi adım atılması için çalışma yürütüldüğünü belirten Berova, açıklanan tasarruf tedbirlerinin ilk aşama olduğunu ifade etti. Berova, tedbirlerin rakamsal sonuçlarının ve detaylarının önümüzdeki süreçte kamuoyuyla ve ana muhalefet partisiyle paylaşılacağını söyledi.

Berova, esas hedefin sürdürülebilir borç yönetimini koruyarak savaşın yarattığı ekonomik koşullar içinde ülke ekonomisi için en doğru çıkış yolunu bulmak olduğunu belirterek, ana muhalefet partisinin yapıcı önerilerine açık olduklarını ifade etti.

- Üstel

Başbakan Ünal Üstel ise, muhalefet ile hükümetin farklı görüşlere sahip olabileceğini ancak ülkenin özel bir süreçten geçtiğini unutmamak gerektiğini söyledi. Üstel, böyle dönemlerde eleştirilerin yapılabileceğini ancak halkın birlik ve beraberliğini zedelemeden hareket edilmesinin önem taşıdığını ifade etti.

Orta Doğu’da yaklaşık 10 gündür devam eden ve giderek genişleyen bir savaş yaşandığına dikkat çeken Üstel, bu sürecin bir anda ortaya çıkmadığını kaydetti ve gelişmelerin uzun süredir yakından takip edildiğini söyledi. Hükümet olarak savaş ihtimalinin yükselmesi nedeniyle önceden bazı hazırlıklar başlattıklarını belirten Üstel, olası bir kriz durumunda halkın enerji ve temel ihtiyaçlar açısından sıkıntı yaşamaması için çalışmalar yürüttüklerini kaydetti.

Bu çerçevede olağanüstü Bakanlar Kurulu toplantısı yaptıklarını ifade eden Üstel, savaş devam ettiği sürece Bakanlar Kurulu’nun iki günde bir toplanarak gelişmeleri değerlendireceğini söyledi. Üstel, olağanüstü bir durum yaşanması halinde Cumhurbaşkanı ile ana muhalefet partisine de gerekli bilgilerin aktarılacağını belirtti.

Savaşın ekonomik etkilerine de değinen Üstel, çatışmaların başlamasından bu yana petrol fiyatlarının ciddi şekilde yükseldiğini kaydetti; hükümetin fiyat istikrar fonunu kullanarak bu artışların iç piyasaya yansımasını sınırlamaya çalıştığını söyledi.

Üstel, bugün ülkede benzinin litre fiyatının 52 TL, euro dizelin ise 49,25 TL olduğunu belirterek, Türkiye’de euro dizelin 65 TL, Güney Kıbrıs’ta ise yaklaşık 75 TL seviyesinde bulunduğunu kaydetti. Hükümetin bu süreçte fiyat dengelerini korumaya çalıştığını ifade eden Üstel, akaryakıt tedarikçileriyle sürekli temas halinde olduklarını ve yakıt arzının güvence altına alınması için çalışmalar yürütüldüğünü söyledi.

Yakıt stoklarına ilişkin de bilgi veren Üstel, ülkede en az iki aylık yakıt stoğu bulunduğunu ve bunun üç aya çıkarılmasının hedeflendiğini belirtti.

Elektrik üretimi için kullanılan yakıt stoklarının da gözden geçirildiğini ifade eden Üstel, bu alanda yaklaşık iki buçuk aylık stok bulunduğunu kaydetti.

KKTC’de şu anda doğrudan bir savaş riski bulunmadığını dile getiren Üstel, ancak Güney Kıbrıs’ta ciddi bir askeri hareketlilik yaşandığını söyledi.

İsrail, İran ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki çatışmaların giderek genişlediğini belirten Üstel, Rum Yönetiminin Kıbrıs Türklerini yok sayarak çeşitli askeri anlaşmalara imza attığını söyledi.

Türkiye Cumhuriyeti’nin garantörlük hakları çerçevesinde Kıbrıs Türk halkının güvenliğini sağlamak amacıyla bazı önlemler aldığını ifade eden Üstel, bu kapsamda Ercan Havalimanı’na altı F-16 savaş uçağının konuşlandırıldığını belirtti.

Rum lider Nikos Hristodulidis’in açıklamalarını da eleştiren Üstel, Türkiye’nin işgalci bir ülke olmadığını, Kıbrıs Türk halkının güvenliğine destek veren ve adanın garantörlerinden biri olduğunu söyledi. Rum tarafının günlerdir savaş gemileri ve uçakları bölgede konuşlandırdığını ifade eden Üstel, Türkiye’nin attığı adımların ise savunma amaçlı olduğunu kaydetti.

Üstel, F-16 uçaklarının olası bir durumda Kıbrıs Türk halkını korumak amacıyla konuşlandırıldığını belirterek, Türkiye’ye desteklerinden dolayı teşekkür etti.

Savaşın ekonomik etkilerine de değinen Üstel, çatışmalar nedeniyle KKTC’nin önemli ihracat kalemlerinden biri olan süt ürünlerinin Körfez ülkelerine gönderilmesinde sıkıntılar yaşandığını ve Türkiye üzerinden alternatif bir sevkiyat yöntemi üzerinde çalışıldığını ifade etti.

Hükümetin üreticilerin zarar görmemesi için gerekli adımları attığını da kaydeden Üstel, tasarruf tedbirlerinin devam edeceğini belirtti.

Üstel, zor bir süreçten geçildiğini vurgulayarak, birlik ve beraberlik içinde hareket edilmesi gerektiğini ifade etti. Eleştiriler yapılabileceğini ancak toplumda bütünlük duygusunun korunmasının önemli olduğunu söyleyen Üstel, bu sürecin dayanışma içinde aşılacağına inandığını dile getirdi.

- İncirli

Başbakan Ünal Üstel’in konuşmasının ardından yeniden söz alan CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, hükümete tavsiyelerini gerekmesi halinde ayrıca paylaşabileceklerini söyledi.

İncirli, ekonomik krizden çıkışın en önemli yolunun yolsuzluk yapmamak, usulsüzlükten kaçmak ve hukukun üstünlüğüne bağlı kalmak olduğunu ifade ederek, hükümeti şeffaf ve hesap verebilir olmaya davet etti.

Hükümete yönelik bazı iddialara da değinen İncirli, bu konularda kamuoyuna açıklık getirilmesi gerektiğini belirterek, şeffaflık ve hesap verebilirliğin hem ekonomik hem de siyasi krizlerden çıkışın temel şartı olduğunu söyledi.