Rum motosikletlilerin 1996 yılında Derinya’daki sınırı geçme girişimini planlayan Yorgos Hacikostas, Tasos İsaak ve Solomos Solomu’nun ölümüyle sonuçlanan olayları 30 yıl sonra anlattı.
Rum basınından Politis, Hacikostas’ın açıklamalarını “30 Yıl Sonra Derinya Olayları… Motosikletlilerin Büyük Sürüşünü Planlayan ve Organize Eden Adam Politis’e Konuştu” başlığıyla yayımladı.
Hacikostas, 1995 yılında motosikletlilerle Bostancı’ya düzenledikleri sürüşün ardından daha kapsamlı bir eylem gerçekleştirmeyi düşündüğünü söyledi. Kıbrıs sorununu uluslararası kamuoyunun gündemine taşımak amacıyla “Berlin’den Girne’ye sürüş” düzenleme fikrinin bu dönemde ortaya çıktığını belirtti.
Etkinliğin hazırlanmasının yaklaşık bir yıl sürdüğünü ifade eden Hacikostas, Alman Motosikletliler Federasyonu’nun yanı sıra 17 ülkenin federasyonundan destek aldıklarını kaydetti.
Kiliseden maddi destek
Eylemin finansmanına ilişkin soruları da yanıtlayan Hacikostas, Avrupa Motosikletliler Federasyonu ve yabancı motosikletlilerden maddi ve manevi destek aldıklarını söyledi.
Hacikostas, dönemin Başpiskoposu I. Hrisostomos’un da kendisini desteklediğini belirterek, kiliseden ilk etapta 10 bin, daha sonra 5 bin Kıbrıs lirası yardım aldıklarını ifade etti.
Klerides sürüşün iptal edilmesini istedi
Hacikostas, etkinlik günü dönemin Polis Genel Müdürü Haciloizu’nun kendisini telefonla arayarak Rum Başkanlık Sarayı’na çağırdığını anlattı.
Yunan Motosikletliler Federasyonu Başkanı ile birlikte saraya gittiklerini belirten Hacikostas, burada dönemin Rum lideri Glafkos Klerides’in kendilerine Türkiye ve KKTC tarafından yapılan uyarıları dikkate almaları gerektiğini söylediğini aktardı.
Klerides’in, olası bir çatışmanın Yunanistan’ı da savaşa sürükleyebileceği uyarısında bulunduğunu ifade eden Hacikostas, Klerides’in kendisine bazı devlet bilgileri verdiğini ve sürüşü o gün iptal etmesini, ilerleyen dönemde ise şartlar değiştiğinde yeniden hareket etmelerini istediğini söyledi.
Hacikostas, sürüşün iptal edildiğini açıkladığında bazı motosikletlilerin çoktan Derinya’da toplandığını ve İsaak ile Solomu’nun hayatını kaybettiğini daha sonra öğrendiğini belirtti.
“13 bin kişiydik”
KKTC’ye geçiş için bir güzergâh belirlediklerini söyleyen Hacikostas, etkinliğe yaklaşık 13 bin kişinin ve 170 yabancı motosikletlinin katılmasının planlandığını ifade etti.
Güzergâhın yalnızca kendisi tarafından bilindiğini belirten Hacikostas, katılımcıların bildiği tek şeyin sürüşün Girne’de sona ereceği olduğunu söyledi.
“Pişman değilim”
Hacikostas, olayların ardından herhangi bir pişmanlık duyup duymadığı sorusuna ise “Hayır” yanıtını verdi.
Dönemin Rum hükümetini de eleştiren Hacikostas, sürüşten yaklaşık altı ay önce Klerides’e etkinlikle ilgili ayrıntılı bir mektup gönderdiğini ancak Klerides’in kendisiyle görüştüğünde mektubu almadığını söylediğini aktardı.
İsaak ve Solomu’nun aileleriyle ilişkilerinin iyi olduğunu belirten Hacikostas, iki kişiyi de “kahraman” olarak gördüğünü ifade etti.
Hrisostomos: “Sürüş iptal edilmemeliydi”
Hacikostas, dönemin Başpiskoposu I. Hrisostomos’un olayların ardından kendisiyle görüştüğünü ve sürüşün iptal edilmemesi gerektiğini söylediğini aktardı.
Hrisostomos’un, Türklerin tehditlerine boyun eğilmemesi gerektiğini savunduğunu belirten Hacikostas, kendisine “Kıbrıs kan dökülmeden özgürlüğüne kavuşamaz” dediğini ileri sürdü.
Hacikostas, 1996’daki olayların ardından Kıbrıs sorununun uluslararası alanda daha fazla gündeme geldiğini savunarak, olayların farklı kesimler tarafından siyasi amaçlarla kullanılmaya çalışıldığını da öne sürdü.





