Semra Bayhanlı ve Ahmet Hilmi’nin “Orta Çağda Kıbrıs’ın Kadınları-Kıbrıs’ın Kadın Kahramanları” sergisi 6 Mart Çarşamba günü Naci Talat Vakfında açılıyor.

Naci Talat Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Sıla Usar İncirli yaptığı yazılı açıklamada, sergi hakkında bilgi verdi.

-İncirli

İncirli, serginin Semra Bayhanlı’nın fırça darbeleri ve Ahmet Hilmi’nin sözleriyle, tarihi sanatla anlatan, benzerine nadiren rastlanılan çok özel bir proje olduğunu ifade ederek, “Tarihin derinliği ve hakikatin verdiği heyecan, sanatın güzelliğine bezenmiş bir şekilde bizlerle buluşuyor. Ülkemizin yakın ve uzak tarihi bir çoğumuz için bilinmezliğini koruyor. Orta Çağ Kıbrıs tarihinin üzerindeki sis perdesini dağıtmak, ülkemizi daha yakından tanımak, yaşanan sosyal, kültürel ve siyasi olaylarda kadınların rolünü yeniden hatırlamak bu projenin ana hedeflerinden biridir.” dedi.

Tarihte kadın konusuna olan ilginin yakın zamanda artmış olsa da, 21. yüzyılda kadınların tarihinin henüz yazılmadığını ifade eden İncirli, Kıbrıs’ın tarihinde kadının yeri, üzerinde çokça çalışılması gereken, oldukça göz ardı edilmiş, hatta karartılmış bir alan olduğunu söyledi.

İncirli şöyle devam etti:

“Kıbrıs’ın ve Avrupa’nın Orta Çağ tarihinde kadınların sesi sessizlik içindedir. Onların siyasetteki rolü, yönetimlerin ve sosyal kurumların gelişimine olan katkıları, erkek merkezli ve erkekler tarafından şekillendirilen anlatılar ve belgesellerde uzun süre göz ardı edilmiştir. Projemizin başlıca amaçlarından biri, Kıbrıs tarihinde siyaset ve toplum yaşamında kadınların aktif rol oynadığı unutulmuş olayları su yüzüne çıkarmaktır. Avrupa sosyopolitik tarih anlatımının parçası olan, Kıbrıs’ın tatlı toprağı (sweet land of Cyprus) için sınırsız sevgi ve özveride bulunan Kıbrıs’ın Kraliçeleri ile yeniden buluşmanın heyecanı içerisindeyiz. Onlar soylarını Fransa, Almanya, İspanya, İtalya ve Anadolu’ya kadar sürdürseler de kalben Kıbrıslı olarak kaldılar ve Kıbrıslı bir kadının öz karakterini sergilediler.”

“Shakespeare'in Şen Kadınları” Mağusa'da sahnelendi “Shakespeare'in Şen Kadınları” Mağusa'da sahnelendi

-Serginin teması

Orta Çağ araştırmacısı Ahmet Hilmi’nin her biri siyasi olarak güçlü, geleneksel olarak erkeklerle ilişkilendirilen güce baş kaldırıp kurulu düzeni sorgulayan, hatta papaların ve kralların güçlerine meydan okuyan kahraman kadınlar ile ilgili araştırması ve anlatımı, ressam Semra Bayhanlı’nın fırçası ve renkleriyle birleşti.

Bayhanlı kraliçeleri ve diğer karakterleri resmederken günümüzde yaşayan Kıbrıslı kadınları, erkekleri ve çocukları model olarak kullandı.

Dönemin kıyafetlerinin, sembollerinin, mimarisinin izlerini sürdü. Kahramanları ve gerçek hikayelerini 160X200 cm’lik 7 resimde buluşturdu.

Ahmet Hilmi çalışmada her kraliçenin orijinal armalarına yer vermiş, Semra Bayhanlı ise her tabloda farklı bir anlamı olan elmayı sembol olarak kullanmıştır.

Ziyaretçiler resimlerdeki elmaların izlerini sürerken aynı zamanda sergimizin en heyecan verici armağanları olan Kraliçe Alice’in mührü ve Lefkoşa Sarayı’nın Orta Çağ’daki görünümü ile ilk kez karşılaşacak.  

-Sergide yer alan kadınlar…

Sergide yer alan Orta Çağda Kıbrıs’ın Kadınları şöyle:

“Kıbrıs Kraliçesi Şampanyalı Alice, 1193c-1246. Papaların kabusu olarak anılan, Kıbrıs’a gotik mimariyi getiren kraliçe. Kıbrıs Kraliçesi Antakyalı Plaisance, 1235-1261. Plaisance, güzelliği, zekâsı ve zarafetiyle ün yapmış, sarayını adanın kültür, sanat ve edebiyat merkezi haline getirmiş bir kraliçedir. Gücünü ve otoritesine korumak için mümkün olan her şekilde mücadele etmiştir.

 Kıbrıs Kraliçesi Aragonlu Eleanor, 1333-1417. Eleanor acımasız, entrikacı ve intikamcı olarak anılan bir kraliçedir. Katledilen kocası Kral IV. Peter’in ardından kralın erkek kardeşlerinin öldürülmesinden aynı zamanda hamile metresinin karnındaki çocuğu düşürmesi için Girne Kalesi’ne kapatılıp işkence görmesinden sorumlu tutulmaktadır. Kıbrıs’ı istikrarsız bir döneme sürükleyen Eleanor, Cenevizlilerle iş birliği yaparak 1373’te Kıbrıs’ın Ceneviz Cumhuriyeti tarafından fethedilmesine neden olur.

Kıbrıs Kraliçesi Brunswick-Grubenhagenli Helvis,1353-1421. Kraliçe Eleanor’un rahat saltanat sürmesinin önündeki tek engel Helvis’in kocası James kalmıştır. James’i ortadan kaldırmak için Eleanor, Cenevizlerden askeri yardım talep eder. 1374 yılında Helvis ile James Rodos Adası’nda esir düşer, Cenova’da La Mal Paga (Kötü Ödeme) hapishanesinde hapsedilir. Ceneviz esaretindeyken Helvis, çoğu Cenova’da doğdukları düşünülen ve aralarında Kıbrıs Kralı Janus, Napoli Kraliçesi Marie ve Prenses Agnes’in de olduğu on iki çocuk doğurur. Helvis yaptığı el işlerini satarak eşine ve çocuklarına bakar.  Daha sonra, Lefkoşa’daki St. Sophia Katedrali’nde Kıbrıs Kralı ve Kraliçesi olarak taç giyerler. ‘Sadık Eş’tablosunda Helvis ve James, Ceneviz’deki La Mal Pagahapishanesinde sevgi dolu bir kucaklaşmada tasvir edilmiştir.

Kıbrıs Prensesi, Savoy Düşesi Anna, 1418-1462. Kıbrıs Prensesi Anna, Savoy Düşesi olunca halası Agnes ve 300 Kıbrıslı müzisyen, aşçı ve soylu ile Avrupa’ya gider. Anna, rönesans sanatı ve kültürünün hamisi ve duyarlı bir devlet yöneticisiydi. 19 çocuk doğurur. Anna’nın soyu, Avrupa kraliyet ailelerinin birçoğuna yayılır ve nesiller boyu devam eder. Bunlar arasında İskoçya Kraliçesi Mary, I. François, Fransa Kralı XIV.Louis ve muhtemelen PrensesDiana ile William Churchill de bulunmaktadır. Avrupa’nın anası olarak bilinir. ‘Kutsal Aile’ tablosu Anna’nın Katolik inancını sergiler. Halası Agnes ve on dokuz çocuğundan ikisi, geleceğin Kıbrıs Kralı Louis of Geneva ile Fransa Kraliçesi Charlotte, Kutsal Aile kompozisyonunu tamamlar. Agnes’inelinde çağın Lüzinyanları için bilgiyi temsil eden kitap vardır.

Kıbrıs Kraliçesi Caterina Cornaro, 1454-1510. Venedik’in kızı Caterina 1474-1489 yılları arasında adayı son hükümdar olarak yönetir. Kıbrıs’a olan büyük sevgisiyle hatırlanır. Adanın kültürünü benimsemiş, Avrupa ve Yakın Doğu arasında bağlar kurmuştur. Caterina Cornaro, saraylarını sanatsal ve kültürel yeniliklere açan gerçek bir rönesans kraliçesidir. Venedik ve Kıbrıs kıyılarından çok öteye uzanan unutulmaz bir kültürel miras bırakmıştır. Kıbrıs’ın ünlü kraliçesi edebiyat dünyasını hala etkilemektedir.

Arnalda de Rochas, ?-1570. 1570 yılında Lefkoşa Osmanlılar tarafından kuşatılmıştır. 45 günden sonra Lefkoşa düşer. Lefkoşa zenginliğiyle şöhret yapmış ve İstanbul’un fethinden sonra Osmanlı ordularına ikinci en büyük ganimeti kazandırmıştır. Arnalda, ele geçirilen ganimet ve esir alınan diğer gençleri ile birlikte İstanbul’a götürülmek üzere bir kalyona yerleştirir. Rivayete göre, 3 Ekim 1570'te geminin cephaneliğini Mağusa Bahçesi'nin dışında havaya uçurur. İnfilak şehri ve ötesini sarsar. Altın bir kafeste olmak yerine ölümü seçmiştir. Semra’nın “Arnalda Yükselirken” adlı eseri, cennete yükselen kahramanı, saflığı temsil eden beyaz bir elbise içinde tasvir etmiştir.”

İncirli, yapılan çalışmanın, sadece Kıbrıs’ı değil Avrupa ve yakın coğrafyayı da sarmalayarak sonraki nesillere kültürel bir miras olarak kalacağına inançlarının tam olduğunu ifade etti.

Sergi, 6-23 Mart tarihleri arasında Naci Talat Vakfı Barış ve Dostluk Evi’nde ziyaret edilebilecek.

Ayrıca projedeki resimlerin ve tarihsel metinlerin yer aldığı sergi kitapçığı Türkçe ve İngilizce olarak sanat ve tarih severlerin beğenisine sunulacak.

Akademisyenlerin katılacağı sergide, “Orta Çağda Kadın”, “Saray ve Toplum Yaşamı” başlıklarında paneller düzenlenecek.

Editör: Burhan CANBAZ